Ayşe Teyze ile Fadik kız ormanda bir kulübede yaşarlarmış. Fadik kız o kadar güzelmiş ki, Ayşe Teyze, Fadik kızı her şeyden sakınır, gözü gibi korur, ortaya çıkarmazmış. Bütün işleri kendisi yaparmış. Ormana
gider, ağaç keser, kestiği ağaçları sırtına yüklenir, kasabaya götürüp
satarmış. Kazandığı para ile aldıklarını da yine sırtlanır, kulübeye
getirirmiş. Gel zaman git zaman Ayşe Teyze yaşlanmış ve hastalanarak, yatağa düşmüş. Ölümünün yaklaştığını anladığında, Fadik kızı yanına çağırarak, üç altın vermiş ve demiş ki;
- Ben artık ölüyorum. Şu üç altınla kasabaya gidip, kendine bir eşek
satın al. Kasabaya gidip gelirken yüklersin, sen de yorulmazsın.
Bunları söyledikten sonra da son nefesini vermiş. Fadik kız bir süre
sonra Ayşe Teyzenin dediğini yapmak için, üç altını almış yanına ve
kasabaya doğru yola çıkmış. Ancak eşek nasıl alınır, bilmiyor. Ne
yapacağını düşünürken, kasabanın ileri gelenlerinden birisi çıkmış
karşısına.
Sormuş;
- Ne arıyorsun burada Fadik kız.
- Ayşe Teyzem ölmeden önce üç altın verdi. Eşek alacağım. Ancak nasıl alacağımı bilmiyorum.
- Ne yapacaksın ki eşeği?
- Kasabaya gidip gelirken yük taşıyacağım.
- Yanlış öğüt vermiş Ayşe Teyzen. Simdi sen beni dinle, al o üç
altını, git kendine güzel giyecekler, ziynet ve çeyiz al. Ondan sonra da
sana bir koca bulalım, evlendirelim.
- Niye ki?
- Eeee, bir koca on eşeğe bedeldir der.
Fıkra burada biter,
İnsanın tuhafına şu gider;
Yukarıdaki fıkrayı yollayan Tanzanyalı dostum Abbas Kermalli’nin bu kadar kısa zamanda Türkçenin yanında terminolojiye de vakıf olması.
Basından
Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri’nde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konuşmasının ardından protokoldeki yerine geçerken halıya takılarak düştü. (Basın)
Ankara’da oturup yazılı açıklamalarla yetinince, hem konuşmayı hem de yürümeyi unutmuş demek.
Tabii, bu işin en ehven yorumu. Bir başkası bu düşüşü daha farklı yorumlayabilir. Şöyle ki; Süleyman, Nüman ve Bahçeli…
***
Ünal Karaman: Trabzonspor’un yüreği var. (Basın)
Hayatı bağırsaktan ibaret sananlara.
***
Şimdi de dondurulmuş gıda oyunu; 500 gramlık dondurulmuş gıdanın 350 gramı su çıkmış. (Basın)
Ne var bunda şaşılacak canım?
İnsan vücudunun yüzde 66’sı, insan beyninin yüzde 75’i su.
Garibim dondurulmuş 500 gram gıdanın 350 gramını su ile halletmiş diye suçluyorsunuz, ayıptır be(!)
Sahi, kızdığımız adama: Senin beynin mi sulandı dememizin bir anlamı var mı bu bilgiye göre? Zaten %75’i su mübareğin. Daha ne kadar sulansın ki? Sele mi gitsin?
İktidar ve muhalefet
İktidar ve muhalefet
Tam bir uyum tam bir ülfet
Vatandaş hakka emanet
Bak bakalım neye varır
Her şey güllük gülistanlık
Rehinde bizim bostanlık
Sırtlana kaldı insanlı
Sor bakalım neye varır.
Kimi geçim telaşında
Kiminin sürme kaşında
Ehilsizler iş başında
Bil bakalım neye varır
Parsel parsel memleketin
Satıldı malı milletin
İtibarı yok devletin
De bakalım neye varır.
Geçilmiyor kahramandan
Görünmez etraf dumandan
Yardım beklenir düşmandan
Duy bakalım neye varır
Çok mutlu amca ve yeğen
Mutlu olur çalıp yiyen
Bulunmaz hesap ver diyen
Bal bakalım neye varır.
