"İslam Barış Halinde Yaşamayı Emreder" (Bakara, 3/208)
Muhterem Müslümanlar!
Yüce Allah, içinde yaşadığımız evreni, bütün insanların huzur ve rahat içinde yaşayabilecekleri elverişli bir mekan olarak yaratmış ve canlı cansız her şeyi insanın emrine vermiştir. Bu ilahi lütuf karşılığında yüce Allah'ın insanoğlundan beklediği görev, kendisinin Rabliğini kabul etmiş, var oluş gerçeğini unutmadan insanca bir hayat, yer yüzünü imar, ıslah ve inşa etmektir.
İnsanlığa son kez ilahi rehber olarak gönderilen Yüce Dinimiz İslam, yeryüzünde kaosu değil, düzeni, insanlar arasında barış ve adaleti gerçekleştirmeyi amaçlamış, düşmanlığı, bozgunculuğu, sevgisizliği, merhametsizliği ve zulmü yasaklamıştır. Kutsal Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de, bütün müminler toptan barışa çağrılmakta, ilahi din mensupları asgari müştereklerde barış ve uzmanlaşmaya davet edilmektedir. (Al-i İmran, 64)
Aynı dünyayı paylaşan insan ve devletler bir birlerine karşı merhamet duyguları ile hareket etmelidirler.
Bütün ilahi dinlerin barışa olan çağrısına rağmen devletler arasında barış tesis edilemiyorsa, dünyada pek çok şey anlamını yitirmiş demektir.
Diyalogsuzluk, kin, nefret ve hasetten kaynaklanan, insan kanı ve gözyaşının akıtılmasına sebep olan bütün kavgalar, şiddet gösterileri ve terör eylemleri hangi din mensubu tarafından ve dünyanın neresinde yapılırsa yapılsın, kabul edilemez bir durumdur.
Tarih boyunca, ilahi din mensuplarınca kutsal kabul edilen ve biz Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'nın bulunduğu Kudüs ve çevresinde, yıllardır devam eden huzursuzluk ve çatışmaların, bugünlerde bir insanlık dramına dönüştüğünü müşahede etmekteyiz.
Ölen insanlar, sönen ocaklar, kimsesiz ve biçare kalan çocuklar yüreğimi dağlamaktadır. Huzura ve sükuna her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulan, bütün dünyayı gerginliklerin girdabına sokabilecek bu tür olayların meydana gelmesi, bizleri derin bir üzüntüye sevk etmiştir.
Bu vesileyle şu hususun tekrar hatırlanmasında yarar görmekteyiz. Masum insan hayatına kast eden her türlü saldırı ve teşebbüs büyük bir insanlık ayıbıdır.
İhtilaf ve sorunların ancak konuşularak, medeni bir şekilde müzakere edilerek, karşılıklı diyalog ortamı oluşturularak çözebileceği gerçeği, hiçbir zaman hatırdan uzak tutulmamalıdır. Bu, yüce dinimizin açık emri olduğu gibi, medeni olmanın ön şartıdır.
Müşterek varlığımız Yüce Allah'ın en çok sevdiği beşeri vasıflardan biri de sevgidir. Yüce Allah'ın insanlara şefkati ve sevgisi, bir annenin çocuğuna olan şefkatinden ve sevgisinden daha büyüktür. Yüce Allah Kur'an-ı Keriminde; Rahmetinin her şeyi kuşattığını ifade etmektedir.
Müslüman olarak, dünyanın her yerinde özellikle Ortadoğu'da kalıcı barış ve huzurun sağlanması için hep birlikte dua edelim. Hutbemizi bir ayet mealiyle bitirelim:
"Her biriniz için bir yol ve yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi sınamak istedi. O halde iyi işlerde birbirinizle yarışın, hepinizin dönüşü Allah'adır". (Maide, 48)
1999'un Nisan ayının bilmem hangi cumasında okunan hutbe ile 4 Nisan 2002 Cuma günü okutulan hutbe arasındaki farkı ve dolayısı ile kurumda oluşan "değişimi" daha iyi anlayasınız diye ikisini de size sundum. Yan yana koyup okuyun.
DİB, Protokol Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından gönderilen son faks yukarıdaki hutbe ile ilgili idi.
Hutbede geçen ifadeler için söylenecekler olmakla beraber, ben yazımda bu hutbede geçen iki ayetin nasıl "Ehli Kitap"la Diyaloga delil gösterildiğini sorgulamış ve ayetlerin hutbede yanlış manalandırıldığını ifade ettikten sonra kısa bir izahat yapmaya çalışmıştım.
Vatikan tarafından oluşturulan "Dinlerarası Diyalog Konseyi" Diyalog kelimesini, kelime manasından yola çıkarak değil,ona yüklediği ıstılahî bir anlamla ifade etmektedir. Bunu da eğip bükmeden; Bütün dünyayı Hıristiyan yapmak şeklinde açıklarken, sayın Diyanet yetkilisi, hem "Diyalog" kelimesini, hem de "Silm" kelimesini sadece kelime anlamlarından yola çıkarak manalandırmaya kalkışması, konuya vukufiyetsizliğinin bir sonucu mu acaba?
