Toprak reformu, göçü de önleyecek olan bir uygulamadır. Aynı zamanda tarım işçilerini "toprak sahibi çiftçi" haline getirecektir.
Toprak reformu yapılırken; tarıma ve hayvancılığa elverişli sahalar belirlenerek buraların sanayi alanı olarak kullanılmasına müsaade edilmeyecektir. Maalesef ülkemizde en verimli tarım arazilerinde sanayi yapılırken, daha az verimli araziler boş durmaktadır. Dolayısı ile toprakların envanteri çıkarılarak, orman, otlak, tarım, yerleşim ve sanayi alanları belirlenecektir
Ürün fiyatlarını çiftçiler belirleyecektirÜrünlerin fiyatları, çiftçiler tarafından üretici kooperatifleri üzerinden belirlenecektir. Maliyet hesaplaması dikkate alınarak ürünlerin satış fiyatları tespit edilecektir. Burada önemli olan iki fiyatın olmasıdır; birincisi, iç piyasa fiyatı, ikincisi ise devlet destek fiyatı? Bu iki fiyatın toplamı kadar bedel, üreticinin eline geçecektir. İster devlete, ister özel sektöre satsın; bu destekleme ücretini, çiftçi her iki durumda da alacaktır. Böylece üretici desteklenecek; hem üretim bolluğu olacak, hem de fiyatlar ucuzlayacaktır. Böylece tüketici daha ucuza ve daha sağlıklı beslenme imkanına kavuşacaktır. Örneğin, buğdayın iç piyasa fiyatı 0.3 YTL ise, belki de 0.3 YTL de destekleme ücreti alacak olan çiftçinin eline 0.6 YTL geçecektir. Devlet ürün alım garantisi getirecektir. Yani Devlet 0.6 YTL'den istenilen kadar buğday alacak; ama çiftçi, eğer buğdayını özel sektöre satmak isterse, destekleme ücreti olan 0.3 YTL'den mahrum olmayacaktır. Milli Devlet'te vatandaşın vazifesi "üretmek", devletin görevi de bu "ürüne pazar bulmak"tır.
Devlet avans verecektirMilli Devlet tezinde devlet, üreticinin yetiştirdiği ürünün yüzde 50'sine en az altı ay evvelinden avans verecektir. Çiftçi 6 ay öncesinde aldığı bu avans ile gübresini ve tohumunu alacak, yevmiyecilerini tutacak, ekecek-biçecek? Vakti geldiğinde ise ürünü teslim edecek; bakiye ücreti de ürün teslimatı anında nakit olarak ödenecektir. Ülkemizde bütçeden tarıma yarılan pay, komik denecek kadar az bir meblağdır. Tarımın devletleri ele geçirmede "biyolojik bir silah" olduğu günümüzde, Milli Devlet'in yapması gereken, tarım ürünlerinin alım fiyatlarını ve üretim maliyetlerini çiftçi kooperatiflerine hesaplatarak çiftçiye tatminkâr bir kâr verip; onu, üretim yapmak için teşvik etmektir. İthal ürünlere karşı yerli üreticinin korunması devlet garantisinde sağlanmalıdır.
SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET / Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden
SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLERProf. Dr. İrina Hundt / Almanya, Dresden ÜniversitesiMilli Devlet'le her kesim memnun olacak Prof. Dr. Baş'ın Milli Ekonomi Modeli, sadece sömürülen halkları ve devletleri değil, aynı zamanda sömürenleri de dengeye taşıyacak kuşatıcı bir model ve tam bir denge ekonomisidir. Bu modelin ülke idaresine yansıması olarak oluşturulan Sosyal Devlet-Milli Devlet tezi, öyle bir ekonomi yönetimi ortaya koyuyor ki, hem millet zenginliğe kavuşuyor, hem devlet güçleniyor, hem üreten sermayedar memnun kalıyor, hem de tüketen kesim güçlendiriliyor. Devlet, halkına hizmet edecek sermayeyi, yabancılardan temin edilecek kredilerle değil, bizzat kendi emisyon hakkını devreye koyarak elde ettiği için, hem devlet sermayesizlikle kıvranmıyor, hem de milletin sırtına maliyet binmiyor, borç yükü binmiyor. Devlet ve millet arasında dengeyi sağlayan bu formül, işyerlerinde işveren ve işçiler arasındaki münasebetleri de dengeleyen bir mikro model getiriyor. Böylece hem makro planda hem de mikro planda adalet ve etik esaslar, mülkiyet, emek ve hak ekseninde kendiliğinden oluşuyor. Bu muhteşem ahenge başka hiçbir yerde rastlamak mümkün değildir.