NEYANÎ bu böyle gitmez
Bu derler saymakla bitmez
Bu dil yorulur söylemez
Bakalım nereye varır.
AŞIK NEYANÎ
gider, ağaç keser, kestiği ağaçları sırtına yüklenir, kasabaya götürüp
satarmış. Kazandığı para ile aldıklarını da yine sırtlanır, kulübeye
getirirmiş. Gel zaman git zaman Ayşe Teyze yaşlanmış ve hastalanarak, yatağa düşmüş. Ölümünün yaklaştığını anladığında, Fadik kızı yanına çağırarak, üç altın vermiş ve demiş ki;
- Ben artık ölüyorum. Şu üç altınla kasabaya gidip, kendine bir eşek
satın al. Kasabaya gidip gelirken yüklersin, sen de yorulmazsın.
Bunları söyledikten sonra da son nefesini vermiş. Fadik kız bir süre
sonra Ayşe Teyzenin dediğini yapmak için, üç altını almış yanına ve
kasabaya doğru yola çıkmış. Ancak eşek nasıl alınır, bilmiyor. Ne
yapacağını düşünürken, kasabanın ileri gelenlerinden birisi çıkmış
karşısına.
Sormuş;
- Ne arıyorsun burada Fadik kız.
- Ayşe Teyzem ölmeden önce üç altın verdi. Eşek alacağım. Ancak nasıl alacağımı bilmiyorum.
- Ne yapacaksın ki eşeği?
- Kasabaya gidip gelirken yük taşıyacağım.
- Yanlış öğüt vermiş Ayşe Teyzen. Simdi sen beni dinle, al o üç
altını, git kendine güzel giyecekler, ziynet ve çeyiz al. Ondan sonra da
sana bir koca bulalım, evlendirelim.
- Niye ki?
- Eeee, bir koca on eşeğe bedeldir der.
Fıkra burada biter,
İnsanın tuhafına şu gider;
Yukarıdaki fıkrayı yollayan Tanzanyalı dostum Abbas Kermalli’nin bu kadar kısa zamanda Türkçenin yanında terminolojiye de vakıf olması.
Basından
Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri’nde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konuşmasının ardından protokoldeki yerine geçerken halıya takılarak düştü. (Basın)
Ankara’da oturup yazılı açıklamalarla yetinince, hem konuşmayı hem de yürümeyi unutmuş demek.
Tabii, bu işin en ehven yorumu. Bir başkası bu düşüşü daha farklı yorumlayabilir. Şöyle ki; Süleyman, Nüman ve Bahçeli…
***
Ünal Karaman: Trabzonspor’un yüreği var. (Basın)
Hayatı bağırsaktan ibaret sananlara.
***
Şimdi de dondurulmuş gıda oyunu; 500 gramlık dondurulmuş gıdanın 350 gramı su çıkmış. (Basın)
Ne var bunda şaşılacak canım?
İnsan vücudunun yüzde 66’sı, insan beyninin yüzde 75’i su.
Garibim dondurulmuş 500 gram gıdanın 350 gramını su ile halletmiş diye suçluyorsunuz, ayıptır be(!)
Sahi, kızdığımız adama: Senin beynin mi sulandı dememizin bir anlamı var mı bu bilgiye göre? Zaten %75’i su mübareğin. Daha ne kadar sulansın ki? Sele mi gitsin?
İktidar ve muhalefet
İktidar ve muhalefet
Tam bir uyum tam bir ülfet
Vatandaş hakka emanet
Bak bakalım neye varır
Her şey güllük gülistanlık
Rehinde bizim bostanlık
Sırtlana kaldı insanlı
Sor bakalım neye varır.
Kimi geçim telaşında
Kiminin sürme kaşında
Ehilsizler iş başında
Bil bakalım neye varır
Parsel parsel memleketin
Satıldı malı milletin
İtibarı yok devletin
De bakalım neye varır.
Geçilmiyor kahramandan
Görünmez etraf dumandan
Yardım beklenir düşmandan
Duy bakalım neye varır
Çok mutlu amca ve yeğen
Mutlu olur çalıp yiyen
Bulunmaz hesap ver diyen
Bal bakalım neye varır.
NEYANÎ bu böyle gitmez
Bu derler saymakla bitmez
Bu dil yorulur söylemez
Bakalım nereye varır.
AŞIK NEYANÎ
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Müslim Karabacak / diğer yazıları
- Ana-baba hakları-2 / 30.04.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024