'Yarattığı sussa da, tasarrufuna delildir'
İmam Ali (a.s.) buyurdu ki: "Allah, her yarattığını, varlığına hüccet ve delil kılmıştır. Yarattığı sussa da açık bir dille tedbir ve tasarrufuna delildir ve eşsiz/örneksiz yaratıcısına delaleti sabittir"
11.04.2016 00:00:00
İmam Ali (a.s.), bir hutbesinde, Cenab-ı Hakkın kudretiyle ilgili buyurdu ki:
"O hiçbir örneğe bakmadan, kendisinden önce hiçbir yaratıcı ve mabudun takdirini örnek almadan ilk defa yaratandır. Kudretinin melekûtunu ve hikmetinin eserlerini ifade eden inceliklerini bize göstermesi ve her varlığın sadece O'nun kudretiyle ayakta durabildiğini itiraf etmesi, bir hüccet olarak bizleri gayr-i ihtiyari O'nu tanımaya ve marifetine sevk etmiştir. Eşsiz, örneksiz yoktan var ederek yarattıklarında sanatının eserleri, hikmetinin delilleri apaçık ortadadır. Her yarattığını, varlığına hüccet ve delil kılmıştır. Yarattığı sussa da açık bir dille tedbir ve tasarrufuna delildir ve eşsiz/örneksiz yaratıcısına delaleti sabittir.
(Ey Rabbim!) Şahadet ederim ki seni yarattıklarının uzuvları gibi uzuvları var sanıp onlara benzeten, hikmet ve tedbirince ete, deriye büründürdüğün kemiklerin benzerine sahip olduğunu sanan (sana cisim isnat eden kimse), sana dair bilgi ve düşüncelerini bir esasa bağlayamamış; kalbi, eşin ve örneğin olmadığına yakîn etmemiştir. Sanki o, kıyamette uyanların uydukları şeylerden beri olduklarını ilan ettiklerini duymamıştır: 'Allah'a and olsun sizi âlemlerin Rabbiyle bir tuttuğumuz zaman apaçık bir sapıklık içindeydik.' (Şuara: 97-98).
Putlarına benzeterek Sana eş koşanlar, vehimleriyle Sana yaratılmışların elbisesini giydirenler, zanlarıyla Seni cisimler gibi parçalara ayıranlar ve kusurlu akıllarıyla Seni de yaratıkların gibi farklı kuvvelerin bileşiği bilenler yalan söylemiştir.
Şahadet ederim ki Seni, yarattıklarından birine denk tutan, onu Sana eş tutmuş olur; Sana eş koşan indirdiğin muhkem ayetleri ve ona şahadet eden apaçık delilleri inkâr etmiş olur. Şüphesiz akıllara sığmayan, dolayısıyla da düşünce esintileriyle nitelendirilemeyen Allah Sensin. Hatırlara gelen düşüncelere sığmazsın, bu yüzden varlığına sınır konamaz, akıllar tasarrufta bulunamaz.
O, yarattıklarını takdir etti, takdirini sağlamlaştırdı, düzenledi, çok iyi düzenledi, onu takdir ettiği yöne yöneltti, o da belirlenen hududunu aşmadı, kusur edip hedefi şaşırmadı, onun iradesiyle bir işle emrolunduğunda zorluk çıkarmadı. Nasıl zorluk çıkartsın! Oysa her şey O'nun meşiyetiyle vücuda gelmektedir.
Eşyanın bütün türlerini; düşünceye dalmadan, vücudunda gizli tabiattan yardım almadan, zamanların hadiselerinden doğan tecrübeden faydalanmadan ve şaşılacak işlerini yoktan var ederken O'na yardım eden bir ortağı da olmadan yarattı. Yaratışını emriyle tamamladı, yarattıkları da boyun eğip itaat etti, çağrısına uydu. Boyun eğmek ve çağrısına uymakta ağır davranan da, geride kalan da olmadı." (Nehcü'l-Belağa'dan?)
"O hiçbir örneğe bakmadan, kendisinden önce hiçbir yaratıcı ve mabudun takdirini örnek almadan ilk defa yaratandır. Kudretinin melekûtunu ve hikmetinin eserlerini ifade eden inceliklerini bize göstermesi ve her varlığın sadece O'nun kudretiyle ayakta durabildiğini itiraf etmesi, bir hüccet olarak bizleri gayr-i ihtiyari O'nu tanımaya ve marifetine sevk etmiştir. Eşsiz, örneksiz yoktan var ederek yarattıklarında sanatının eserleri, hikmetinin delilleri apaçık ortadadır. Her yarattığını, varlığına hüccet ve delil kılmıştır. Yarattığı sussa da açık bir dille tedbir ve tasarrufuna delildir ve eşsiz/örneksiz yaratıcısına delaleti sabittir.
(Ey Rabbim!) Şahadet ederim ki seni yarattıklarının uzuvları gibi uzuvları var sanıp onlara benzeten, hikmet ve tedbirince ete, deriye büründürdüğün kemiklerin benzerine sahip olduğunu sanan (sana cisim isnat eden kimse), sana dair bilgi ve düşüncelerini bir esasa bağlayamamış; kalbi, eşin ve örneğin olmadığına yakîn etmemiştir. Sanki o, kıyamette uyanların uydukları şeylerden beri olduklarını ilan ettiklerini duymamıştır: 'Allah'a and olsun sizi âlemlerin Rabbiyle bir tuttuğumuz zaman apaçık bir sapıklık içindeydik.' (Şuara: 97-98).
Putlarına benzeterek Sana eş koşanlar, vehimleriyle Sana yaratılmışların elbisesini giydirenler, zanlarıyla Seni cisimler gibi parçalara ayıranlar ve kusurlu akıllarıyla Seni de yaratıkların gibi farklı kuvvelerin bileşiği bilenler yalan söylemiştir.
Şahadet ederim ki Seni, yarattıklarından birine denk tutan, onu Sana eş tutmuş olur; Sana eş koşan indirdiğin muhkem ayetleri ve ona şahadet eden apaçık delilleri inkâr etmiş olur. Şüphesiz akıllara sığmayan, dolayısıyla da düşünce esintileriyle nitelendirilemeyen Allah Sensin. Hatırlara gelen düşüncelere sığmazsın, bu yüzden varlığına sınır konamaz, akıllar tasarrufta bulunamaz.
O, yarattıklarını takdir etti, takdirini sağlamlaştırdı, düzenledi, çok iyi düzenledi, onu takdir ettiği yöne yöneltti, o da belirlenen hududunu aşmadı, kusur edip hedefi şaşırmadı, onun iradesiyle bir işle emrolunduğunda zorluk çıkarmadı. Nasıl zorluk çıkartsın! Oysa her şey O'nun meşiyetiyle vücuda gelmektedir.
Eşyanın bütün türlerini; düşünceye dalmadan, vücudunda gizli tabiattan yardım almadan, zamanların hadiselerinden doğan tecrübeden faydalanmadan ve şaşılacak işlerini yoktan var ederken O'na yardım eden bir ortağı da olmadan yarattı. Yaratışını emriyle tamamladı, yarattıkları da boyun eğip itaat etti, çağrısına uydu. Boyun eğmek ve çağrısına uymakta ağır davranan da, geride kalan da olmadı." (Nehcü'l-Belağa'dan?)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.