Bundan sonra dünya ve ahiret nimetleri önüne konur;
"Her meyveden ye!" denir.
Bu emir seni güçlendirir. O zaman arslan olursun; nefsini mağlup eden erkek. Cenab-ı Peygamber buyurdu:
"Pehlivan, rakibini yenen değil, kızdığında nefsini mağlup edendir."
Biz, erkek denince bunu anlıyoruz, bunu anlamamız lâzım, hem de çok.
Sen onların konusu olursun. Seni eleştirirler. Bu normaldir. Her ne kadar bastığınız arz aynı ise de gönül ülkeleriniz farklıdır. Dün seni sevenler, sana itimat edenler şimdi seni tenkit ederler. Bu işin kanunu budur. Hak seni gizlemek için bunları araya bahane koymuştur. Dikkat et, sen ameli bozuk biri olsaydın onların gündeminde olmayacaktın. Senin şimdi hatân aranıyor. Hatâlı olanın hatâsı aranmaz. "Hatâlıdır" denir, geçilir.
Hatırına tuhaf şeyler gelir; "Peki ama bu dedikoduya ne gerek var?" dersin. Şimdi düşün, idrak et. Her işin bir sermayesi vardır, külfet olmadan nimet olmaz. "Ama ben ibadetle belli bir külfete katlandım, dahasına ne gerek var?" diye düşünebilirsin. Evet, doğru. Ama bu külfet seni sadece Cennete ulaştırır. Halbuki sen Cemâlullah'ı istedin. Onun sermayesi de nefistir. Onu harcayacaksın. Yani aradan çıkaracaksın. İşte fitne belâsı bunun içindir. Onu aradan çıkar.
Hazreti Mûsâ:
"Ya Rabbi, bana cemâlini göster, sana bakayım." dediğinde; Cenab-ı Hak:
"Beni göremezsin." buyurdu.
Ârifler, "Sen, sende iken Beni göremezsin, denildi." diyorlar. Onun için "ben"in ortadan kalkması şart. O zaman belâ gerek. Hazreti Peygamber buyurdu:
"Allah, sevdiği kuluna belâ verir."
Dikkat et, bu haller geçicidir. O zaman yüzüne bir renk gelir. Bu, dost rengidir. Hemen seni diğer nâstan ayırır. Belâ sana üç cihetten gelir: Mal ile gelir, dedikodu ile gelir, hastalık ile gelir. Bu üçünden biri ile gelir. Bazan üçü birden gelir. Bu zordur. Sana şimdi biri geldi. Sabret, isyan etme. Sonu hayırlıdır. Bilmez misin ki, doğum için sancı gerek. Karanlık, güneşi getirir. Bir de bakarsın güneş doğdu, etraf göründü. Karanlığın örtüsü kalktı. Her şey ortadadır.
"Bugün senin için perdeler aralandı... Biz açtık, gözlerin de keskin görür."
Artık kalbin zulümâttan kurtulmuştur. Nur âlemine geçebilirsin. Bu halde ne gaflet vardır, ne cehâlet. Hepsi geçmişte olan bir hadise halini alır.
Bundan ötesi vuslat âlemidir. Kokular, renkler, sesler; herşey aslındandır. Hakikatler yaşanır, vehim ortadan kalkar. Şüpheler zâil olur...
Hak yolculuğu bir zaruret, bir gerçek ve hayatî ihtiyaç... İnsan olmanın, yaratılışın gereği bu... Her insanın dünyevî huzurunun ve ebedî saadetinin teminatı bu..."
Önemi ve zarureti anlaşılan bu gönül yolcuğu nasıl gerçekleşecektir? Önemli olan bunu gerçekleştirmektir. Hiç şüphesiz bu yolculuk, kalben yani gönül yoluyla yapılır. Ruhun yolculuğudur. O halde ruh nedir ve özellikleri nelerdir?
"Her meyveden ye!" denir.
Bu emir seni güçlendirir. O zaman arslan olursun; nefsini mağlup eden erkek. Cenab-ı Peygamber buyurdu:
"Pehlivan, rakibini yenen değil, kızdığında nefsini mağlup edendir."
Biz, erkek denince bunu anlıyoruz, bunu anlamamız lâzım, hem de çok.
Sen onların konusu olursun. Seni eleştirirler. Bu normaldir. Her ne kadar bastığınız arz aynı ise de gönül ülkeleriniz farklıdır. Dün seni sevenler, sana itimat edenler şimdi seni tenkit ederler. Bu işin kanunu budur. Hak seni gizlemek için bunları araya bahane koymuştur. Dikkat et, sen ameli bozuk biri olsaydın onların gündeminde olmayacaktın. Senin şimdi hatân aranıyor. Hatâlı olanın hatâsı aranmaz. "Hatâlıdır" denir, geçilir.
Hatırına tuhaf şeyler gelir; "Peki ama bu dedikoduya ne gerek var?" dersin. Şimdi düşün, idrak et. Her işin bir sermayesi vardır, külfet olmadan nimet olmaz. "Ama ben ibadetle belli bir külfete katlandım, dahasına ne gerek var?" diye düşünebilirsin. Evet, doğru. Ama bu külfet seni sadece Cennete ulaştırır. Halbuki sen Cemâlullah'ı istedin. Onun sermayesi de nefistir. Onu harcayacaksın. Yani aradan çıkaracaksın. İşte fitne belâsı bunun içindir. Onu aradan çıkar.
Hazreti Mûsâ:
"Ya Rabbi, bana cemâlini göster, sana bakayım." dediğinde; Cenab-ı Hak:
"Beni göremezsin." buyurdu.
Ârifler, "Sen, sende iken Beni göremezsin, denildi." diyorlar. Onun için "ben"in ortadan kalkması şart. O zaman belâ gerek. Hazreti Peygamber buyurdu:
"Allah, sevdiği kuluna belâ verir."
Dikkat et, bu haller geçicidir. O zaman yüzüne bir renk gelir. Bu, dost rengidir. Hemen seni diğer nâstan ayırır. Belâ sana üç cihetten gelir: Mal ile gelir, dedikodu ile gelir, hastalık ile gelir. Bu üçünden biri ile gelir. Bazan üçü birden gelir. Bu zordur. Sana şimdi biri geldi. Sabret, isyan etme. Sonu hayırlıdır. Bilmez misin ki, doğum için sancı gerek. Karanlık, güneşi getirir. Bir de bakarsın güneş doğdu, etraf göründü. Karanlığın örtüsü kalktı. Her şey ortadadır.
"Bugün senin için perdeler aralandı... Biz açtık, gözlerin de keskin görür."
Artık kalbin zulümâttan kurtulmuştur. Nur âlemine geçebilirsin. Bu halde ne gaflet vardır, ne cehâlet. Hepsi geçmişte olan bir hadise halini alır.
Bundan ötesi vuslat âlemidir. Kokular, renkler, sesler; herşey aslındandır. Hakikatler yaşanır, vehim ortadan kalkar. Şüpheler zâil olur...
Hak yolculuğu bir zaruret, bir gerçek ve hayatî ihtiyaç... İnsan olmanın, yaratılışın gereği bu... Her insanın dünyevî huzurunun ve ebedî saadetinin teminatı bu..."
Önemi ve zarureti anlaşılan bu gönül yolcuğu nasıl gerçekleşecektir? Önemli olan bunu gerçekleştirmektir. Hiç şüphesiz bu yolculuk, kalben yani gönül yoluyla yapılır. Ruhun yolculuğudur. O halde ruh nedir ve özellikleri nelerdir?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.