Uzun yaşamın sırrı
Bir proje kapsamında, şifalı kabul edilen ardıç ağaçlarından toplanan meyveler kaynatılarak yağ ve su elde ediliyor. Uzmanlara göre, eski zamanlarda da insanlar ardıcın yağını ve suyunu tüketiyorlarmış. Ardıç ağacı uzun yıllar yaşadığı için onu 'uzun yaşamın sırrı' olarak kabul etmişler
23.12.2015 00:00:00
Burdur'da yürütülen Lisinia Doğa Projesi kapsamında, ardıç ağaçlarından toplanan meyveler kaynatılarak yağı ve suyu çıkartılıyor.
Projenin sorumlusu veteriner hekim Öztürk Sarıca, yaklaşık 5 ay önce ilgili kurumlardan izin aldıktan sonra ardıç ağaçlarının meyvelerini toplayarak kaynatma yöntemiyle yağını ve suyunu çıkarmaya başladıklarını söyledi.
Bu işleme başladıktan sonra özellikle Karakent köyü ve çevre köylerinden yoğun talep geldiğini anlatan Sarıca, "Çünkü köylüler kültürlerini unutmamışlar. Eski zamanlarda da insanlar ardıcın yağını ve suyunu tüketiyorlarmış. Ardıç ağacı uzun yıllar yaşadığı için onu 'uzun yaşamın sırrı' olarak kabul etmişler. Biz şimdi bu insanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz" dedi.
Ardıç yağı ve suyunun eski zamanlarda çeşitli hastalıkların tedavilerinde kullanıldığını anlatan Sarıca, "Bu biraz da yıllardır süren bir gelenek olarak karşımıza çıktı. Bunu öğrendiğimizde çok şaşırmıştık. Çünkü etrafımızda çok fazla ardıç ağacı var. Biz de geçmişteki bir kültürümüzü günümüze taşımanın, yegane görevlerimizden biri olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.
Sarıca, Burdur ve çevresindeki maden ocaklarının yakınlarında çok sayıda ardıç ağacı bulunduğunu ifade etti. Bu ağaçların korunması gerektiğine dikkati çeken Sarıca, "Bir ardıcın 300-500 yıl yaşadığını düşünürsek bu ağaçların korunması taraftarıyız. Maden ocaklarının ardıç ağaçlarının olmadığı yerlerde faaliyet yapması lazım. Çünkü ardıç yağı ve suyuyla, ömrü boyunca gelecek nesillere şifa verecek" dedi.
Proje kapsamında organik domates, kavun, karpuz, ayva, gül, şeftali, gül suyu, ada çayı, kekik, lavanta suyu ve ardıç yağı üretiliyor.
Yıl içerisinde pek çok kişinin ziyaret ederek ilgi gösterdiği proje alanında gönüllülerin kaldığı ahşap yapılar ile tedavileri ve rehabilitasyonları gerçekleştirilen yaban hayvanları ilgi çekiyor.
Projenin sorumlusu veteriner hekim Öztürk Sarıca, yaklaşık 5 ay önce ilgili kurumlardan izin aldıktan sonra ardıç ağaçlarının meyvelerini toplayarak kaynatma yöntemiyle yağını ve suyunu çıkarmaya başladıklarını söyledi.
Bu işleme başladıktan sonra özellikle Karakent köyü ve çevre köylerinden yoğun talep geldiğini anlatan Sarıca, "Çünkü köylüler kültürlerini unutmamışlar. Eski zamanlarda da insanlar ardıcın yağını ve suyunu tüketiyorlarmış. Ardıç ağacı uzun yıllar yaşadığı için onu 'uzun yaşamın sırrı' olarak kabul etmişler. Biz şimdi bu insanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz" dedi.
Ardıç yağı ve suyunun eski zamanlarda çeşitli hastalıkların tedavilerinde kullanıldığını anlatan Sarıca, "Bu biraz da yıllardır süren bir gelenek olarak karşımıza çıktı. Bunu öğrendiğimizde çok şaşırmıştık. Çünkü etrafımızda çok fazla ardıç ağacı var. Biz de geçmişteki bir kültürümüzü günümüze taşımanın, yegane görevlerimizden biri olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.
Sarıca, Burdur ve çevresindeki maden ocaklarının yakınlarında çok sayıda ardıç ağacı bulunduğunu ifade etti. Bu ağaçların korunması gerektiğine dikkati çeken Sarıca, "Bir ardıcın 300-500 yıl yaşadığını düşünürsek bu ağaçların korunması taraftarıyız. Maden ocaklarının ardıç ağaçlarının olmadığı yerlerde faaliyet yapması lazım. Çünkü ardıç yağı ve suyuyla, ömrü boyunca gelecek nesillere şifa verecek" dedi.
Proje kapsamında organik domates, kavun, karpuz, ayva, gül, şeftali, gül suyu, ada çayı, kekik, lavanta suyu ve ardıç yağı üretiliyor.
Yıl içerisinde pek çok kişinin ziyaret ederek ilgi gösterdiği proje alanında gönüllülerin kaldığı ahşap yapılar ile tedavileri ve rehabilitasyonları gerçekleştirilen yaban hayvanları ilgi çekiyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.