Dünkü yazımda iktidarında, muhalefetinde ve kapitalizmin sözcülüğüne soyunan ekonomistlerin de gidişat hakkındaki kısır çekişmelerini ve de çaresizliklerini anlattım.
Bunların tamamı ekonomimizin bu noktaya nasıl geldiğini ve çıkışın nasıl olacağı gerçeğini saklıyorlar. Çünkü bu anlayışlar paranın tanımını yapamıyorlar. Senyoraj hakkı ve GSMH dengesinden bahsetmiyorlar. ABD bir ezber vermiş, onu okuyorlar. Bu ezber aynı zamanda tam bağımsızlığımızın inkarı da demektir.
Bu gerçeği Türkiye'de hem de 20 yıldır dillendiren tek siyasi yapı var: Bağımsız Türkiye Partisi.
Bakın! Milli Ekonomi Modeli ne diyor?
"Para, bir mübadele (değişim) ve tasarruf (değer saklama) aracıdır. Ekonomideki unsurları harekete geçiren bir tahrik unsurudur.
Ayrıca emeğin devreye girmesi sonucu elde edilen üretim ve hizmetin karşılığıdır. Kısaca paranın tanımı; mübadele, tahrik unsuru olma, tasarruf ve üretilen mal ve hizmetlerin karşılığı olması özelliklerinden hareketle yapılabilir.
Emeği devreye koyan, atıl duran yeraltı ve yerüstü kaynaklarını harekete geçirerek ekonomik değer üreten, tüketicinin ihtiyaçlarını talebe dönüştüren, piyasalarda oluşan talebe cevap verecek üretimi devreye koyan, üretim faktörlerini tetikleyen, üretimde ve tüketimde tahrik unsuru olan, mal ve hizmetin karşılığı olan maliyetsiz para, ekonomide her şeydir...
Milli Ekonomi Modeli, insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi ve ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olması, iç ve dış harcamalarının borçlanmadan temin edebilmesinin adı ve formülüdür…
Bu manada Milli Ekonomi Modeli ülkelerin kalkınmasının, ekonomik bağımsızlığın tek (yegane) yoludur."
Türkiye ve dünya nasıl sömürülüyor?
Milli Ekonomi Modeli eserinin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye ve dünyanın yaşadığı sömürü sitemini şöyle dile getiriyordu:
"Senyoraj hakkını kullanmayan, yani merkez bankalarını devreye koymayan, bunun yerine dışarıdan borç almak suretiyle piyasaya para sürmeyi tercih eden devletler kendi, insanlarının emeğini ve üretimini yabancılara peşkeş çekmektedirler.
Bunun içindir ki gelişmiş ülkeler IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar vasıtasıyla gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarına emisyon, yani para basma yasağı getirmişlerdir. Böylece bu ülkelerin piyasalarındaki emisyon açığı "hard currency" (sağlam para) ile kapatıldığı için bu ülkelerin gelirlerini, kendilerine transfer etmişlerdir."
Bu cümleleri, sokaktaki vatandaşa okuyun, 'evet, çok doğru' diyecektir.
İktidarı geçtik! Muhalefet bu gerçeği neden görmüyor? Bu gerçeği halka anlatsalar daha çok oy almazlar mı? Neden anlatmıyorlar? Çünkü emperyalistlere sözleri, kapitalizme teslimiyetleri var.
Milletimize sormak istiyorum; Bu ülkedeki oy oranı çok liderden, 'senyoraj hakkı' tabirinin duydunuz? Hayır.
Eğer bir ülkede bağımsızlıktan gelen bir hakkı ve o hakkın tabirini dahi kullanmaya cesaret edemeyen liderler söz sahibi ise fazla söze de gerek yoktur.
Ama bu ülkede dün Prof. Dr. Haydar Baş, bugün BTP lideri Hüseyin Baş, 'tam bağımsızlık' diyor ve gereklerini anlatıyorlar.
İşte anlattıkları ekonomik bağımsızlığın ilanı:
"Senyoraj en geniş manasıyla "paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılı değer arasındaki farktır. Bu fark devletin kasasına gelir olarak girdiğinde devlet, vergi gelirin dışında ciddi bir gelir elde etmiş olur. Senyoraj geliri devletlerin hükümranlık hakkını ifade eder.
Bir devlet, kendi coğrafyasındaki hizmet ve üretim karşılığında senyoraj geliri elde etme hakkına sahiptir.
Devletler elde ettikleri bu kârı kamu harcamalarında kullanır. Senyoraj geliri kamu harcamaları ile halka hizmet olarak aktarılacağı için devletlerin senyoraj geliri elde etmesi, halkın emeğinin kendine hizmet olarak geri dönmesidir."
Eğer bugün ülkemizde bağımsızlıktan gelen bu hakkımız kullanılmıyorsa ya bağımsız değiliz ya da birileri, bizim emeğimizin, geleceğimizin talan edilmesine izin veriyor, demektir.
Hakkımızı almaya, geleceğimizi kurtarmaya var mısınız?
- ‘Erdoğan Amca adım Danya Ebu Muhsin’ / 20.04.2025
- 2 bin değil 2 bin 600 yıldır yapılanamayanı yaptılar? / 19.04.2025
- Gazze’den tehciri, ‘hicret’ olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar / 18.04.2025
- Sahada yaşananlar Erdoğan’ı teyit etmiyor / 17.04.2025
- Erdoğan’ın ‘fakir fukara garip gureba’ çıkışı / 16.04.2025
- O zaman nedir bu Milli Ekonomi Modeli? / 15.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -2- / 14.04.2025
- O, benim bitmeyen rüyamdı -1- / 13.04.2025
- İktidarın kutsal (!) haç ve Konstantinapol sessizliği / 11.04.2025