Athenegoras'ın izini süren Bartelemeos'un bugün de yapmak istediği budur. Türkiye'de pek Rum kalmadığı için papaz adaylarını en başta Yunanistan'dan ve büyük bir olasılıkla Rusya ve Gürcistan'da yaşamakta olan Pontus Rumlarından seçilecektir. Bu da göstermektedir ki Heybeliada Ruhban Okulu'nun yüksek kısmının açılması beraberinde yabancı öğrenci alma talebini de getirecektir. Üstelik bu yabancı öğrenciler arasında Pontusluların özel bir ağırlığı olacak ve Türkiye'yi Pontus ajanlarının çiftliğine dönüştürecektir
Üniter bir devletin çatısı
altında uluslar-üstü
bir okul olur mu?
Heybeliada Ruhban Okulu, Osmanlı'nın çok hukukluluğa dayalı dinsel özerklik düzeni içerisinde Fener Rum Patrikhanesi tarafından kurulmuştur. Açık olduğu süre içerisinde de Patrikhane'nin "Sinod Meclisi"ne (Dini Meclisi'e) bağlı olmuştur. Ancak federal bir devlete benzetilebilecek olan Osmanlı ile üniter bir devlet olan Türkiye bir tutulamaz elbette.
Lozan Barış Antlaşması ile Patrikhane, yalnızca yerel bir kilise olarak tanımlanmıştır. Heybeliada Ruhban Okulu da buna göre, Türkiye'deki Rum azınlığın din görevlisi ihtiyacını karşılama amacına dönük olarak yeniden yapılanmıştır. Ancak Amerikalı Athenegoras'ın, İnönü CHP'sinin döneminde olağanüstü bir yolla Türk vatandaşı yapılarak Patrik olarak atanmasıyla birlikte bu okul, Patrikhanenin ekümeniklik iddiası doğrultusunda uluslar-üstü bir kurum havasına bürünmüştür.
Athenegoras'ın Patrik olduğu 1949'da Heybeliada Ruhban Okulu'ndaki öğretmenler, Türk vatandaşı olan 16 Rum öğrenciye ders veriyorlardı. İstanbul'daki erkek Rum liselerinde o tarihlerde 2.500 civarında öğrenci bulunmasına rağmen, Rum aileler çocuklarını papaz okuluna göndermeyi tercih etmezdi. Athenegoras, Heybeliada Ruhban Okulu'nun hem yüksek kısmının açılmasını hem de yabancı öğrenci alınmasını sağlamıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 8 Aralık 1950 tarihinde 927601 sayılı emri ile, Ruhban Okulu'nun "yüksek okul" haline getirilmiş ve "yabancı öğrenci alabileceği" karara bağlanmıştır. MEB bu yolla Amerika'nın baskısıyla Lozan'ı bizzat ihlal etmiş olduğunu da not etmeliyiz.
Savaş ve casusluk faaliyetleri gerekçe gösterilerek 1939'da yasaklanmış olan yabancı öğrenci alma işi, böylece serbest bırakılmıştır.
1950- 1971 yılları arasında okul, 38 Türk vatandaşı Rum, 162 Yunan, 8 İngiliz, 2 Ugandalı, 1 Fransız, 8 Habeşistanlı, 2 Suriyeli, 1 Amerikalı, 1 İtalyan, 3 Lübnanlı olmak üzere toplam 226 mezun vermiştir. 226 papazdan yalnızca 38 tanesi türk vatandaşı olan Rumlardır. (Bkz., M. Hidayet Vahapoğlu Osmanlıdan Günümüze Azınlık ve Yabancı Okulları, İst.-1992, Boğaziçi yay.)
Heybeliada Ruhban Okulu mezunları arasında Kıbrıs'ta Türklere katliam uygulayan ünlü papaz Makarios'un da olduğunu hatırlatalım.
Amerika ve Yunanistan'daki
papaz okulları ne güne
duruyor?
Patrikhane, bugün de Lozan'a aykırı olarak yerel bir kilise gibi değil de uluslar-üstü bir kurum gibi hareket emekte ve tüm Ortodokslar için din görevlisi yetiştirmektedir. Birisi Selanik'te diğeri Amerika'da olmak üzere Ortodokslar için iki Ruhban Okulu daha vardır. Zaten Patrik, Amerika'daki Ortodoks Ruhban Okulu'nun kuruluşunun 65. yıldönümü bahanesiyle Başkan Bush ile görüşmüştü.
Buna rağmen Patrik Heybeliada konusunda niçin bu denli ısrar etmektedir? Üstelik Heybeliada Ruhban Okulu'nun yüksek kısmı açılırsa eskiden olduğu gibi yine öğrenci problemi olacaktır.
