Prof. Dr. Akalın, kısa bir süre önce atandığı yeni görevinde, Türkdili için yapmak istediği çalışmaları değerlendirirken,Türkiye'de yabancı kaynaklı kelime kullanmanın, özellikle son yıllarda bir özenti haline gelmesinden yakındı.
Yabancı kaynaklı kelimelerin kullanımı arttıkça, Türkçe kelimelerin kullanımının azaldığını, başlangıçta birkaç kelime ile sınırlı olan kelime girişinin zamanla Türkçeyi istila şekline dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Akalın, "Öncelikle Türk dilini yabancıdillerin boyunduruğundan kurtarmak istiyoruz" dedi.
Prof. Dr. Akalın, yabancı kaynaklı kelimelerin bilen bilmeyen herkes tarafından kullanılırken, bazen kelimeye yanlış anlamlar da yüklendiğini belirterek, dilimize Fransızca'dan geçen promosyon (promotian) kelimesinin, "ilerleme, yükselme, artırma, çoğalma" anlamına gelmesine rağmen, dilimize "armağan kampanyası" anlamıyla yerleşmesini buna örnek gösterdi.
DİLİ KORUMAK HERKESİN GÖREVİ
Prof. Dr. Akalın, Türk dilinin korunmasının her Türk vatandaşının görevi olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:
"Türk Dil Kurumu olarak bütün çalışmalarımızı, kurucumuz Ulu Önder Atatürk'ün dilimiz için söylediği sözleri ilke edinerek yapmaktayız. Türkçe'nin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarılmasının yanı sıra gelişmesi ve daha da zenginleşmesi için çabasarfedeceğiz.
Bu uğurdaki çalışmalarımızda hep birlikte yürümeye; basın ve kitle iletişim kuruluşlarılyla, üniversitelerle, sivil toplum örgütleriyle işbirliğine hazırız. Türkçe sevdalılarını el ele vermeye çağırıyorum. Türkçe için birşeyler yapmak, çalışmak isteyen herkese kapımız ve gönlümüz açıktır."
KÜLTÜRÜMÜZDEN KOPAN PARÇALAR
"Kullanımdan düşen her Türkçe kelime, kültürümüzden de bir parçayı koparıp götürüyor" diyen Prof. Dr. Akalın, şunları kaydetti:
"Kelimelerimiz deyimlerimizde, atasözlerimizde, manilerimizde, ninnilerimizde, bilmecelerimizde, türkülerimizde, şarkılarımızda, şiirlerimizde ve destanlarımızda yaşamaktadır. Bir kelimeyi kaybetmemiz demek, bu kelimenin geçtiği bir deyimimizi, bir atasözümüzü, bir bilmecemizi kaybetmek demektir."
Türk dilinin korunması konusunda yasaklarla bir yere varılamayacağını ifade eden Prof. Dr. Akalın, "Türkçe'nin doğru ve güzel kullanımını; yasaklayarak, zorlayarak değil örnek göstererek, özendirerek, sevdirerek, benimseterek yaygınlaştırmalıyız" dedi. Prof. Dr. Akalın, ticari kuruluşların unvanlarında, isimlerinde, tabelalarında, reklamlarında yabancı kökenli kelime kullanımının da yaygınlaştığını ifade ederek, şöyle devam etti:
ÇARE E?İTİMDE
"Türk milletine hitap etmesine rağmen mağazasına yabancı ad verenlere yaptıkları işin mantıksız olduğunu anlatmak, onları uyarmak gerekir. Ülkemizin mağazalarının, kuruluşlarının adlarının Türkçe olması ve Türk alfabesiyle yazılması esas olmalıdır. İşyerlerine Türkçe ad verenler ile Türkçe'yi en güzel bir biçimde konuşan kişileri topluma örnek gösterme çalışmalarımızı sürdüreceğiz." Türkiye'de yaşanan bu sorunun başka ülkelerde de yaşandığını ve halen yaşanmakta olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Akalın, "Öncelikle toplum olarak ana dilimiz Türkçe'ye sahip çıkma bilincinin yerleştirilmesi gerekiyor. Bu da eğitimle olur. Bütün öğretim kurumlarında Türkçe'yi en güzel ve en doğru şekilde öğretecek programlar yürütülmelidir" diye konuştu.
