‘Allah’ın onlara haceti yoktur’
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: “Ahir zamanda ümmetimden öyleleri gelecek ki, camilere varacak, halka kurup oturacaklar. Dillerinden dünya ve dünya sevgisi düşmeyecek. Öyleleri ile oturup kalkmayın, Allah’ın onlara hiçbir haceti yoktur”
08.02.2024 09:14:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





İmam Gazali Hazretleri şöyle anlatıyor:
Hasan el-Basri'den (r.a.) rivayet edildiğine göre: "Peygamberimiz (s.a.v.) bir gün, 'Size insanlar arasında en çirkin hırsız kimdir, haber vereyim mi?' diye buyurdu. Orada bulunanlar, 'Kimdir ya Resûlallah?' diye sordular. Peygamberimiz, 'Namazından çalandır' diye cevap verdi. Oradakiler, 'Namazından çalması nasıl olur?' diye sordular. Peygamberimiz, 'Namazın rükûunu ve secdesini eksik eksik yaparak' cevabını verdi."
Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki: "Kıyamet günü kul, ilk önce namazdan hesaba çekilecektir. Namazdan yana bir eksiği çıkmadığı takdirde hesaplaşması kolay geçer. Fakat eğer namazdan yana bir eksiği çıkarsa, Allah, meleklerine, 'Bu kulumun nafile ibadetleri varsa ondan borca kalmış farzları yerine koyun' diye buyurur."
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Ahir zamanda ümmetimden öyleleri gelecek ki, camilere varacak, halka kurup oturacaklar. Dillerinden dünya ve dünya sevgisi düşmeyecek. Öyleleri ile oturup kalkmayın, Allah'ın onlara hiçbir haceti yoktur."
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Bir kula verilebilecek en hayırlı hediye iki rekât namaz kılsın diye kendisine izin vermektir."
Bazı sahabiler, namaza duracağı zaman böğürleri titrer ve dişleri takırdardı. Bu halin sebebi kendilerine sorulunca, "Emaneti yerine getirmenin ve farz borcunu ödemenin vakti geldi, bilmem ki, onu nasıl yerine getireceğim" derlerdi.
Anlatıldığına göre Half ibn-i Eyyüb bir gün namazda iken bir yerinden arı sokar. Sokulan yer kanar fakat Half hiçbir şey duymaz. Bu sırada İbn-i Said çıkagelir, Half'e üzerinden kan geldiğini bildirir de o da elbisesini yıkar. Ona sorarlar: "Nnasıl oluyor, arı seni sokuyor, vücudunu kanatıyor da sen hiçbir şey duymuyorsun?" O da şu cevabı verir: "Melikü'l-Cebbar olan Allah'ın huzurunda duran, başında Azrail dikilen, solunda cehennem ve ayaklarının altında Sırat köprüsü bulunan kimse böyle bir şeyi nasıl duyabilir?"
Amr ibn-i Zerrin eli kanser olmuş, kendisi ibadet ve takvada hayli yüksek dereceye varmış bir zat idi. Doktorlar, "Elini mutlaka kesmemiz gerekiyor" dediler. O da, "Öyle ise kesin" dedi. Doktorlar, "Seni ipler ile bağlamadan kesemeyiz" dediler. Bunun üzerine, "Beni bağlamanızı istemiyorum, namaza durduğum zaman kesiniz" dedi. Nitekim namaza durunca elini kestiler, o ise hiçbir şey duymadı bile.
(Mükaşefetü'l-Kulüb'den…)
Hasan el-Basri'den (r.a.) rivayet edildiğine göre: "Peygamberimiz (s.a.v.) bir gün, 'Size insanlar arasında en çirkin hırsız kimdir, haber vereyim mi?' diye buyurdu. Orada bulunanlar, 'Kimdir ya Resûlallah?' diye sordular. Peygamberimiz, 'Namazından çalandır' diye cevap verdi. Oradakiler, 'Namazından çalması nasıl olur?' diye sordular. Peygamberimiz, 'Namazın rükûunu ve secdesini eksik eksik yaparak' cevabını verdi."
Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki: "Kıyamet günü kul, ilk önce namazdan hesaba çekilecektir. Namazdan yana bir eksiği çıkmadığı takdirde hesaplaşması kolay geçer. Fakat eğer namazdan yana bir eksiği çıkarsa, Allah, meleklerine, 'Bu kulumun nafile ibadetleri varsa ondan borca kalmış farzları yerine koyun' diye buyurur."
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Ahir zamanda ümmetimden öyleleri gelecek ki, camilere varacak, halka kurup oturacaklar. Dillerinden dünya ve dünya sevgisi düşmeyecek. Öyleleri ile oturup kalkmayın, Allah'ın onlara hiçbir haceti yoktur."
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Bir kula verilebilecek en hayırlı hediye iki rekât namaz kılsın diye kendisine izin vermektir."
Bazı sahabiler, namaza duracağı zaman böğürleri titrer ve dişleri takırdardı. Bu halin sebebi kendilerine sorulunca, "Emaneti yerine getirmenin ve farz borcunu ödemenin vakti geldi, bilmem ki, onu nasıl yerine getireceğim" derlerdi.
Anlatıldığına göre Half ibn-i Eyyüb bir gün namazda iken bir yerinden arı sokar. Sokulan yer kanar fakat Half hiçbir şey duymaz. Bu sırada İbn-i Said çıkagelir, Half'e üzerinden kan geldiğini bildirir de o da elbisesini yıkar. Ona sorarlar: "Nnasıl oluyor, arı seni sokuyor, vücudunu kanatıyor da sen hiçbir şey duymuyorsun?" O da şu cevabı verir: "Melikü'l-Cebbar olan Allah'ın huzurunda duran, başında Azrail dikilen, solunda cehennem ve ayaklarının altında Sırat köprüsü bulunan kimse böyle bir şeyi nasıl duyabilir?"
Amr ibn-i Zerrin eli kanser olmuş, kendisi ibadet ve takvada hayli yüksek dereceye varmış bir zat idi. Doktorlar, "Elini mutlaka kesmemiz gerekiyor" dediler. O da, "Öyle ise kesin" dedi. Doktorlar, "Seni ipler ile bağlamadan kesemeyiz" dediler. Bunun üzerine, "Beni bağlamanızı istemiyorum, namaza durduğum zaman kesiniz" dedi. Nitekim namaza durunca elini kestiler, o ise hiçbir şey duymadı bile.
(Mükaşefetü'l-Kulüb'den…)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.