Muhtemel öğrenciler
Pontuslular olacaktır:
Athenegoras'ın izini süren Bartelemeos'un bugün de yapmak istediği budur. Papaz adayları en başta Yunanistan'dan ve büyük bir olasılıkla Rusya ve Gürcistan'da yaşamakta olan Pontus Rumlarından seçilecektir.
Bu da göstermektedir ki Heybeliada Ruhban Okulu'nun yüksek kısmının açılması beraberinde yabancı öğrenci alma talebini de getirecektir. Üstelik bu yabancı öğrenciler arasında Pontusluların özel bir ağırlığı olacak ve Türkiye'yi Pontus ajanlarının çiftliğine dönüştürecektir.
Patrikhane, Türkiye'nin
üniter karakterini
bozmak istemektedir:
Türkiye'de yaşayan 1.400 civarındaki Rum için Ortodoks kiliselerde yeterince papaz var zaten. Bu nedenle Heybeliada Ruhban Okulu, konusundaki Patrikhane'nin talebi kesinlikle bir azınlık hakkı çerçevesinde ele alınmaz. Amaç yine ekümenizm projesi çerçevesinde uluslar-üstü bir kurum yaratmaktır. Bu durum hem Lozan'a hem de Anayasa'nın öngördüğü devletin üniter karakterine ters düşer. Buna göre, Fener Rum Patrikhanesi'nin, Lozan'a delmek ve Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter karakterine kastettiğini söyleyebiliriz. Patrikhane ayrıca, Heybeliada Ruhban Okulu'ndan mezun olacak yabancı uyruklu papazlar aracılığıyla dünya ülkelerinde politik etkisini sürdürmek ve tarihi Bizans ruhunu diriltmek de istemektedir. Bu bakımdan da okulun açılması girişimleri Hellen ve Ortodoks emellerini 'simgeleyen siyasi bir talep' niteliği taşımaktadır.
Türk Hükümeti niçin suskun?
Türkiye, Fener Rum Patrikanesi'nin ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun statüsü ve işlevi konusunda uluslararası bir kuşatma altında olduğunu daha önce ele almıştık. Türk Hükümeti'nin bu gelişmeler karşısındaki suskunluğuna şaşmamak gerek.
AB tarafından tek taraflı olarak hazırlanan Türkiye'ye çizilen Avrupa Birliği sürecinde bir kılavuz olan Katılım Ortaklığı Belgesiyle Türk Hükümeti zaten elini kolunu bağlamıştır. İlerleme Raporu'nda Türkiye'deki Müslümanlar dışındaki dini grupların özgürlüklerinde iyileşmeler bulunduğu vurgulanıyor, ancak kendi kilise ve kurumlarının tamirleri için izin alma gibi engellerin de kalkması isteniyor. Yine Heybeliada Ruhban Okulu'nun da açılması isteniyor. (10.11.2000 tarihli Zaman Gazetesi)
Türk Ortodoks Patriği
Selçuk Erenerol'un isyanı:
Fener Rum Patriği Bartholomeos'un 'ekümenik' sıfatını kullanarak Amerika Birleşik Devletleri'nde Başkan Bush ve Dışişleri Bakanı Powell ile görüşmesi ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden öğretime açılması için destek alması karşısında Türk Hükümeti'nin sessiz kalması ağırbaşlılığı ile tanıdığmız "Türk Ortodoksları Patriği" Selçuk Erenerol isyan ettirdi. Patrik Erenerol, gelişmeleri protesto için sürpriz bir biçimde istifa etti.
Atatürk tarafından Fener Rum Patrikhanesi'ne karşı denge unsuru olarak kurulan bağımsız Türk Ortodoksları'nın patriği Selçuk Erenerol, Türk vatandaşlığından çıkarılmasını da talep etti.
Patrik Selçuk Erenerol, 13 Mart'ta sürpriz bir şekilde görevinden istifa etti. Erenerol istifa dilekçesini İstanbul Valiliği'ne gönderdi.
Selçuk Erenerol, Valiliğe gönderdiği istifa dilekçesinde şu görüşlere yer verdi:
"80 senedir Fener Rum Patrikhanesi'yle sürdürmüş olduğumuz milli mücadele davamız burada sona ermiştir. Sona erdiren sizler olduğunuzdan mutlu olabilirsiniz. Sizleri Allah'a havale ediyorum. Bu kararım Fener Rum Patrikhanesi ve Yunanistan'ı memnun eder. Bir an evvel AB'ye girebilirsiniz. Ruhaniyetimden uzaklaşıyorum. İvedilikle T. C. tabiyetimden çıkarılmamı istiyorum."
