Deniz Feneri ve Marco'nun taciz davası, Almanya'da Türk hukuk sistemiyle ilgili bir tartışmanın başlamasına yol açtı. Berlin'de bir araya gelen iki ülkenin uzmanları, sorunların nereden kaynaklandığını irdeledi.
Türk ve Alman hukuk sistemleri son dönemde, iki ülkeyi de ilgilendiren davalar sebebiyle sık sık karşılaştırılıyor. Alman genci Marco'nun Antalya'da bir İngiliz kıza tacizde bulunmakla suçlanmasının ardından gözaltı süresinin uzaması, Alman medyasında geniş yer almıştı. Aynı şekilde, son olarak Deniz Feneri davası kapsamında iki ülke arasındaki adlî işbirliğinin yavaş yürüdüğü eleştirileri gündeme geldi. Peki Alman hukuk sistemiyle Türk hukuk sistemi gerçekten farklı temellere mi dayanıyor? Gecikmelerin sebepleri neler?
Hukuksal etkileşimTürk - Alman hukuk ilişkileri 'Kılıcın yapamadığını adalet yapar' diyen Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar uzanır. Askeri ve ticari boyuttaki alışverişin ardından başlayan bu hukuksal etkileşimi Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Yard. Doç. Dr. Emin Kahyaoğlu özetliyor: "Türkler Osmanlı döneminden başlayarak Almanya ile bir yakınlaşmaya giriyor. Bu yakınlaştırmanın neticesinde kanunlaştırma hareketlerinde de Almanya'nın etkileri ortaya çıkıyor. Özellikle deniz ticareti ve sigortayla ilgili hükümlerin hemen tamamen Almanya'dan alındığını görüyoruz." Cumhuriyet döneminde yapılan yasalarda da Alman etkisi dikkati çekiyor: Deniz Ticaret Hukuku ile 1929 tarihli Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Almanya'dan birebir alınıyor.Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Feridun Yenisey'e göre iki ülkenin adalet sistemi birbirine çok benziyor. En önemli fark 'Oberlandesgericht' olarak adlandırılan istinaf mahkemeleri. Yenisey, "Alman hukukunda ara bir mahkeme vardır. İstinaf sonrası temyize gidilir ama Türkiye'de henüz yok. En büyük fark da bu bence, istinafın olmaması?" diyor.
Marco haksızlığa uğradı mı?İstinaf mahkemelerinin bir diğer adı ise Eyalet yüksek mahkemesi? Bu mahkemenin işlevlerini Türk hukukunu da yakından bilen Prof. Dr. Christian Rumpf anlatıyor: "İstinaf temyizle tam olarak kıyaslanmaz. İstinaf mahkemeleri davayı yeniden ele alıyor, delilleri inceliyor, tanıkları çağırıyor. Temyiz mahkemelerinde bu olmuyor." İki ülkenin adalet sistemlerini son dönemde karşı karşıya getiren davalar da ceza davaları. Türk hukukunun Alman medyasında eleştiri oklarına hedef olduğu son olay, Alman genci Marco'nun gözaltı süresinin uzamasıydı. Peki Marco'nun 247 gün gözaltında tutulması gerçekten Türk hukuk sisteminin hatası mı ? Prof. Dr. Yenisey, bu konuda şunları söyledi: "Aynı fiil eğer Almanya'da işlenmiş olsaydı benzer sonuçlar doğacaktır, çünkü cinsel bir suç bu. Türk Ceza Kanunu ile Alman kanunları benziyor, ama onlar da anladılar: Şu anda, hukukçulara sorarsanız Marco büyük bir haksızlığa uğramadı, ama o zaman öyle zannettiler."
Deniz Feneri davasının siyasal yönleri Prof. Dr. Yenisey, Marco'nun özellikle mağdur edilmediği görüşünde. Prof. Rumpf'un açıklamaları da bu görüşü destekler nitelikte: "Gözaltı süresi aslında duruma bağlı. Genelde Almanya'da gözaltı süreleri bu kadar uzamayabilir, çünkü ceza davaları daha çabuk bitiyor. Ancak Marco gibi ortadan kaybolma riski varsa gözaltına alınıyor ve duruşmalara kadar bekletiliyor."Ceza hukukuna konu olan ve gecikme tartışmasına yol açan bir diğer dava ise Deniz Feneri skandalı.Alman adaleti adli yardım dosyalarını gecikmesi nedeniyle eleştirildi. Prof. Rumpf, sürecin yavaş işlemesinin iki nedeni olabileceğine işaret ederek, "5 ay bana biraz fazla geliyor, ama dosya kabarık olduğu için biraz gecikmiş olabilir. Aynı zamanda bu davanın bazı siyasal yönleri olabilir, o yüzden savcılar süreci hızlandırmada sıkıntı yaşayabilir" dedi.
