Düzenlediği "tanıtım ve katılım" toplantıları ile, tarihinin en kritik dönemini yaşamakla olan Türkiye'yi kurtuluş limanına ulaştıracak projelerini anlatan Bağımsız Türkiye Partisi toplantı yaptığı illere Sütçü İmam'ın şehri Kahramanmaraş'ı da ekledi. "Biz bağımsızlığın ne demek olduğunu çok iyi biliriz" diyen Sütçü İmam'ın torunları, Batıpark Kapalı Spor Salonu'nu hınca hınç doldurarak yeniden "Maraş bize mezar olmadan düşman gülzar olamaz" dediler. Milletini, devletini, askerini, polisini, bayrağını, sancağını başına tac eden Prof. Dr. Haydar Baş ve BTP kurmaylarını başlarına taç ettiklerini haykırdılar.
Prangaya engel ruh
Şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal marşı ile başlayan, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Akçaabat folklor ekiplerinin oyunları, Kuvay-ı Milliye'nin sesi Ali Altın'ın türküleri ile coşkulu bir faaliyetin tarihe düşüldüğü programın açış konuşmasını İl Başkanı Murat Kazancı yaptı. Gayelerinin vatanımıza, canımıza, namusumuza, bayrağımıza göz dikenlere, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Sütçü İmamları, Rıdvan Hocaları, Şehit Kamilleri, Hasan Tahsinleri, Abdal Halil Ağaları hatırlatmak olduğunu söyleyen Kazancı, Prof. Dr. Haydar Baş'ın liderliğinde Türk'ün tarihe mührünü yeniden vuracağını belirtti. Toplantıda bir konuşma yapan BTP Genel Başkanı Ali Gedik, her şeyin iyice tıkanmak üzere olduğu Türkiye'de Trabzon, Ankara, İstanbul, Gaziantep, Kayseri, Bursa, Kahramanmaraş'ta kendini gösteren Anadolu ruhunun Türk siyasetine pranga vurmak isteyenlere engel olacağını belirterek, "Çünkü Türkiye'de artık BTP var. 2 yılda Avrupa'yı, 3 yılda ABD'yi geçecek, 4 yılda dünya lideri yapacak projeleri ile geliyor" dedi.
AB bizi 2. sınıf
görüyor
BTP'nin yok edilmek istenen ülkemizde son kale olarak nitelendiği toplantıda Kuvay-ı Milliye'nin yeniden şahlanışının mimarı Prof. Dr. Haydar Baş da bir konuşma yaptı. Açlıktan, yoksulluktan, sefaletten kurtuluşun yolunun BTP'nin tek başına iktidar olmasından geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, güçlü bir millet, güçlü bir devlet için güçlü bir orduya ihtiyaç bulunduğunu burada da tekrarladı. AB'ye karşı duruşunun hamasi duygulardan kaynaklanmadığını; Kıbrıs, Ege, Güneydoğu, Ayasofya, gibi konularda AB'nin takındığı tavrın karşı olmayı gerektirdiğini belirten Prof. Dr. Haydar Baş, gerekçelerinden birininin de AB'nin bizim insanımıza 3. sınıf insan muamelesi yapması olduğunu da şöyle dile getirdi:
"Avrupa ile alakası olan, ticari ilişkileri bulunan, akademik çalışmaları olan arkadaşlarımız, işçi kardeşlerimiz, Avrupa'yı çok iyi bilirler. Ülkemize izine geldikleri zaman sorduğunuzda, 'Bizi 2. 3. sınıf vatandaş olarak görüyorlar' diyorlar. Siz Kahramanmaraşlı kardeşlerimiz olarak 2. 3. sınıf vatandaş olmayı kabul eder misiniz? İşte ben de bunun için 'AB'ye hayır' diyorum."
Yeniden örnek olacağız
BTP'nin iktidarında 100 milyarın altında geliri olanlardan bir tek kuruş vergi alınmayacağını, bütün dünyanın Türk milletine muhtaç olacağını, kendi iktisadi anlayışının uygulandığı zaman Keynes'in, Adam Smith'in iktisadi anlayışlarına top attıracağını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş; "Merhum Atatürk'ün devrinde yaptığı işler nasıl çevre devletlere örnek oldu ise bizim uygulayacağımız iktisadi kurallar da etrafımızdaki geri kalmış, ileriye gitmek isteyen devletler için bir kurtuluş vesilesi olacaktır" dedi.
Borç mantığı ile kalkınma olmaz
Türkiye'nin tedavülde bulundurulması gereken miktarda parayı piyasada bulundurmadığı için oluşan açığı kapatmak için global sermayeden aldığı borçlar için yılda 45 katrilyon ödediğini, borcun aslının ise yerinde saydığı gerçeğine dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, bu şekilde bir borç mantığı ile devlet ve milletin kalkınmasının mümkün olmadığını söyledi ve yolun emisyon hacminin genişletmekten geçtiğini bir kez daha dile getirdi. Prof. Dr. Haydar Baş şöyle dedi:
"Amerika ilk kalkınmaya başladığı zaman emisyonu genişletmiştir. İngiltere, Fransa, Almanya kalkınma dönemlerinde emisyonu genişletmiştir. Hatta, Almanya için söylenir. O tarihte bir Alman lokantaya gittiği zaman sepetle para götürürmüş. Kalkınma döneminde emisyonun genişletilmesi bir kanundur. IMF ise TC Devletine "Emisyonu genişletme! Merkez Bankası para basmasın!" diyor. Eskiden 'tefeciler' vardı. Şimdi bunlara 'küresel güç' deniliyor. Kuruluş maksatları faizle para satmaktır. Bizi onlara yönlendiriyor. Türkiye her yıl bunlara 45 katrilyon faiz ödüyor. Buna son vermemiz lazımdır. 1923 ila 1938 arasında merhum Atatürk döneminde olduğu gibi emisyonu genişletmemiz lazımıdır."
