1967 yılından beri başlayan İsrail'in Kudüs'ü işgal hareketi adım adım sona yaklaşıyor.
İsrail rahat ve huzur içinde güvenli bir yurt kurma hayalinin peşinde koşan, soykırıma uğramış, dünya coğrafyasında İspanya (Endülüs) ve Almanya başta olmak üzere kolonileştiği her ülkeden kovulmuş bir kavim olarak bugün de Ortadoğu coğrafyasında çıbanbaşı olmaya devam ediyor.
İyi ama dünya insanlığının Yahudi milletiyle derdi nedir?
Bu millet yerleşmeye çalıştığı her coğrafyadan neden kovulmuşlardır.
Huzur diyorlar, güven diyorlar, barış içinde yaşamak için diyorlar… Bizim de bu olumlu şartlar altında kendi topraklarımızda yaşama hakkımız olmalı diyorlar.
Bu talepler gayet makul ve haklı talepler.
Tamam, gerçekten insanca yaşamak her milletin hakkıdır ve bu mutlaka temin edilmelidir.
Ama nerede, ne kadar bir coğrafyada ve kimlerle bu hayali gerçekleştireceksiniz.
İşte konu burada zıvanadan çıkıyor.
İsrail ve Yahudiler sapkın inançlarının izini sürüyorlar.
Yahudiler tanrının seçkin çocuklarıdır(!)
Yahudiler Efendi diğer milletler köledir(!)
Dünyanın her bölgesi bizim kontrolümüz altındadır(!)
Bize tanrı arz-ı mevud'u vatan olarak bağışladı(!)
İşte Yahudi toplumunun huzur ve güven içinde yaşamak için temel inanışları bunun üzerine bina etmişlerdir.
Bu kavramların bir tanesinden dahi vazgeçmezler Yahudiler.
Şimdi şunu diyebilirsiniz, ama bazı Yahudiler böyle düşünmüyorlar, onlar için ne dersin?
Eveeet, onlar için ben bir şey demeyeyim de Büyük İsrail projesini hayata geçirmek için Yahudilerin babası mesabesindeki Theodor Herzl'e kulak verelim.
"Kutsal Büyük İsrail gerçeğine karşı duranlar bizim için tehdittir. İçimizden birileri bu davaya inanmıyor ya da hizmet etmiyorlarsa onlar da zaten Yahudi sayılamazlar. Büyük İsrail, tanrının bir isteğidir. Yahudi halkı bu emri yerine getirmek için yaratılmıştır. Ne pahasına olursa olsun bu emir yerine getirilmelidir.
Zorluklar ve acılar bizi bu gerçekten uzaklaştıramaz. Çünkü tanrı bunu istiyor."
Tanrı dediği (Allah'la kavga eden) Üzeyir peygamber olsa gerek!
Bu, hem Allah'a hem de peygamberlere İftiradır ve sapkın bir inanıştır.
Şimdi dönelim günümüze.
İçimizdeki bazı cahil okumuşlar derler ki; Tevrat'ta da öldür, katlet, yok et gibi hükümler yoktur.
Yalan söylüyorlar.
İspatı bu kadar basit bir yalanı neden ısrarla söylüyorlar acaba?
Bir yanlış anlama var diyelim geçiştirelim.
Yahudi ırkına hizmet etmeyen veya Büyük İsrail amacına karşı duran her canlı yok edilmelidir der bozulmuş ve bugün Yahudilerin yaşadığı dini öğreti.
Peki, yanlış anlama bunun neresinde?
Sapkın Tevrat'taki öldürme emri Yahudi'den Yahudi'yedir. Sana, bana ve diğer milletlere değildir.
İsrail'in rahat ve huzur içinde yaşamasını istiyor ve bunun gerçekleşmesi halinde dünyaya barış ve huzurun geleceğini düşünüyorsanız hep birlikte Büyük İsrail idealine hizmetkâr olmalısınız. Hep birlikte arz-ı mev'ud hayallerini gerçekleştirmelisiniz.
Dahası var…
Kıyamete kadar İsrailoğulları Efendi, siz uşak olarak yaşamayı kabul etmelisiniz.
Bunun sonucu İsrailoğulları huzurlu. Siz ise Gazzeliler olacaksınız.
Yok, biz bunu kabul etmiyoruz diyorsanız hadsize haddini bildirecek, mazluma hakkını vermek için mücadele edeceksiniz.
Son söz olsun (Yahudiler tanrının seçkin çocuklarıdır) onlar efendi, diğer canlılar köledir, uşaktır, hizmetkârlarıdır.
Buyurun cenaze namazına o zaman.
- İsrail'i dinleyin! / 05.08.2024
- Kontrol kayboldu mu? / 23.07.2024
- Tasarruf etmek zaruret midir? / 17.05.2024
- 31 Mart ne anlama geliyor? / 03.04.2024
- Beka meselesi / 06.03.2024
- Angara gerçeği! / 14.02.2024
- Beka meselesi! / 10.02.2024
- Bugünler de geçecek! / 07.02.2024
- Nereye gidiyoruz? / 27.01.2024