İhtiyaç duymak insanın doğasında var. Hatta milletlerin, devletlerin de ihtiyaçları söz konusu.
Global dünyada devletlerin birbirine olan ihtiyaçları millet menfaatlerine göre değil de maalesef onlara sunulan şartlarla şekilleniyor.
İşte petrol zengini Arap ülkelerinin hali!
Suud'un Şii bir din adamını hukuki bir gerekçe olmaksızın idam etmesiyle başlayan olaylar esasen BOP'un, Arap Baharı'nın içinde yer alan Suudi Arabistan'ın ayağına kurşun sıkmasından başka bir mana ifade etmiyor.
Müslüman Suud'un Müslüman İran'a savaşı daha neyle izah edilebilir.
Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve diğerleri de ABD'nin Ortadoğu'daki petrol kaynakları üzerindeki hesabını bildikleri, Müslüman'a bakışını tanıdıkları halde Suud'dan farksız davranmıyorlar.
Bu, Arap âleminin 1800'lü yıllarda hicaz bölgesinde İngilizlerin oyunu ile Osmanlı'yı arkadan vuran, İslam'a ihanet edenlerin yaşadıklarına benziyor.
Burada İngiliz etkisinde kurdurulan vehabilik, İslam dünyasından uzak ama adı İslam olan devletlerin, Hıristiyan batı ile yakınlaşma vesilesi oldu.
Esasen kurulan mezhep, batı dünyasının İslam'ın kalbine batırdığı büyük bir hançerdi ve bugüne kadar işe yaradı.
Batısız olamayız mantığı ile yetiştirilen Arap liderler ABD ve İsrail ne derse yapar bir hal ile bugüne kadar eriştiler.
Halen ABD'ye ihtiyacımız var, İsrail'e ihtiyacımız var diyorlar.
Libya bitmiş, Tunus hallolmuş, Mısır'ın işi tamam; Suriye direniyor, BOP ve Arap Baharı'nın sonuna yaklaşıldığı halde halen onlara ihtiyacımız var diyorlar.
Enteresan olan Müslüman Arap âlemi, bilhassa Sünni dünya bunu seslendirirken, içinden türetilen IŞİD, el Kaide, Boko Haram gibi örgütlere yöneliş de artmaya başladı.
Batı, İslam âleminin içinde İslam dünyasına düşman kitleler oluşturuyor.
Bu sayede aynı kanser hücresi gibi kendi kendini bitirmeye başlayan bir dünya var artık.
Bu dünya Müslüman terör örgütleri ile Büyük İsrail'in önünü açıyor.
Türkiye de aynı oyuna geliyor.
PKK'nın Suriye kolu PYD, ABD'nin desteğiyle Türkiye'nin MGK toplantısında kırmızı çizgisi olarak dünyaya ilan ettiği Fırat'ın batısına operasyon başlattığını duyurdu. Bir sonraki hedef ise Cerablus? Böylece Kobani'den Afrin'e Türkiye sınırı PYD'nin eline geçmiş olacak.
Kırmızıçizgileri kalmamış, sınır güvenliği bitmiş Türkiye'de üstelik bazı terör örgütlerinin ele geçirdiği yerlerden, mahallelerden bahsediliyor.
BOP'un eş başkanlığıyla övünen Türkiye, biraz daha başkan olarak kalır, ses çıkarmazsa parçalanma kaçınılmazdır.
Devlet ve millet varlığı için terör örgütleri büyük bir tehdittir, devletin adı geçen tüm örgütlere karşı milletle birlikte tavır alması gerekir.
Global dünyada devletlerin birbirine olan ihtiyaçları millet menfaatlerine göre değil de maalesef onlara sunulan şartlarla şekilleniyor.
İşte petrol zengini Arap ülkelerinin hali!
Suud'un Şii bir din adamını hukuki bir gerekçe olmaksızın idam etmesiyle başlayan olaylar esasen BOP'un, Arap Baharı'nın içinde yer alan Suudi Arabistan'ın ayağına kurşun sıkmasından başka bir mana ifade etmiyor.
Müslüman Suud'un Müslüman İran'a savaşı daha neyle izah edilebilir.
Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve diğerleri de ABD'nin Ortadoğu'daki petrol kaynakları üzerindeki hesabını bildikleri, Müslüman'a bakışını tanıdıkları halde Suud'dan farksız davranmıyorlar.
Bu, Arap âleminin 1800'lü yıllarda hicaz bölgesinde İngilizlerin oyunu ile Osmanlı'yı arkadan vuran, İslam'a ihanet edenlerin yaşadıklarına benziyor.
Burada İngiliz etkisinde kurdurulan vehabilik, İslam dünyasından uzak ama adı İslam olan devletlerin, Hıristiyan batı ile yakınlaşma vesilesi oldu.
Esasen kurulan mezhep, batı dünyasının İslam'ın kalbine batırdığı büyük bir hançerdi ve bugüne kadar işe yaradı.
Batısız olamayız mantığı ile yetiştirilen Arap liderler ABD ve İsrail ne derse yapar bir hal ile bugüne kadar eriştiler.
Halen ABD'ye ihtiyacımız var, İsrail'e ihtiyacımız var diyorlar.
Libya bitmiş, Tunus hallolmuş, Mısır'ın işi tamam; Suriye direniyor, BOP ve Arap Baharı'nın sonuna yaklaşıldığı halde halen onlara ihtiyacımız var diyorlar.
Enteresan olan Müslüman Arap âlemi, bilhassa Sünni dünya bunu seslendirirken, içinden türetilen IŞİD, el Kaide, Boko Haram gibi örgütlere yöneliş de artmaya başladı.
Batı, İslam âleminin içinde İslam dünyasına düşman kitleler oluşturuyor.
Bu sayede aynı kanser hücresi gibi kendi kendini bitirmeye başlayan bir dünya var artık.
Bu dünya Müslüman terör örgütleri ile Büyük İsrail'in önünü açıyor.
Türkiye de aynı oyuna geliyor.
PKK'nın Suriye kolu PYD, ABD'nin desteğiyle Türkiye'nin MGK toplantısında kırmızı çizgisi olarak dünyaya ilan ettiği Fırat'ın batısına operasyon başlattığını duyurdu. Bir sonraki hedef ise Cerablus? Böylece Kobani'den Afrin'e Türkiye sınırı PYD'nin eline geçmiş olacak.
Kırmızıçizgileri kalmamış, sınır güvenliği bitmiş Türkiye'de üstelik bazı terör örgütlerinin ele geçirdiği yerlerden, mahallelerden bahsediliyor.
BOP'un eş başkanlığıyla övünen Türkiye, biraz daha başkan olarak kalır, ses çıkarmazsa parçalanma kaçınılmazdır.
Devlet ve millet varlığı için terör örgütleri büyük bir tehdittir, devletin adı geçen tüm örgütlere karşı milletle birlikte tavır alması gerekir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Sinem Baş / diğer yazıları
- Geçmiş olsun Sayın Baş / 23.03.2020
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018