AMERİKA'DA KIZILDERİLİLERİN BUGÜNKÜ DURUMU
İnka, Aztek ve Maya uygarlıklarını kuranlar şimdiki ABD'de Şili, Peru ve Bolivya'daki Kızılderililerin atalarıydı. Sulama, tarım, hayvan yetiştiriciliği, astronomi, tıp, mimarlık, matematik sahalarında son derece ileri bir medeniyete sahiptiler. Ancak Batılılar buraya ayak bastıktan sonra büyük bir katliama mâruz kalan bu insanların medeniyetleri yerle bir edildi.
"15 ve 17. yy'da Batılılarca yapılan katliamdan önce bu uygarlıklar su mühendisliği ve sulama, münavebeli ekim ve hayvan ıslahında, bilim, tarım, matematik, astronomi, tıp alanlarında pek ileriydiler ve bu kültür mirası onlara 5 asır süren vahşi sömürgeciliğe karşı koyma imkanını vermiştir."
YOK EDİLEN KIZILDERİLİLER
20. yy'ın başlarında, artık Kızılderililer yüksek medeniyetleri ve kültürleriyle birlikte yok edilmişlerdi.
ABD'nin bugün, Kızılderililerin köklü değişimlerini sağlayabilmek için kullandığı özel yöntemleri vardır. Önce Kızılderilileri Hıristiyanlaştırabilmek için okullar açılmıştır. 1500'lerin başından itibaren başta Virginia olmak üzere yerlileri Amerikanlaştırmak için bir çok okul kuruldu.
Güney Meto Grosso eyaletinde bulunan oldukça geniş rezervlere sahip maden yatakları Kızılderili avcısı bir çete tarafından işletilmektedir. 1963'ten beri bu çete tarafından devam ettirilen katliam Brezilyalılar tarafından ancak son yıllarda duyulmuştur. Bu beyaz avcıların kurbanları Long Ribbon kabilesine mensupturlar ki bu kabile öküz arabalarıyla 9 yıl sonra Cuiaba kasabasına vardıkları zaman yerli memurlara ancak hikayelerini anlatabilmişlerdir. Burada bulunan bazı köylerin tüm halkı makinalı tüfeklerle taranarak katledilmiştir. Bir defasında genç bir Kızılderili kız iki ağaç arasına baş aşağı bağlanmış karnı yarılarak öldürülmüştür. Beyazlar daha önce de kollarında salladığı bebeğin kafasını parçalayarak öldürmüşlerdir. 1968'de yapılan meşhur duruşmada bu hizmet grubunun bozulduğu dünya kamuoyuna açıklanır. Kızılderilileri yok etmek için dinamit ve makinalı tüfek kullanıldığı gibi, Kızılderililerin dayanamayacağı bir hastalık olan çiçek hastalığına yakalanmış olanların mikroplu elbisesi onlara giydirilmiştir. Nehirler zehirlenmiş, halk parça parça doğranmış ve bu parçalar dev karıncalara yedirilmiştir.
Cumhuriyet gazetesinin 25 Ağustos 1993 tarihli bir haberinden de şunları öğreniyoruz:
"Brezilya'da altın madencilerinin 73 yerliyi öldürmeleri üzerine Devlet Başkanı Franco, Ulusal Savunma Konseyi'ni acil önlem için toplantıya çağırdı. Ordudan katillerin bulunması için yardım istendi. Askerî ve sivil yetkililerden oluşan konsey ulusal savunma konusunda devlet başkanına bilgi vermekle yükümlü.
Brezilya ordusu yerli halklara pek sıcak bakmıyor. Ancak Brezilya'nın yıllardır tanık olduğu yerli kıyımının bu boyutlara varması karşısında kamuoyu olağanüstü tepki gösteriyor.