Toprak reformu yapılırken; tarıma ve hayvancılığa elverişli sahalar belirlenerek buraların sanayi alanı olarak kullanılmasına müsaade edilmeyecektir. Maalesef ülkemizde en verimli tarım arazilerinde sanayi yapılırken, daha az verimli araziler boş durmaktadır. Dolayısı ile toprakların envanteri çıkarılarak, orman, otlak, tarım, yerleşim ve sanayi alanları belirlenecektir
Ürün fiyatlarını çiftçiler belirleyecektirÜrünlerin fiyatları, çiftçiler tarafından üretici kooperatifleri üzerinden belirlenecektir. Maliyet hesaplaması dikkate alınarak ürünlerin satış fiyatları tespit edilecektir. Burada önemli olan iki fiyatın olmasıdır; birincisi, iç piyasa fiyatı, ikincisi ise devlet destek fiyatı? Bu iki fiyatın toplamı kadar bedel, üreticinin eline geçecektir. İster devlete, ister özel sektöre satsın; bu destekleme ücretini, çiftçi her iki durumda da alacaktır. Böylece üretici desteklenecek; hem üretim bolluğu olacak, hem de fiyatlar ucuzlayacaktır. Böylece tüketici daha ucuza ve daha sağlıklı beslenme imkanına kavuşacaktır. Örneğin, buğdayın iç piyasa fiyatı 0.3 YTL ise, belki de 0.3 YTL de destekleme ücreti alacak olan çiftçinin eline 0.6 YTL geçecektir. Devlet ürün alım garantisi getirecektir. Yani Devlet 0.6 YTL'den istenilen kadar buğday alacak; ama çiftçi, eğer buğdayını özel sektöre satmak isterse, destekleme ücreti olan 0.3 YTL'den mahrum olmayacaktır. Milli Devlet'te vatandaşın vazifesi "üretmek", devletin görevi de bu "ürüne pazar bulmak"tır.
Devlet avans verecektirMilli Devlet tezinde devlet, üreticinin yetiştirdiği ürünün yüzde 50'sine en az altı ay evvelinden avans verecektir. Çiftçi 6 ay öncesinde aldığı bu avans ile gübresini ve tohumunu alacak, yevmiyecilerini tutacak, ekecek-biçecek? Vakti geldiğinde ise ürünü teslim edecek; bakiye ücreti de ürün teslimatı anında nakit olarak ödenecektir. Ülkemizde bütçeden tarıma yarılan pay, komik denecek kadar az bir meblağdır. Tarımın devletleri ele geçirmede "biyolojik bir silah" olduğu günümüzde, Milli Devlet'in yapması gereken, tarım ürünlerinin alım fiyatlarını ve üretim maliyetlerini çiftçi kooperatiflerine hesaplatarak çiftçiye tatminkâr bir kâr verip; onu, üretim yapmak için teşvik etmektir. İthal ürünlere karşı yerli üreticinin korunması devlet garantisinde sağlanmalıdır.
SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET / Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden
SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLERProf. Dr. İrina Hundt / Almanya, Dresden ÜniversitesiMilli Devlet'le her kesim memnun olacak Prof. Dr. Baş'ın Milli Ekonomi Modeli, sadece sömürülen halkları ve devletleri değil, aynı zamanda sömürenleri de dengeye taşıyacak kuşatıcı bir model ve tam bir denge ekonomisidir. Bu modelin ülke idaresine yansıması olarak oluşturulan Sosyal Devlet-Milli Devlet tezi, öyle bir ekonomi yönetimi ortaya koyuyor ki, hem millet zenginliğe kavuşuyor, hem devlet güçleniyor, hem üreten sermayedar memnun kalıyor, hem de tüketen kesim güçlendiriliyor. Devlet, halkına hizmet edecek sermayeyi, yabancılardan temin edilecek kredilerle değil, bizzat kendi emisyon hakkını devreye koyarak elde ettiği için, hem devlet sermayesizlikle kıvranmıyor, hem de milletin sırtına maliyet binmiyor, borç yükü binmiyor. Devlet ve millet arasında dengeyi sağlayan bu formül, işyerlerinde işveren ve işçiler arasındaki münasebetleri de dengeleyen bir mikro model getiriyor. Böylece hem makro planda hem de mikro planda adalet ve etik esaslar, mülkiyet, emek ve hak ekseninde kendiliğinden oluşuyor. Bu muhteşem ahenge başka hiçbir yerde rastlamak mümkün değildir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.