AKP'nin yolsuzluk başlığı ile yaşadıklarına bakınca Tansu Çiller'e de, Mesut Yılmaz'a da haksızlık etmişiz diyorum. Söylediklerimde ciddiyim. Elbette, Çiller ve Yılmaz masum değildiler. Ülke tarihinin en ciddi yolsuzlukları onların devr-i iktidarlarında yaşanmıştı ama sonuçta bunun ceremesini de çektiler. Bugün birisi yalısında kendisini inzivaya çekmiş, kimselere görünmeden tek başına yaşamaya çalışıyor. Diğeri, yakın arkadaşlarıyla Yüce Divan'da yargılanıyor.Siyasetin dışına itilmeleri de gerçekten dramatik oldu. Bir dönemin şanlı partileri olan DYP ve ANAP'ı barajın altına düşürdüler ve sonunda taşlanmamak iç istifa etmek zorunda kaldılar. Kimsenin de bugün onları hayırla yâd ettiklerini sanmıyorum.Neyse bu faslı geçelim...Amacımız -zaten herkesin bildiği- Yılmaz'ın ya da Çiller'in hikayesini anlatmak değil. Onlar hakkında kararı millet çoktan verdi. Ama yazımızın başına dönerek söylüyorum ki; biz Çiller'e ve Yılmaz'a haksızlık etmişiz.Yuhlarla karışık 'niçin' seslerini duyar gibi oluyorum. Hemen açıklayayım öyleyse niçin haksızlık ettiğimizi:"Bu beğenmediğimiz Yılmaz ve Çiller emin olun AKP iktidarı kadar hızlı yolsuzluk profesyoneli olmamışlardı. Onlar ikinci dönemlerinden itibaren başlayarak yolsuzluk batağında yüzmüşlerdi. Yani siyasetteki 5-6. yıllarından itibaren! Ama gelin bir de şu AKP'nin düştüğü hale bakın! Hem de partinin 3. iktidar yılı henüz bitmişken! Balgat'tan gelen kötü kokular burnumuzun direğini kırıyor. Hiçbir Özelleştire yok ki ardından çok önemli yolsuzluk iddiaları gelmemiş olsun!"Bilmiyorum meramımızı tam olarak anlatabildik mi? Çiller'lerin-Yılmaz'ların yolsuzluk performansını katlayacak bir AKP iktidarı var karşımızda. Mübarekler sanki Meclis'e inmeden neyi nasıl, kiminle, ne zaman götüreceklerini hesap etmişler de öyle gelmişler!Demek ki Irak savaşı, Kıbrıs, Ege, Soykırım iddiaları gibi çok büyük gündemler bu meselelerin üzerin örtmese neler duyacak, neleri konuşacaktık, varın hesabını siz yapın!***Gelelim eskilerin ifadesi ile meselenin künhüne...Ülkenin en önemli işadamı Başbakan için ne demişti:"Erdoğan'ın gizli 1 milyar doları var diyorlar." O gün aslında tarihi bir gündü.Balığın baştan koktuğunu o gün anlamalıydık. Ama olmadı, olamadı işte! Balık da baştan koktuğu için parti içinde bugün -amiyane tabirle- "malı götürme" yarışı yaşanıyor.Maliye Bakanının yani devletin kasası olan, paramızı emanet ettiğimiz bakanın düştüğü hale bir bakın! Parti, iktidar nimetlerinin onca yapıştırıcılığına rağmen cadı kazanına dönmüş vaziyette! Milletvekilleri, soyut değil, tek tek, madde madde Maliye Bakanı aleyhine yolsuzluk örnekleri sıralıyor, mektuplar yayınlıyorlar. Unakıtan için Yılmaz ve Çiller'i örnek gösterip "Yüce Divan' gitmesi kesin" diyorlar.Dahası, bunca yıpranmışlığa rağmen, Başbakan, Bakanını koruyor ve kolluyor. Oysa, "ortak akıl"dan, reel politikten bahseden bu iktidar değil miydi?Ortak akıl ve parti menfaatleri Unakıtan'ın istifasını gerektirdiği halde, Başbakan bunu yapmıyor. Acaba niçin? Herkesin kafasında olan şey sebebiyle midir acaba?Sorunun önemli olduğunu ifade etmekle iktifa edelim.***Yeri gelmişken, 1 Mart tezkeresinin reddedildiği günün yıldönümünde olduğumuzu da hatırlatarak Unakıtan'a ait özel bir notu paylaşalım sizlerle:"1 Mart tezkeresinin Meclise sevkedildiği bakanlar kurulu toplantısındayız. Başbakan Abdullah Gül'dür. Gül, tezkerenin Meclise sevkedilmesi gerektiğini söylüyor. Özellikle Doğu kökenli bakanlar hık-mık ediyorlar. Bunun üzerine Unakıtan söz alıyor ve şunları söylüyor:"Beyler, bu tezkereyi çıkarmak bizim misyonumuzdur. Partideki arkadaşlar bunun böyle olmasını istiyorlar."Unakıtan'ın 'partideki arkadaşlar' dediği, henüz Başbakanlık koltuğuna oturmamış, yasaklı Tayyip Erdoğan'dır. Yani Unakıtan bakanlar kurulunda Erdoğan'ın vekili gibi konuşmaktadır.Maliye Bakanının "misyonumuz bu tezkereyi çıkarmak" cümlesine bir kitap yazılır mı, evet yazılır. Ama biz onun üzerinde durmadan esasa geçelim ve noktalayalım.AKP iktidarında artık sonbahar başlamıştır. Hem de çok hızlı ve Anayasa'yı değiştirecek çoğunluğa rağmen. Zaten aşure olan parti, yolsuzluk vurgunuyla sarsılmaktadır.Başbakan -emin olun- Kıbrıs'ta, Kürt devleti meselesinde bu kadar rahatsız değildir. Çünkü bu işler için onay alınmış yerler vardır. Ama yolsuzluk bambaşka bir şey. Orada kişisel sorumluluklar vardır ve de oradan kişisel kıyametiniz başlar!Son bir not: Kürdistanı tanıma konusu ile yolsuzluklar arasında bir irtibat vardır. Mesele gündemi değiştirmektir. Söylemeden geçmeyelim.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ahmet Erimhan / diğer yazıları
- Sahili olmayan umman / 14.04.2022
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021