Yeni küresel kriz yolda
Düşük petrol fiyatları, çok sayıda ülkenin büyüme rakamlarını bir türlü rayına oturtamaması, ABD'deki durgunluk havası ve Avrupa'daki deflasyon tehdidi yeni bir küresel krizin gündeme soktu
03.02.2016 00:00:00
YENİ MESAJ/İSTANBUL
Çeşitli raporlarda ve analizlerde dünyanın yeni bir finansal krizin eşiğinde olduğu dile getiriliyor. 2008 krizini aşmak için muazzam miktarda para basılmasına ve faizlerin bazı ülkelerde (İsviçre ve Japonya) 'sıfır'ın altına indirilmesine rağmen, gelişmiş ülke ekonomileri bir türlü toparlanamıyor. Avrupa, kronikleşen bir deflasyon tehlikesi ile yine karşı karşıya. Avrupa'da 2015'ten itibaren bol para basılsa da, paraya ve krediye talebin az olduğu da bir gerçek. Euro Bölgesi'nde ekonomik güven 5 ayın en düşüğündeyken, Avrupa borsaları son yılların en kötü Ocak performansını gösterdi. ... Negatif faiz politikası uygulayan Japonya yıllardır doğru dürüst büyüyemiyor. Geçen yıl hafif kıpırdanan ABD'ye bugünlerde durgunluk havası hakim.
Krizin ana kaynağı yüksek borç
Gelinen noktada gelişmekte olan ülkelerde yaşanan olumsuz gelişmeler bütün dünyayı etkiliyor. Bunun yanı sıra IMF'nin verilerine göre 2004'te toplam borcu 4 trilyon dolar olan gelişmekte olan ülkelerde öne çıkan şirketlerin borcu 2014'te 18 trilyon dolara tırmanmış bulunuyor. Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) ise yükselen pazar şirketlerinin borçlanmasının son on yılda beşe katlanarak 2015'te 23.7 trilyon dolara tırmandığını ileri sürüyor. Projeksiyonlarında 30 gelişmekte olan piyasa ekonomisini temel alan Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) 2016 yılında gelişmekte olan piyasa tahvilleri ve hisse senetlerinden 448 milyar dolar sermaye çıkmasını beklediğini bildirdi. Gelişmekte olan piyasalardan 2014 yılında 111 milyar dolar, 2015 yılında ise beklentilerin çok üzerinde 735 milyar dolar sermaye çıkışı yaşandığını belirten IIF, yavaşlayan global büyüme ve şirket borçluluklarının etkisiyle sermaye çıkışının süreceğini öngördü.
Küresel büyümenin 3'te biri Çin'den
IMF'ye göre son 50 yılda 4 kez küresel durgunluk gerçekleşti. Bunların tümünde küresel büyüme hızı ortalama yüzde 2'nin altına indi. ABD'de 2001 yılında teknoloji balonun patlamasıyla oluşan küresel sarsıntı da ilave edildiğinde son 50 yılda 5 küresel kriz olduğu zikredilebilir. Bu 50 yılın tamamında ABD gidişata hakim ülkeydi. Son 10 yılda ABD global büyümeye yüzde 17 katkı yaparken, Çin büyümenin üçte birini sağladı. Japonya ve Avrupa'nın katkısıysa yüzde 10 düzeyine indi. Şu sıralar küresel büyüme artık Çin'e emanet durumda.
Çeşitli raporlarda ve analizlerde dünyanın yeni bir finansal krizin eşiğinde olduğu dile getiriliyor. 2008 krizini aşmak için muazzam miktarda para basılmasına ve faizlerin bazı ülkelerde (İsviçre ve Japonya) 'sıfır'ın altına indirilmesine rağmen, gelişmiş ülke ekonomileri bir türlü toparlanamıyor. Avrupa, kronikleşen bir deflasyon tehlikesi ile yine karşı karşıya. Avrupa'da 2015'ten itibaren bol para basılsa da, paraya ve krediye talebin az olduğu da bir gerçek. Euro Bölgesi'nde ekonomik güven 5 ayın en düşüğündeyken, Avrupa borsaları son yılların en kötü Ocak performansını gösterdi. ... Negatif faiz politikası uygulayan Japonya yıllardır doğru dürüst büyüyemiyor. Geçen yıl hafif kıpırdanan ABD'ye bugünlerde durgunluk havası hakim.
Krizin ana kaynağı yüksek borç
Gelinen noktada gelişmekte olan ülkelerde yaşanan olumsuz gelişmeler bütün dünyayı etkiliyor. Bunun yanı sıra IMF'nin verilerine göre 2004'te toplam borcu 4 trilyon dolar olan gelişmekte olan ülkelerde öne çıkan şirketlerin borcu 2014'te 18 trilyon dolara tırmanmış bulunuyor. Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) ise yükselen pazar şirketlerinin borçlanmasının son on yılda beşe katlanarak 2015'te 23.7 trilyon dolara tırmandığını ileri sürüyor. Projeksiyonlarında 30 gelişmekte olan piyasa ekonomisini temel alan Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) 2016 yılında gelişmekte olan piyasa tahvilleri ve hisse senetlerinden 448 milyar dolar sermaye çıkmasını beklediğini bildirdi. Gelişmekte olan piyasalardan 2014 yılında 111 milyar dolar, 2015 yılında ise beklentilerin çok üzerinde 735 milyar dolar sermaye çıkışı yaşandığını belirten IIF, yavaşlayan global büyüme ve şirket borçluluklarının etkisiyle sermaye çıkışının süreceğini öngördü.
Küresel büyümenin 3'te biri Çin'den
IMF'ye göre son 50 yılda 4 kez küresel durgunluk gerçekleşti. Bunların tümünde küresel büyüme hızı ortalama yüzde 2'nin altına indi. ABD'de 2001 yılında teknoloji balonun patlamasıyla oluşan küresel sarsıntı da ilave edildiğinde son 50 yılda 5 küresel kriz olduğu zikredilebilir. Bu 50 yılın tamamında ABD gidişata hakim ülkeydi. Son 10 yılda ABD global büyümeye yüzde 17 katkı yaparken, Çin büyümenin üçte birini sağladı. Japonya ve Avrupa'nın katkısıysa yüzde 10 düzeyine indi. Şu sıralar küresel büyüme artık Çin'e emanet durumda.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.