Prof. Dr. Akalın, Türk Dil Kurumu'nu çağdaş teknolojiden yararlanarak daha da ileriye götürmek ve kurumun Türk dili konusunda en yetkili kurum olma özelliğini korumak için çaba sarfedeceklerini sözlerine ekledi.
Yabancı kaynaklı kelimelerin kullanımı arttıkça, Türkçe kelimelerin kullanımının azaldığını, başlangıçta birkaç kelime ile sınırlı olan kelime girişinin zamanla Türkçeyi istila şekline dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Akalın, "Öncelikle Türk dilini yabancıdillerin boyunduruğundan kurtarmak istiyoruz" dedi.
Prof. Dr. Akalın, yabancı kaynaklı kelimelerin bilen bilmeyen herkes tarafından kullanılırken, bazen kelimeye yanlış anlamlar da yüklendiğini belirterek, dilimize Fransızca'dan geçen promosyon (promotian) kelimesinin, "ilerleme, yükselme, artırma, çoğalma" anlamına gelmesine rağmen, dilimize "armağan kampanyası" anlamıyla yerleşmesini buna örnek gösterdi.
DİLİ KORUMAK HERKESİN GÖREVİ
Prof. Dr. Akalın, Türk dilinin korunmasının her Türk vatandaşının görevi olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:
"Türk Dil Kurumu olarak bütün çalışmalarımızı, kurucumuz Ulu Önder Atatürk'ün dilimiz için söylediği sözleri ilke edinerek yapmaktayız. Türkçe'nin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarılmasının yanı sıra gelişmesi ve daha da zenginleşmesi için çabasarfedeceğiz.
Bu uğurdaki çalışmalarımızda hep birlikte yürümeye; basın ve kitle iletişim kuruluşlarılyla, üniversitelerle, sivil toplum örgütleriyle işbirliğine hazırız. Türkçe sevdalılarını el ele vermeye çağırıyorum. Türkçe için birşeyler yapmak, çalışmak isteyen herkese kapımız ve gönlümüz açıktır."
KÜLTÜRÜMÜZDEN KOPAN PARÇALAR
"Kullanımdan düşen her Türkçe kelime, kültürümüzden de bir parçayı koparıp götürüyor" diyen Prof. Dr. Akalın, şunları kaydetti:
"Kelimelerimiz deyimlerimizde, atasözlerimizde, manilerimizde, ninnilerimizde, bilmecelerimizde, türkülerimizde, şarkılarımızda, şiirlerimizde ve destanlarımızda yaşamaktadır. Bir kelimeyi kaybetmemiz demek, bu kelimenin geçtiği bir deyimimizi, bir atasözümüzü, bir bilmecemizi kaybetmek demektir."
Türk dilinin korunması konusunda yasaklarla bir yere varılamayacağını ifade eden Prof. Dr. Akalın, "Türkçe'nin doğru ve güzel kullanımını; yasaklayarak, zorlayarak değil örnek göstererek, özendirerek, sevdirerek, benimseterek yaygınlaştırmalıyız" dedi. Prof. Dr. Akalın, ticari kuruluşların unvanlarında, isimlerinde, tabelalarında, reklamlarında yabancı kökenli kelime kullanımının da yaygınlaştığını ifade ederek, şöyle devam etti:
ÇARE E?İTİMDE
"Türk milletine hitap etmesine rağmen mağazasına yabancı ad verenlere yaptıkları işin mantıksız olduğunu anlatmak, onları uyarmak gerekir. Ülkemizin mağazalarının, kuruluşlarının adlarının Türkçe olması ve Türk alfabesiyle yazılması esas olmalıdır. İşyerlerine Türkçe ad verenler ile Türkçe'yi en güzel bir biçimde konuşan kişileri topluma örnek gösterme çalışmalarımızı sürdüreceğiz." Türkiye'de yaşanan bu sorunun başka ülkelerde de yaşandığını ve halen yaşanmakta olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Akalın, "Öncelikle toplum olarak ana dilimiz Türkçe'ye sahip çıkma bilincinin yerleştirilmesi gerekiyor. Bu da eğitimle olur. Bütün öğretim kurumlarında Türkçe'yi en güzel ve en doğru şekilde öğretecek programlar yürütülmelidir" diye konuştu.
Prof. Dr. Akalın, Türk Dil Kurumu'nu çağdaş teknolojiden yararlanarak daha da ileriye götürmek ve kurumun Türk dili konusunda en yetkili kurum olma özelliğini korumak için çaba sarfedeceklerini sözlerine ekledi.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.