Türk ve Alman hukuk sistemleri son dönemde, iki ülkeyi de ilgilendiren davalar sebebiyle sık sık karşılaştırılıyor. Alman genci Marco'nun Antalya'da bir İngiliz kıza tacizde bulunmakla suçlanmasının ardından gözaltı süresinin uzaması, Alman medyasında geniş yer almıştı. Aynı şekilde, son olarak Deniz Feneri davası kapsamında iki ülke arasındaki adlî işbirliğinin yavaş yürüdüğü eleştirileri gündeme geldi. Peki Alman hukuk sistemiyle Türk hukuk sistemi gerçekten farklı temellere mi dayanıyor? Gecikmelerin sebepleri neler?
Hukuksal etkileşimTürk - Alman hukuk ilişkileri 'Kılıcın yapamadığını adalet yapar' diyen Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar uzanır. Askeri ve ticari boyuttaki alışverişin ardından başlayan bu hukuksal etkileşimi Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Yard. Doç. Dr. Emin Kahyaoğlu özetliyor: "Türkler Osmanlı döneminden başlayarak Almanya ile bir yakınlaşmaya giriyor. Bu yakınlaştırmanın neticesinde kanunlaştırma hareketlerinde de Almanya'nın etkileri ortaya çıkıyor. Özellikle deniz ticareti ve sigortayla ilgili hükümlerin hemen tamamen Almanya'dan alındığını görüyoruz." Cumhuriyet döneminde yapılan yasalarda da Alman etkisi dikkati çekiyor: Deniz Ticaret Hukuku ile 1929 tarihli Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Almanya'dan birebir alınıyor.Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Feridun Yenisey'e göre iki ülkenin adalet sistemi birbirine çok benziyor. En önemli fark 'Oberlandesgericht' olarak adlandırılan istinaf mahkemeleri. Yenisey, "Alman hukukunda ara bir mahkeme vardır. İstinaf sonrası temyize gidilir ama Türkiye'de henüz yok. En büyük fark da bu bence, istinafın olmaması?" diyor.
Marco haksızlığa uğradı mı?İstinaf mahkemelerinin bir diğer adı ise Eyalet yüksek mahkemesi? Bu mahkemenin işlevlerini Türk hukukunu da yakından bilen Prof. Dr. Christian Rumpf anlatıyor: "İstinaf temyizle tam olarak kıyaslanmaz. İstinaf mahkemeleri davayı yeniden ele alıyor, delilleri inceliyor, tanıkları çağırıyor. Temyiz mahkemelerinde bu olmuyor." İki ülkenin adalet sistemlerini son dönemde karşı karşıya getiren davalar da ceza davaları. Türk hukukunun Alman medyasında eleştiri oklarına hedef olduğu son olay, Alman genci Marco'nun gözaltı süresinin uzamasıydı. Peki Marco'nun 247 gün gözaltında tutulması gerçekten Türk hukuk sisteminin hatası mı ? Prof. Dr. Yenisey, bu konuda şunları söyledi: "Aynı fiil eğer Almanya'da işlenmiş olsaydı benzer sonuçlar doğacaktır, çünkü cinsel bir suç bu. Türk Ceza Kanunu ile Alman kanunları benziyor, ama onlar da anladılar: Şu anda, hukukçulara sorarsanız Marco büyük bir haksızlığa uğramadı, ama o zaman öyle zannettiler."
Deniz Feneri davasının siyasal yönleri Prof. Dr. Yenisey, Marco'nun özellikle mağdur edilmediği görüşünde. Prof. Rumpf'un açıklamaları da bu görüşü destekler nitelikte: "Gözaltı süresi aslında duruma bağlı. Genelde Almanya'da gözaltı süreleri bu kadar uzamayabilir, çünkü ceza davaları daha çabuk bitiyor. Ancak Marco gibi ortadan kaybolma riski varsa gözaltına alınıyor ve duruşmalara kadar bekletiliyor."Ceza hukukuna konu olan ve gecikme tartışmasına yol açan bir diğer dava ise Deniz Feneri skandalı.Alman adaleti adli yardım dosyalarını gecikmesi nedeniyle eleştirildi. Prof. Rumpf, sürecin yavaş işlemesinin iki nedeni olabileceğine işaret ederek, "5 ay bana biraz fazla geliyor, ama dosya kabarık olduğu için biraz gecikmiş olabilir. Aynı zamanda bu davanın bazı siyasal yönleri olabilir, o yüzden savcılar süreci hızlandırmada sıkıntı yaşayabilir" dedi.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.