Faksta geçen ifadeleri bir sonraki yazıda ele alacağımı ifade ederek, dinde zorlama olmadığını, her kesin inancında muhayyer bırakıldığını ifade için alınan ve herkesin bildiği bir ayette geçen bir kelimenin ne anlama geldiğini sormak isterim:
"Dinde zorlama yoktur. Muhakkak ki, iman ile sapıklık birbirinden ayrılmıştır". (Bakara, 2/256)
Ayette geçen ve imandan ayrıldığı ifade edilen sapıklık/gayy ne anlama geliyor?
İnançta muhayyerlik nasıl mümkün olur?
Muhayyer: seçmekte ve almakta serbest olunan, beğenilmezse iade edilmek şartıyla alınan.
Varolan "Bütün ilahi dinler" kaç tanedir?
Oysaki bir önceki hutbede yer yüzünde bir tek ilahi dinin olduğu, diğerlerinin batıl olduğu ifade edilmişti.
"Müşterek varlığımız Yüce Allah" ne demek?
Diğer din mensuplarınca da, hak olduklarını ispat için delil getirilen bir ayetin (Maide, 48) mealiyle hutbeyi bitirmek bir tevafuk muydu?
Son olarak, yeryüzündeki bütün kavgaların, kalplerdeki imanın eseri olduğu fikrini yalanlarcasına, "Bütün ilahi dinlerin barışa olan çağrısına rağmen, devletlerarası barış tesis edilemiyorsa..." derken ne kastediliyor?
Misal mi? Ortadoğu'yu kana bulayan Şaron, bu vahşeti inancı aksini söylemesine rağmen, sadece bir devlet terörü olarak yapıyor?
"Arz-ı Mev'ud" Şaron'un okul yıllığında geçen bir deyim mi yoksa?
Ya da, sayın Reis beyin arz-i hürmetlerini, ikinci kez ve henüz sunduğu Papa cenapları, sayın Bush'a: "Ben Tacikistan'da olduğum sürece Afganistan'a harekata izni verme" cümlesini/emr-u fermanını, "ben Afganistan'da olduğum sürece" kısmı yokken buyuramaz mıydı?
Hani, dünya barışı için, yani.
Bu son olsun. "Kurtuluş için, Hıristiyan olmanız yetmez, ille de Katolik olmanız lazım" diyen Papa Cenapları, Diyalog yelpazesinin neresinde? Sayın Reis, hazır gitmişken, bunu sorabildi mi acaba zat-ı şahanelerine?
Devam edeceğiz.
Muhterem Müslümanlar!
Yüce Allah, içinde yaşadığımız evreni, bütün insanların huzur ve rahat içinde yaşayabilecekleri elverişli bir mekan olarak yaratmış ve canlı cansız her şeyi insanın emrine vermiştir. Bu ilahi lütuf karşılığında yüce Allah'ın insanoğlundan beklediği görev, kendisinin Rabliğini kabul etmiş, var oluş gerçeğini unutmadan insanca bir hayat, yer yüzünü imar, ıslah ve inşa etmektir.
İnsanlığa son kez ilahi rehber olarak gönderilen Yüce Dinimiz İslam, yeryüzünde kaosu değil, düzeni, insanlar arasında barış ve adaleti gerçekleştirmeyi amaçlamış, düşmanlığı, bozgunculuğu, sevgisizliği, merhametsizliği ve zulmü yasaklamıştır. Kutsal Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de, bütün müminler toptan barışa çağrılmakta, ilahi din mensupları asgari müştereklerde barış ve uzmanlaşmaya davet edilmektedir. (Al-i İmran, 64)
Aynı dünyayı paylaşan insan ve devletler bir birlerine karşı merhamet duyguları ile hareket etmelidirler.
Bütün ilahi dinlerin barışa olan çağrısına rağmen devletler arasında barış tesis edilemiyorsa, dünyada pek çok şey anlamını yitirmiş demektir.
Diyalogsuzluk, kin, nefret ve hasetten kaynaklanan, insan kanı ve gözyaşının akıtılmasına sebep olan bütün kavgalar, şiddet gösterileri ve terör eylemleri hangi din mensubu tarafından ve dünyanın neresinde yapılırsa yapılsın, kabul edilemez bir durumdur.
Tarih boyunca, ilahi din mensuplarınca kutsal kabul edilen ve biz Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'nın bulunduğu Kudüs ve çevresinde, yıllardır devam eden huzursuzluk ve çatışmaların, bugünlerde bir insanlık dramına dönüştüğünü müşahede etmekteyiz.
Ölen insanlar, sönen ocaklar, kimsesiz ve biçare kalan çocuklar yüreğimi dağlamaktadır. Huzura ve sükuna her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulan, bütün dünyayı gerginliklerin girdabına sokabilecek bu tür olayların meydana gelmesi, bizleri derin bir üzüntüye sevk etmiştir.
Bu vesileyle şu hususun tekrar hatırlanmasında yarar görmekteyiz. Masum insan hayatına kast eden her türlü saldırı ve teşebbüs büyük bir insanlık ayıbıdır.