TOPLU KATLİAMLAR
Ağustos ayının 15'inde altın arayan madencilerin Venezüella sınırı yakınlarında Yanomami bölgesinde gerçekleştirdikleri toplu kıyımda ölenlerin sayısı büyük güçlükle belirlenebildi. Çünkü olay yerinde yalnızca 5 ceset bulundu. Brezilya yerlileri koruma örgütünde görevli Yanomami yerli dilini konuşan Bezerra di Lima öldürülen 73 kişinin arasında 34 çocuk ve iki hamile kadının olduğunu belirtiyor. Di Lima sağ kalan 4 kişiyi sorgulayarak ölenlerin kimliğini saptayabildi. Tanıklar olaydan hemen sonra geri gelerek cesetleri yakınlardaki bir nehre attıklarını tahmin ettiklerinden, nehrin dalgıçlar tarafından aranmasını istedi.
Bölgede yapılan araştırma ve incelemeler Yanomami yerlilerinin gelenek ve görenekleri yüzünden sürekli engelleniyor. Dış dünya ile çok kısıtlı ilişkiler içinde olan yerliler ölülerinin isimlerini vermeye pek istekli görünmüyor. Ölülerini yakmaları ve ikiden fazla sayı saymayı bilmemeleri araştırmacıların işini güçleştiriyor.
1980 yılında altın arayıcılarının Yanomami yerlilerinin bulunduğu ormanlık araziye el koyması, yerlilerin sonunun başlangıcı oldu. Brezilya'da ve Venezüella'da yaşayan 20 bin Yanomami yerlisi 1987 yılından sonra dış dünya ile ilişkiye girmeleri sonucu sıtma ve verem başta olmak üzere, çeşitli hastalıklardan yaşamını yitirdi.
Yayın organlarının bildirdiğine göre Yanomami yerlileri Venezüella sınır karakolunda görevli askerlere rehberlik yaparak sınırın Venezüella tarafında altın arayan Brezilyalı madencilerin çalışmalarını görmezlikten gelmelerini sağlıyor. Buna karşılık askerler, madencilerden büyük miktarda altını rüşvet alarak sızdırıyor. Brezilyalı madenciler aralarından bazılarının kayırılmasına kızarak misilleme yapıyor ve bölgedeki yerlilerin hemen hemen tümünün kökünü kazıyor".
Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler
Prof. Dr. Haydar BAŞ
İnka, Aztek ve Maya uygarlıklarını kuranlar şimdiki ABD'de Şili, Peru ve Bolivya'daki Kızılderililerin atalarıydı. Sulama, tarım, hayvan yetiştiriciliği, astronomi, tıp, mimarlık, matematik sahalarında son derece ileri bir medeniyete sahiptiler. Ancak Batılılar buraya ayak bastıktan sonra büyük bir katliama mâruz kalan bu insanların medeniyetleri yerle bir edildi.
"15 ve 17. yy'da Batılılarca yapılan katliamdan önce bu uygarlıklar su mühendisliği ve sulama, münavebeli ekim ve hayvan ıslahında, bilim, tarım, matematik, astronomi, tıp alanlarında pek ileriydiler ve bu kültür mirası onlara 5 asır süren vahşi sömürgeciliğe karşı koyma imkanını vermiştir."
YOK EDİLEN KIZILDERİLİLER
20. yy'ın başlarında, artık Kızılderililer yüksek medeniyetleri ve kültürleriyle birlikte yok edilmişlerdi.
ABD'nin bugün, Kızılderililerin köklü değişimlerini sağlayabilmek için kullandığı özel yöntemleri vardır. Önce Kızılderilileri Hıristiyanlaştırabilmek için okullar açılmıştır. 1500'lerin başından itibaren başta Virginia olmak üzere yerlileri Amerikanlaştırmak için bir çok okul kuruldu.