Selçuk Erenerol'un istifasının Valilikçe işleme konulmadığı öğrenildi. Erenerol'a isteklerinin yerine getirileceği mesajının ulaştırıldığı ve istifasından vazgeçirilmeye çalışıldığı belirtildi.
(www.ntvmsnbc.com/news/140745.asp)
A. Rıza BAYZAN
Üniter bir devletin çatısı
altında uluslar-üstü
bir okul olur mu?
Heybeliada Ruhban Okulu, Osmanlı'nın çok hukukluluğa dayalı dinsel özerklik düzeni içerisinde Fener Rum Patrikhanesi tarafından kurulmuştur. Açık olduğu süre içerisinde de Patrikhane'nin "Sinod Meclisi"ne (Dini Meclisi'e) bağlı olmuştur. Ancak federal bir devlete benzetilebilecek olan Osmanlı ile üniter bir devlet olan Türkiye bir tutulamaz elbette.
Lozan Barış Antlaşması ile Patrikhane, yalnızca yerel bir kilise olarak tanımlanmıştır. Heybeliada Ruhban Okulu da buna göre, Türkiye'deki Rum azınlığın din görevlisi ihtiyacını karşılama amacına dönük olarak yeniden yapılanmıştır. Ancak Amerikalı Athenegoras'ın, İnönü CHP'sinin döneminde olağanüstü bir yolla Türk vatandaşı yapılarak Patrik olarak atanmasıyla birlikte bu okul, Patrikhanenin ekümeniklik iddiası doğrultusunda uluslar-üstü bir kurum havasına bürünmüştür.
Athenegoras'ın Patrik olduğu 1949'da Heybeliada Ruhban Okulu'ndaki öğretmenler, Türk vatandaşı olan 16 Rum öğrenciye ders veriyorlardı. İstanbul'daki erkek Rum liselerinde o tarihlerde 2.500 civarında öğrenci bulunmasına rağmen, Rum aileler çocuklarını papaz okuluna göndermeyi tercih etmezdi. Athenegoras, Heybeliada Ruhban Okulu'nun hem yüksek kısmının açılmasını hem de yabancı öğrenci alınmasını sağlamıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 8 Aralık 1950 tarihinde 927601 sayılı emri ile, Ruhban Okulu'nun "yüksek okul" haline getirilmiş ve "yabancı öğrenci alabileceği" karara bağlanmıştır. MEB bu yolla Amerika'nın baskısıyla Lozan'ı bizzat ihlal etmiş olduğunu da not etmeliyiz.
Savaş ve casusluk faaliyetleri gerekçe gösterilerek 1939'da yasaklanmış olan yabancı öğrenci alma işi, böylece serbest bırakılmıştır.
1950- 1971 yılları arasında okul, 38 Türk vatandaşı Rum, 162 Yunan, 8 İngiliz, 2 Ugandalı, 1 Fransız, 8 Habeşistanlı, 2 Suriyeli, 1 Amerikalı, 1 İtalyan, 3 Lübnanlı olmak üzere toplam 226 mezun vermiştir. 226 papazdan yalnızca 38 tanesi türk vatandaşı olan Rumlardır. (Bkz., M. Hidayet Vahapoğlu Osmanlıdan Günümüze Azınlık ve Yabancı Okulları, İst.-1992, Boğaziçi yay.)
Heybeliada Ruhban Okulu mezunları arasında Kıbrıs'ta Türklere katliam uygulayan ünlü papaz Makarios'un da olduğunu hatırlatalım.
Amerika ve Yunanistan'daki
papaz okulları ne güne
duruyor?
Patrikhane, bugün de Lozan'a aykırı olarak yerel bir kilise gibi değil de uluslar-üstü bir kurum gibi hareket emekte ve tüm Ortodokslar için din görevlisi yetiştirmektedir. Birisi Selanik'te diğeri Amerika'da olmak üzere Ortodokslar için iki Ruhban Okulu daha vardır. Zaten Patrik, Amerika'daki Ortodoks Ruhban Okulu'nun kuruluşunun 65. yıldönümü bahanesiyle Başkan Bush ile görüşmüştü.
Buna rağmen Patrik Heybeliada konusunda niçin bu denli ısrar etmektedir? Üstelik Heybeliada Ruhban Okulu'nun yüksek kısmı açılırsa eskiden olduğu gibi yine öğrenci problemi olacaktır.
Muhtemel öğrenciler
Pontuslular olacaktır:
Athenegoras'ın izini süren Bartelemeos'un bugün de yapmak istediği budur. Papaz adayları en başta Yunanistan'dan ve büyük bir olasılıkla Rusya ve Gürcistan'da yaşamakta olan Pontus Rumlarından seçilecektir.
