AB üyesi 11 ülkenin dışişleri bakanlarının katılımıyla oluşan “Avrupa’nın Geleceği Grubu”, AB’nin gidişatı konusunda bir araya geldi.
BOP ve Arap Baharı derken dünya genelinde savaşların hâkim olmaya başladığı günümüzde AB ülkeleri de geleceğine dair güvenlik endişeleri taşıyor.
Almanya, Fransa, ispanya, İtalya, Polonya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Portekiz, Avusturya ve Danimarka dışişleri bakanları tarafından gündem edilen önerilerin başında ortak ordunun hayata geçirilmesi geliyor.
Grup, Avrupa savunma politikasının oluşturulması ve pasaportsuz seyahat hakkı tanıyan Schengen Anlaşması’na bağlı ülkelerin dış sınırlarının korunması için Avrupa Sınır Polisi kurulmasını önerdi.
Üye ülkeler, İslam dünyasına yapılan taarruzların ya fiilen içindeler veya gerçekleştirilen vahşete ses çıkarmıyorlar.
Duyulan güvenlik endişesi, İslam âleminden olası karşı ataklar içindir. Zira batının bir Hıristiyan kulübü olan AB’yi gündeme getirmesindeki maksat, Müslüman dünyaya karşı büyük ve tek bir devlet haline gelebilmekti.
AB’nin günümüz şartlarında İslam âlemine olan değişmez yaklaşımı düşünüldüğünde ciddi bir güvenlik problemi olduğu doğrudur. Ancak esas endişesi ekonomik olmalıdır.
Bir bir iflas eden ekonomiler ve eurodan çıkalım şeklindeki halkların feryatları AB’nin adım adım sona yaklaşması demek. Bu şartlarda güvenlik tedbirleri alıp, orduyu oluşturana kadar zaten AB kalmayacak.
AB ülkelerinin hemen hemen tamamı ciddi bir dar boğazdadır.
Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in, “AB 15 sene içinde dağılacaktır” öngörüsü de, hayal edilen büyük devletin kurulamayacağını vurgulamıştı.
Ortak ordu, ortak güvenlik mekanizmasının uygulanması vs. konular ortak para birimine geçiş ile beraber varlığını zaten yitirmiştir.
2000 senesinin ilk gününde resmileşen ortak para birimi euroya geçiş, birliğinin devamının önündeki en büyük engel olmuştur.
Önce Yunanistan iflas etti. İtalya, Portekiz, Macaristan, Romanya ve İrlanda ekonomileri zor günlerden geçiyor.
Ortak paraya geçişin ilk günün de Sayın Baş’ın euro hakkındaki öngörüsü şöyle idi:
“AB devletlerinin euroya geçişle beraber senyoraj hakları ortadan kalkmıştır.
Her ülke ihtiyacı olan parayı basmak yerine AB Merkez Bankası’nın kendisine vereceği ile yetinecektir ki, bu piyasalarda para darlığı demektir.
Borçlanmaya giden ülkeler birliğin ekonomik olarak çöküşüne neden olacaktır.
Çünkü her ülke kazancını gerçek rakamı ile göstermeyecek ve merkezden kendisine verilen destek farklı olacaktır. Ve bu durum ülkeler arasında korkunç bir adaletsizlik oluşturacaktır ki bu birliği dağıtacaktır.”
Sayın Baş’ın öngörüsündeki haklılık, bugün eurodan ayrılmayı düşünen AB ülkeleridir.
Adil bir gelir dağılımının olamaması, faizli sistemde paranın tüketen kesimin eline geçmemesi bu ekonomilerin temel sorunlarıdır.
Nüfusu yaşlanan ve yeraltı kaynakları tükenen AB ülkeleri için temel sorun güvenlik değil, ekonomiktir.
Ortak para birimi bu birliğin sonu olmuştur.
Ortak ordu teklifi, euroya geçişle beraber başlayan ekonomik krizi bahane ederek birlikten ayrılmayı düşünen ülkeleri bu fikirden caydırmak maksadı iledir.
Amaç, dağılma sürecini yaşayan AB’yi bir arada tutma gayretidir.
Bu dağılma, Almanya gibi güçlü ülkelerin de sonu olacağı için birlik ortak ordu gibi fikirlerle bir arada tutulmaya çalışılıyor.