Güney Meto Grosso eyaletinde bulunan oldukça geniş rezervlere sahip maden yatakları Kızılderili avcısı bir çete tarafından işletilmektedir. 1963'ten beri bu çete tarafından devam ettirilen katliam Brezilyalılar tarafından ancak son yıllarda duyulmuştur. Bu beyaz avcıların kurbanları Long Ribbon kabilesine mensupturlar ki bu kabile öküz arabalarıyla 9 yıl sonra Cuiaba kasabasına vardıkları zaman yerli memurlara ancak hikayelerini anlatabilmişlerdir. Burada bulunan bazı köylerin tüm halkı makinalı tüfeklerle taranarak katledilmiştir. Bir defasında genç bir Kızılderili kız iki ağaç arasına baş aşağı bağlanmış karnı yarılarak öldürülmüştür. Beyazlar daha önce de kollarında salladığı bebeğin kafasını parçalayarak öldürmüşlerdir. 1968'de yapılan meşhur duruşmada bu hizmet grubunun bozulduğu dünya kamuoyuna açıklanır. Kızılderilileri yok etmek için dinamit ve makinalı tüfek kullanıldığı gibi, Kızılderililerin dayanamayacağı bir hastalık olan çiçek hastalığına yakalanmış olanların mikroplu elbisesi onlara giydirilmiştir. Nehirler zehirlenmiş, halk parça parça doğranmış ve bu parçalar dev karıncalara yedirilmiştir.
Cumhuriyet gazetesinin 25 Ağustos 1993 tarihli bir haberinden de şunları öğreniyoruz:
"Brezilya'da altın madencilerinin 73 yerliyi öldürmeleri üzerine Devlet Başkanı Franco, Ulusal Savunma Konseyi'ni acil önlem için toplantıya çağırdı. Ordudan katillerin bulunması için yardım istendi. Askerî ve sivil yetkililerden oluşan konsey ulusal savunma konusunda devlet başkanına bilgi vermekle yükümlü.
Brezilya ordusu yerli halklara pek sıcak bakmıyor. Ancak Brezilya'nın yıllardır tanık olduğu yerli kıyımının bu boyutlara varması karşısında kamuoyu olağanüstü tepki gösteriyor.
TOPLU KATLİAMLAR
Ağustos ayının 15'inde altın arayan madencilerin Venezüella sınırı yakınlarında Yanomami bölgesinde gerçekleştirdikleri toplu kıyımda ölenlerin sayısı büyük güçlükle belirlenebildi. Çünkü olay yerinde yalnızca 5 ceset bulundu. Brezilya yerlileri koruma örgütünde görevli Yanomami yerli dilini konuşan Bezerra di Lima öldürülen 73 kişinin arasında 34 çocuk ve iki hamile kadının olduğunu belirtiyor. Di Lima sağ kalan 4 kişiyi sorgulayarak ölenlerin kimliğini saptayabildi. Tanıklar olaydan hemen sonra geri gelerek cesetleri yakınlardaki bir nehre attıklarını tahmin ettiklerinden, nehrin dalgıçlar tarafından aranmasını istedi.
Bölgede yapılan araştırma ve incelemeler Yanomami yerlilerinin gelenek ve görenekleri yüzünden sürekli engelleniyor. Dış dünya ile çok kısıtlı ilişkiler içinde olan yerliler ölülerinin isimlerini vermeye pek istekli görünmüyor. Ölülerini yakmaları ve ikiden fazla sayı saymayı bilmemeleri araştırmacıların işini güçleştiriyor.
1980 yılında altın arayıcılarının Yanomami yerlilerinin bulunduğu ormanlık araziye el koyması, yerlilerin sonunun başlangıcı oldu. Brezilya'da ve Venezüella'da yaşayan 20 bin Yanomami yerlisi 1987 yılından sonra dış dünya ile ilişkiye girmeleri sonucu sıtma ve verem başta olmak üzere, çeşitli hastalıklardan yaşamını yitirdi.
Yayın organlarının bildirdiğine göre Yanomami yerlileri Venezüella sınır karakolunda görevli askerlere rehberlik yaparak sınırın Venezüella tarafında altın arayan Brezilyalı madencilerin çalışmalarını görmezlikten gelmelerini sağlıyor. Buna karşılık askerler, madencilerden büyük miktarda altını rüşvet alarak sızdırıyor. Brezilyalı madenciler aralarından bazılarının kayırılmasına kızarak misilleme yapıyor ve bölgedeki yerlilerin hemen hemen tümünün kökünü kazıyor".
Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler
Prof. Dr. Haydar BAŞ
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.