Kim gönderdi hatırlamıyorum da...Hoş bir hikaye.Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki çocuğunu kapının önünde beklerken buldu. Çocuk babasına, "Baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun" diye sordu. Zaten yorgun gelen adam, "Bu senin işin değil" diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk "Babacığım lütfen, bilmek istiyorum" diye üsteledi. Adam "İllâ da bilmek istiyorsan 20 milyon" diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk "Peki bana 10 milyon borç verir misin" diye ekledi. Adam iyice sinirlenip, "Benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi, derhal odana git ve kapını kapat" dedi.Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı. Adam sinirli sinirli;"Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder" diye düşündü. Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşündü, "Belki de gerçekten lazımdı" diye içinden geçirdi. Çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı. Yatağında olan çocuğa,"uyuyor musun" diye sordu. Çocuk "hayır" diye cevap verdi... "Al bakalım, istediğin 10 milyon. Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm. Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" dedi. Çocuk sevinçle haykırdı, "teşekkürler babacığım"... Hemen yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkardı.Adamın suratına baktı ve yavaşça paraları saydı. Bunu gören adam iyice sinirlenerek, "Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun? Benim, senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok" diye kızdı... Çocuk "Param vardı ama yeterince yoktu " dedi ve yüzünde mahcup bir gülücükle paraları babasına uzattı; "İşte 20 milyon. Şimdi bir saatini alabilir miyim babacığım?"Hikaye burada bitiyor.Siz siz olun çocuklarınıza ücretsiz zaman ayırın.Başkaları para vererek bu işi yapıyor ve hiç de hoş şeyler öğretmiyor onlara.***Hep Karadeniz fıkraları olacak değil yaAlıştınız hep Karadeniz fıkralarına.Oysa memleketin her yanının kendine has fıkra kültürü var.Alın size bir demet Kayserili fıkrası.Kayserilinin biri iş için Ankara'ya gitmiş ve bir taksiye binmiş. İneceği yere geldiğini ve inmekistediğini belirtmiş taksiciye. Ama dinleyen nerede!Taksi rampa aşağı hızla gidiyormuş.Kayserili telaşla bağırmış:-Şoför gardaş, hayırdır nereye gidiyoruz böyle? Mezbahaya kelle mi yetiştirecen?-Ne mezbahası birader, fren patladı görmüyor musun?-Bişeyler yap o zaman!-Maalesef yapacak bir şey yok!-Bari taksimetreyi gapat gardaşım yav!..***Kayseri'de pazarlık değişmez bir adet haline geldi. Hemen her dükkanda bu yıllardır süregelen birgelenektir. Bu durum ilkokul çocuklarına bile yansımıştır. İki çocuk bahçede konuşurlarkenaralarında pazarlık söz konusudur:-Beş kere beşin yirmi beş ettiğini bildiğin halde, niye Öğretmene yirmi sekiz diye cevap verdin ?Öğrenci çok olgun bir şekilde cevaplar arkadaşını :-Öyle olduğunu biliyorum da, belki öğretmenimle pazarlığa tutuşurduk diye düşündüm. Onun için yirmi sekiz dedim.Garip ama gerçek olaylar (imiş)ABD'de Massachusetts İnstitute of Technology'de okuyan bir öğrencinin tanık olduğu bu öykü, bir tez çalışmasının nelere yol açacağını göstermesi açısından ilginç bir örnek oluşturuyor:Bir lisansüstü öğrencisi bir yaz mevsimi süresince her gün üzerine siyah-beyaz çizgili bir tişört giyerek Harvard futbol sahasına gider. 15 dakika boyunca sahayı bir uçtan diğer uca yürüyerek yerlere kuş yemi serper. Bu arada cebinden bir hakem düdüğü çıkartıp öttürür.Yağmur, çamur demeden hergün aynı saatte aynı hareketleri törensel bir ciddiyetle yapar.Derken sonbahar gelir, futbol mevsimi başlar. Harvard futbol takımının ilk maçı oynanacaktır. Siyah-beyaz tişörtlü hakem başlama düdüğünü çalar ve o anda olanlar olur.Yüzlerce kuş sahaya hücum eder ve doğal olarak maç ertelenir. Bu arada öğrenci tezini vermiş ve mezun olmuştur.Beğenmeyen okumasın. Ben de bir okurun yalancısıyım.Doğru söze ne denir!Bakın Burak Tilev ne gönderdi.Bugünlerde....Kalitemiz arttı, keyfimiz azaldı.Daha büyük evlerde ama daha küçük ailelerle yaşıyoruz.Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı.Diplomamız bol ama sağduyumuz az.Uzmanlıklar arttı ama sorunlar da çoğaldı.İlaçlar çoğaldı, ne var ki hastalıklar da arttı.Çok para harcıyoruz ama az gülüyoruz.Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz.Akşam geç yatıyoruz ama sabah yorgun kalkıyoruz.Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz.Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik.Çok konuşuyor ama az gönül veriyor ve çok yalan söylüyoruz.Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik.Hayata yıllar ekledik ama gel gör ki, yıllara hayat katamadık.Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza uğramak için karşıya geçmeyi bilmiyoruz.Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine gitmiyoruz.Havayı temizledik ama ruhları/gönülleri kirlettik.Atomu parçaladık ama önyargılarımızı yıkamadık.Çok yazıyor ama az gelişiyoruz.Daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz.Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla!Gelirimiz arttı ama karakterimiz zayıfladı.Tanıdıklar çoğaldı ama dostlar eksildi.'Dünya barışı' der, silahlanırız!Daha mutlu olmak için, 'somurtarak' çalışırız.Bugünler...Eve çift maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı; kısa seyahatlerin, kağıt mendil gibi ilişkilerin, yıka çık gönüllerin, vitrinlerin, tribünlerin dolu ama gönüllerin boş olduğu günler.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Müslim Karabacak / diğer yazıları
- Ana-baba hakları-2 / 30.04.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024