- Ekonomide IMF düzenine devam edilmesinin, kamu bankalarının ve KİT'lerin satılmasının talep edildiği AB sürecinde, gümrük duvarlarının da tamamen kaldırılması istenmektedir. Bu, daha henüz üyeliğe adaylık öncesinde Türkiye'nin tam bir açık pazar haline getirilmesidir.
AB, Türkiye'yi kilise açmaya sevketmektedir- AB, milletimizin, Lozan Antlaşmasına aykırı olarak, misyonerlik faaliyetlerine teslim edilmesi demektir. AB uyum çalışmaları çerçevesinde yapılan kanuni değişikliklerle bugüne kadar ülkemizde 40 bini aşkın kilise evi açılmıştır. 2004 tarihli İlerleme raporuna göre "Türkiye AB ile yoğun bir siyasi ve kültürel diyalog içine girecektir. Misyonerlik faaliyetleri de bu kültürel etkileşimin bir parçasıdır."
Türk milleti köklerinden uzaklaştırılmak istenmektedir- AB süreci Türk milletinin kendi medeniyetinden kopartılması, coğrafyasındaki tarihi misyonu ve şerefli duruşundan uzaklaştırılması, kimliksiz ve kişiliksiz bırakılmasıdır. Türkiye, tarihinden gelen misyonu ve duruşuyla Doğu ile Batı arasında köprü olduğu gibi, geçmişinde liderlik yaptığı İslam ve Türk dünyası için halen eski konumunu korumaktadır.
AB, Türkiye'nin önünü tıkamaktadırAB üyeliği, bu coğrafyalarda tekrar baş olabilecek bir Türkiye'nin önünü keseceği gibi; farklı bir medeniyetin kabulü, Türk milletinin, kimliğinden ve medeniyetinden tamamen kopması manasına gelmektedir. Atatürk, 1921 yılında şu tespitleri yapıyor: "Bana göre, Türkiye Doğu ve Batı dünyasının sınırındaki coğrafi konumuyla ilginç bir rol oynuyor. Bu durum bir yanıyla faydalı iken, diğer yanıyla tehlikelidir. Batı emperyalizminin doğu ya yayılmasını durdurabildiğimiz için, Türkiye'yi öncü olarak gören bütün doğu halklarının sempatisini kazanmış bulunuyoruz. Diğer yandan bu durum bizim için tehlikelidir. Çünkü, Doğu'ya yönelen saldırının bütün ağırlığı öncelikle bizim üzerimizdedir ve Batı'nın bütün nefreti bizim üzerimizde yoğunlaşmış bulunuyor...".
SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET / Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden
SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER
Prof. Dr. F.R. Grabau / Magdeburg Üniversitesi-AlmanyaBelirli bir gelirin altındakilerden vergi alınmamalıdır Almanya'da "Sosyal harcamalar bütçenin % 18'idir ve yetersizdir. Konumumuzu korumaya çalışıyoruz ama bu mümkün gözükmüyor. Almanya yüksek vergiler konusunda lider. Mali kurumlar güçlü vergi sistemini savunmaktadır. Bu da Alman vatandaşlarının yüksek vergilerin altında ezilmesi sonucunu doğurmaktadır.Halbuki Prof. Dr. Baş'ın Sosyal Devlet-Milli Devlet tezinde, sosyal devlet projeleri çerçevesinde vatandaşa kaynak aktarılması isteniyor. Bu son derece doğru bir yaklaşımdır. Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Milli Ekonomi Modeli" tezinde ifade ettiği "belirli bir gelirin altındakilerden vergi alınmaması" formülünü destekliyorum. Prof. Dr. Haydar Baş çarpıcı son eseri, "Sosyal Devlet - Milli Devlet" ile devletlerin dış boyunduruğa girmeden kendi gücüyle nasıl ayakta durabileceğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Almanya için de modelin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş'tan yardım istememiz gerekeceği kanaatindeyim.
AB, Türkiye'yi kilise açmaya sevketmektedir- AB, milletimizin, Lozan Antlaşmasına aykırı olarak, misyonerlik faaliyetlerine teslim edilmesi demektir. AB uyum çalışmaları çerçevesinde yapılan kanuni değişikliklerle bugüne kadar ülkemizde 40 bini aşkın kilise evi açılmıştır. 2004 tarihli İlerleme raporuna göre "Türkiye AB ile yoğun bir siyasi ve kültürel diyalog içine girecektir. Misyonerlik faaliyetleri de bu kültürel etkileşimin bir parçasıdır."
Türk milleti köklerinden uzaklaştırılmak istenmektedir- AB süreci Türk milletinin kendi medeniyetinden kopartılması, coğrafyasındaki tarihi misyonu ve şerefli duruşundan uzaklaştırılması, kimliksiz ve kişiliksiz bırakılmasıdır. Türkiye, tarihinden gelen misyonu ve duruşuyla Doğu ile Batı arasında köprü olduğu gibi, geçmişinde liderlik yaptığı İslam ve Türk dünyası için halen eski konumunu korumaktadır.
AB, Türkiye'nin önünü tıkamaktadırAB üyeliği, bu coğrafyalarda tekrar baş olabilecek bir Türkiye'nin önünü keseceği gibi; farklı bir medeniyetin kabulü, Türk milletinin, kimliğinden ve medeniyetinden tamamen kopması manasına gelmektedir. Atatürk, 1921 yılında şu tespitleri yapıyor: "Bana göre, Türkiye Doğu ve Batı dünyasının sınırındaki coğrafi konumuyla ilginç bir rol oynuyor. Bu durum bir yanıyla faydalı iken, diğer yanıyla tehlikelidir. Batı emperyalizminin doğu ya yayılmasını durdurabildiğimiz için, Türkiye'yi öncü olarak gören bütün doğu halklarının sempatisini kazanmış bulunuyoruz. Diğer yandan bu durum bizim için tehlikelidir. Çünkü, Doğu'ya yönelen saldırının bütün ağırlığı öncelikle bizim üzerimizdedir ve Batı'nın bütün nefreti bizim üzerimizde yoğunlaşmış bulunuyor...".
SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET / Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden
SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER
Prof. Dr. F.R. Grabau / Magdeburg Üniversitesi-AlmanyaBelirli bir gelirin altındakilerden vergi alınmamalıdır Almanya'da "Sosyal harcamalar bütçenin % 18'idir ve yetersizdir. Konumumuzu korumaya çalışıyoruz ama bu mümkün gözükmüyor. Almanya yüksek vergiler konusunda lider. Mali kurumlar güçlü vergi sistemini savunmaktadır. Bu da Alman vatandaşlarının yüksek vergilerin altında ezilmesi sonucunu doğurmaktadır.Halbuki Prof. Dr. Baş'ın Sosyal Devlet-Milli Devlet tezinde, sosyal devlet projeleri çerçevesinde vatandaşa kaynak aktarılması isteniyor. Bu son derece doğru bir yaklaşımdır. Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Milli Ekonomi Modeli" tezinde ifade ettiği "belirli bir gelirin altındakilerden vergi alınmaması" formülünü destekliyorum. Prof. Dr. Haydar Baş çarpıcı son eseri, "Sosyal Devlet - Milli Devlet" ile devletlerin dış boyunduruğa girmeden kendi gücüyle nasıl ayakta durabileceğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Almanya için de modelin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş'tan yardım istememiz gerekeceği kanaatindeyim.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.