İhtilaf ve sorunların ancak konuşularak, medeni bir şekilde müzakere edilerek, karşılıklı diyalog ortamı oluşturularak çözebileceği gerçeği, hiçbir zaman hatırdan uzak tutulmamalıdır. Bu, yüce dinimizin açık emri olduğu gibi, medeni olmanın ön şartıdır.
Müşterek varlığımız Yüce Allah'ın en çok sevdiği beşeri vasıflardan biri de sevgidir. Yüce Allah'ın insanlara şefkati ve sevgisi, bir annenin çocuğuna olan şefkatinden ve sevgisinden daha büyüktür. Yüce Allah Kur'an-ı Keriminde; Rahmetinin her şeyi kuşattığını ifade etmektedir.
Müslüman olarak, dünyanın her yerinde özellikle Ortadoğu'da kalıcı barış ve huzurun sağlanması için hep birlikte dua edelim. Hutbemizi bir ayet mealiyle bitirelim:
"Her biriniz için bir yol ve yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi sınamak istedi. O halde iyi işlerde birbirinizle yarışın, hepinizin dönüşü Allah'adır". (Maide, 48)
1999'un Nisan ayının bilmem hangi cumasında okunan hutbe ile 4 Nisan 2002 Cuma günü okutulan hutbe arasındaki farkı ve dolayısı ile kurumda oluşan "değişimi" daha iyi anlayasınız diye ikisini de size sundum. Yan yana koyup okuyun.
DİB, Protokol Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından gönderilen son faks yukarıdaki hutbe ile ilgili idi.
Hutbede geçen ifadeler için söylenecekler olmakla beraber, ben yazımda bu hutbede geçen iki ayetin nasıl "Ehli Kitap"la Diyaloga delil gösterildiğini sorgulamış ve ayetlerin hutbede yanlış manalandırıldığını ifade ettikten sonra kısa bir izahat yapmaya çalışmıştım.
Vatikan tarafından oluşturulan "Dinlerarası Diyalog Konseyi" Diyalog kelimesini, kelime manasından yola çıkarak değil,ona yüklediği ıstılahî bir anlamla ifade etmektedir. Bunu da eğip bükmeden; Bütün dünyayı Hıristiyan yapmak şeklinde açıklarken, sayın Diyanet yetkilisi, hem "Diyalog" kelimesini, hem de "Silm" kelimesini sadece kelime anlamlarından yola çıkarak manalandırmaya kalkışması, konuya vukufiyetsizliğinin bir sonucu mu acaba?
Faksta geçen ifadeleri bir sonraki yazıda ele alacağımı ifade ederek, dinde zorlama olmadığını, her kesin inancında muhayyer bırakıldığını ifade için alınan ve herkesin bildiği bir ayette geçen bir kelimenin ne anlama geldiğini sormak isterim:
"Dinde zorlama yoktur. Muhakkak ki, iman ile sapıklık birbirinden ayrılmıştır". (Bakara, 2/256)
Ayette geçen ve imandan ayrıldığı ifade edilen sapıklık/gayy ne anlama geliyor?
İnançta muhayyerlik nasıl mümkün olur?
Muhayyer: seçmekte ve almakta serbest olunan, beğenilmezse iade edilmek şartıyla alınan.
Varolan "Bütün ilahi dinler" kaç tanedir?
Oysaki bir önceki hutbede yer yüzünde bir tek ilahi dinin olduğu, diğerlerinin batıl olduğu ifade edilmişti.
"Müşterek varlığımız Yüce Allah" ne demek?
Diğer din mensuplarınca da, hak olduklarını ispat için delil getirilen bir ayetin (Maide, 48) mealiyle hutbeyi bitirmek bir tevafuk muydu?
Son olarak, yeryüzündeki bütün kavgaların, kalplerdeki imanın eseri olduğu fikrini yalanlarcasına, "Bütün ilahi dinlerin barışa olan çağrısına rağmen, devletlerarası barış tesis edilemiyorsa..." derken ne kastediliyor?
Misal mi? Ortadoğu'yu kana bulayan Şaron, bu vahşeti inancı aksini söylemesine rağmen, sadece bir devlet terörü olarak yapıyor?
"Arz-ı Mev'ud" Şaron'un okul yıllığında geçen bir deyim mi yoksa?
Ya da, sayın Reis beyin arz-i hürmetlerini, ikinci kez ve henüz sunduğu Papa cenapları, sayın Bush'a: "Ben Tacikistan'da olduğum sürece Afganistan'a harekata izni verme" cümlesini/emr-u fermanını, "ben Afganistan'da olduğum sürece" kısmı yokken buyuramaz mıydı?
Hani, dünya barışı için, yani.
Bu son olsun. "Kurtuluş için, Hıristiyan olmanız yetmez, ille de Katolik olmanız lazım" diyen Papa Cenapları, Diyalog yelpazesinin neresinde? Sayın Reis, hazır gitmişken, bunu sorabildi mi acaba zat-ı şahanelerine?
Devam edeceğiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Müslim Karabacak / diğer yazıları
- Ana-baba hakları-2 / 30.04.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024