Ancak gelişmeler, birliğin sonunun gözüktüğünü ifade ediyor…
BOP ve Arap Baharı derken dünya genelinde savaşların hâkim olmaya başladığı günümüzde AB ülkeleri de geleceğine dair güvenlik endişeleri taşıyor.
Almanya, Fransa, ispanya, İtalya, Polonya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Portekiz, Avusturya ve Danimarka dışişleri bakanları tarafından gündem edilen önerilerin başında ortak ordunun hayata geçirilmesi geliyor.
Grup, Avrupa savunma politikasının oluşturulması ve pasaportsuz seyahat hakkı tanıyan Schengen Anlaşması’na bağlı ülkelerin dış sınırlarının korunması için Avrupa Sınır Polisi kurulmasını önerdi.
Üye ülkeler, İslam dünyasına yapılan taarruzların ya fiilen içindeler veya gerçekleştirilen vahşete ses çıkarmıyorlar.
Duyulan güvenlik endişesi, İslam âleminden olası karşı ataklar içindir. Zira batının bir Hıristiyan kulübü olan AB’yi gündeme getirmesindeki maksat, Müslüman dünyaya karşı büyük ve tek bir devlet haline gelebilmekti.
AB’nin günümüz şartlarında İslam âlemine olan değişmez yaklaşımı düşünüldüğünde ciddi bir güvenlik problemi olduğu doğrudur. Ancak esas endişesi ekonomik olmalıdır.
Bir bir iflas eden ekonomiler ve eurodan çıkalım şeklindeki halkların feryatları AB’nin adım adım sona yaklaşması demek. Bu şartlarda güvenlik tedbirleri alıp, orduyu oluşturana kadar zaten AB kalmayacak.
AB ülkelerinin hemen hemen tamamı ciddi bir dar boğazdadır.
Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in, “AB 15 sene içinde dağılacaktır” öngörüsü de, hayal edilen büyük devletin kurulamayacağını vurgulamıştı.
Ortak ordu, ortak güvenlik mekanizmasının uygulanması vs. konular ortak para birimine geçiş ile beraber varlığını zaten yitirmiştir.
2000 senesinin ilk gününde resmileşen ortak para birimi euroya geçiş, birliğinin devamının önündeki en büyük engel olmuştur.
Önce Yunanistan iflas etti. İtalya, Portekiz, Macaristan, Romanya ve İrlanda ekonomileri zor günlerden geçiyor.
Ortak paraya geçişin ilk günün de Sayın Baş’ın euro hakkındaki öngörüsü şöyle idi:
“AB devletlerinin euroya geçişle beraber senyoraj hakları ortadan kalkmıştır.
Her ülke ihtiyacı olan parayı basmak yerine AB Merkez Bankası’nın kendisine vereceği ile yetinecektir ki, bu piyasalarda para darlığı demektir.
Borçlanmaya giden ülkeler birliğin ekonomik olarak çöküşüne neden olacaktır.
Çünkü her ülke kazancını gerçek rakamı ile göstermeyecek ve merkezden kendisine verilen destek farklı olacaktır. Ve bu durum ülkeler arasında korkunç bir adaletsizlik oluşturacaktır ki bu birliği dağıtacaktır.”
Sayın Baş’ın öngörüsündeki haklılık, bugün eurodan ayrılmayı düşünen AB ülkeleridir.
Adil bir gelir dağılımının olamaması, faizli sistemde paranın tüketen kesimin eline geçmemesi bu ekonomilerin temel sorunlarıdır.
Nüfusu yaşlanan ve yeraltı kaynakları tükenen AB ülkeleri için temel sorun güvenlik değil, ekonomiktir.
Ortak para birimi bu birliğin sonu olmuştur.
Ortak ordu teklifi, euroya geçişle beraber başlayan ekonomik krizi bahane ederek birlikten ayrılmayı düşünen ülkeleri bu fikirden caydırmak maksadı iledir.
Amaç, dağılma sürecini yaşayan AB’yi bir arada tutma gayretidir.
Bu dağılma, Almanya gibi güçlü ülkelerin de sonu olacağı için birlik ortak ordu gibi fikirlerle bir arada tutulmaya çalışılıyor.
Ancak gelişmeler, birliğin sonunun gözüktüğünü ifade ediyor…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Sinem Baş / diğer yazıları
- Geçmiş olsun Sayın Baş / 23.03.2020
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018