Bu da göstermektedir ki Heybeliada Ruhban Okulu'nun yüksek kısmının açılması beraberinde yabancı öğrenci alma talebini de getirecektir. Üstelik bu yabancı öğrenciler arasında Pontusluların özel bir ağırlığı olacak ve Türkiye'yi Pontus ajanlarının çiftliğine dönüştürecektir.
Patrikhane, Türkiye'nin
üniter karakterini
bozmak istemektedir:
Türkiye'de yaşayan 1.400 civarındaki Rum için Ortodoks kiliselerde yeterince papaz var zaten. Bu nedenle Heybeliada Ruhban Okulu, konusundaki Patrikhane'nin talebi kesinlikle bir azınlık hakkı çerçevesinde ele alınmaz. Amaç yine ekümenizm projesi çerçevesinde uluslar-üstü bir kurum yaratmaktır. Bu durum hem Lozan'a hem de Anayasa'nın öngördüğü devletin üniter karakterine ters düşer. Buna göre, Fener Rum Patrikhanesi'nin, Lozan'a delmek ve Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter karakterine kastettiğini söyleyebiliriz. Patrikhane ayrıca, Heybeliada Ruhban Okulu'ndan mezun olacak yabancı uyruklu papazlar aracılığıyla dünya ülkelerinde politik etkisini sürdürmek ve tarihi Bizans ruhunu diriltmek de istemektedir. Bu bakımdan da okulun açılması girişimleri Hellen ve Ortodoks emellerini 'simgeleyen siyasi bir talep' niteliği taşımaktadır.
Türk Hükümeti niçin suskun?
Türkiye, Fener Rum Patrikanesi'nin ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun statüsü ve işlevi konusunda uluslararası bir kuşatma altında olduğunu daha önce ele almıştık. Türk Hükümeti'nin bu gelişmeler karşısındaki suskunluğuna şaşmamak gerek.
AB tarafından tek taraflı olarak hazırlanan Türkiye'ye çizilen Avrupa Birliği sürecinde bir kılavuz olan Katılım Ortaklığı Belgesiyle Türk Hükümeti zaten elini kolunu bağlamıştır. İlerleme Raporu'nda Türkiye'deki Müslümanlar dışındaki dini grupların özgürlüklerinde iyileşmeler bulunduğu vurgulanıyor, ancak kendi kilise ve kurumlarının tamirleri için izin alma gibi engellerin de kalkması isteniyor. Yine Heybeliada Ruhban Okulu'nun da açılması isteniyor. (10.11.2000 tarihli Zaman Gazetesi)
Türk Ortodoks Patriği
Selçuk Erenerol'un isyanı:
Fener Rum Patriği Bartholomeos'un 'ekümenik' sıfatını kullanarak Amerika Birleşik Devletleri'nde Başkan Bush ve Dışişleri Bakanı Powell ile görüşmesi ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden öğretime açılması için destek alması karşısında Türk Hükümeti'nin sessiz kalması ağırbaşlılığı ile tanıdığmız "Türk Ortodoksları Patriği" Selçuk Erenerol isyan ettirdi. Patrik Erenerol, gelişmeleri protesto için sürpriz bir biçimde istifa etti.
Atatürk tarafından Fener Rum Patrikhanesi'ne karşı denge unsuru olarak kurulan bağımsız Türk Ortodoksları'nın patriği Selçuk Erenerol, Türk vatandaşlığından çıkarılmasını da talep etti.
Patrik Selçuk Erenerol, 13 Mart'ta sürpriz bir şekilde görevinden istifa etti. Erenerol istifa dilekçesini İstanbul Valiliği'ne gönderdi.
Selçuk Erenerol, Valiliğe gönderdiği istifa dilekçesinde şu görüşlere yer verdi:
"80 senedir Fener Rum Patrikhanesi'yle sürdürmüş olduğumuz milli mücadele davamız burada sona ermiştir. Sona erdiren sizler olduğunuzdan mutlu olabilirsiniz. Sizleri Allah'a havale ediyorum. Bu kararım Fener Rum Patrikhanesi ve Yunanistan'ı memnun eder. Bir an evvel AB'ye girebilirsiniz. Ruhaniyetimden uzaklaşıyorum. İvedilikle T. C. tabiyetimden çıkarılmamı istiyorum."
Selçuk Erenerol'un istifasının Valilikçe işleme konulmadığı öğrenildi. Erenerol'a isteklerinin yerine getirileceği mesajının ulaştırıldığı ve istifasından vazgeçirilmeye çalışıldığı belirtildi.
(www.ntvmsnbc.com/news/140745.asp)
A. Rıza BAYZAN
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.