Prangaya engel ruh
Şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal marşı ile başlayan, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Akçaabat folklor ekiplerinin oyunları, Kuvay-ı Milliye'nin sesi Ali Altın'ın türküleri ile coşkulu bir faaliyetin tarihe düşüldüğü programın açış konuşmasını İl Başkanı Murat Kazancı yaptı. Gayelerinin vatanımıza, canımıza, namusumuza, bayrağımıza göz dikenlere, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Sütçü İmamları, Rıdvan Hocaları, Şehit Kamilleri, Hasan Tahsinleri, Abdal Halil Ağaları hatırlatmak olduğunu söyleyen Kazancı, Prof. Dr. Haydar Baş'ın liderliğinde Türk'ün tarihe mührünü yeniden vuracağını belirtti. Toplantıda bir konuşma yapan BTP Genel Başkanı Ali Gedik, her şeyin iyice tıkanmak üzere olduğu Türkiye'de Trabzon, Ankara, İstanbul, Gaziantep, Kayseri, Bursa, Kahramanmaraş'ta kendini gösteren Anadolu ruhunun Türk siyasetine pranga vurmak isteyenlere engel olacağını belirterek, "Çünkü Türkiye'de artık BTP var. 2 yılda Avrupa'yı, 3 yılda ABD'yi geçecek, 4 yılda dünya lideri yapacak projeleri ile geliyor" dedi.
AB bizi 2. sınıf
görüyor
BTP'nin yok edilmek istenen ülkemizde son kale olarak nitelendiği toplantıda Kuvay-ı Milliye'nin yeniden şahlanışının mimarı Prof. Dr. Haydar Baş da bir konuşma yaptı. Açlıktan, yoksulluktan, sefaletten kurtuluşun yolunun BTP'nin tek başına iktidar olmasından geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, güçlü bir millet, güçlü bir devlet için güçlü bir orduya ihtiyaç bulunduğunu burada da tekrarladı. AB'ye karşı duruşunun hamasi duygulardan kaynaklanmadığını; Kıbrıs, Ege, Güneydoğu, Ayasofya, gibi konularda AB'nin takındığı tavrın karşı olmayı gerektirdiğini belirten Prof. Dr. Haydar Baş, gerekçelerinden birininin de AB'nin bizim insanımıza 3. sınıf insan muamelesi yapması olduğunu da şöyle dile getirdi:
"Avrupa ile alakası olan, ticari ilişkileri bulunan, akademik çalışmaları olan arkadaşlarımız, işçi kardeşlerimiz, Avrupa'yı çok iyi bilirler. Ülkemize izine geldikleri zaman sorduğunuzda, 'Bizi 2. 3. sınıf vatandaş olarak görüyorlar' diyorlar. Siz Kahramanmaraşlı kardeşlerimiz olarak 2. 3. sınıf vatandaş olmayı kabul eder misiniz? İşte ben de bunun için 'AB'ye hayır' diyorum."
Yeniden örnek olacağız
BTP'nin iktidarında 100 milyarın altında geliri olanlardan bir tek kuruş vergi alınmayacağını, bütün dünyanın Türk milletine muhtaç olacağını, kendi iktisadi anlayışının uygulandığı zaman Keynes'in, Adam Smith'in iktisadi anlayışlarına top attıracağını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş; "Merhum Atatürk'ün devrinde yaptığı işler nasıl çevre devletlere örnek oldu ise bizim uygulayacağımız iktisadi kurallar da etrafımızdaki geri kalmış, ileriye gitmek isteyen devletler için bir kurtuluş vesilesi olacaktır" dedi.
Borç mantığı ile kalkınma olmaz
Türkiye'nin tedavülde bulundurulması gereken miktarda parayı piyasada bulundurmadığı için oluşan açığı kapatmak için global sermayeden aldığı borçlar için yılda 45 katrilyon ödediğini, borcun aslının ise yerinde saydığı gerçeğine dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, bu şekilde bir borç mantığı ile devlet ve milletin kalkınmasının mümkün olmadığını söyledi ve yolun emisyon hacminin genişletmekten geçtiğini bir kez daha dile getirdi. Prof. Dr. Haydar Baş şöyle dedi:
"Amerika ilk kalkınmaya başladığı zaman emisyonu genişletmiştir. İngiltere, Fransa, Almanya kalkınma dönemlerinde emisyonu genişletmiştir. Hatta, Almanya için söylenir. O tarihte bir Alman lokantaya gittiği zaman sepetle para götürürmüş. Kalkınma döneminde emisyonun genişletilmesi bir kanundur. IMF ise TC Devletine "Emisyonu genişletme! Merkez Bankası para basmasın!" diyor. Eskiden 'tefeciler' vardı. Şimdi bunlara 'küresel güç' deniliyor. Kuruluş maksatları faizle para satmaktır. Bizi onlara yönlendiriyor. Türkiye her yıl bunlara 45 katrilyon faiz ödüyor. Buna son vermemiz lazımdır. 1923 ila 1938 arasında merhum Atatürk döneminde olduğu gibi emisyonu genişletmemiz lazımıdır."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.