“Birkaç Mehmet’ten” sonra yanılmıyorsam yetmiş veya seksen Mehmet’i daha Hakk’a uğurladık. On yıldır ve son iki ayda yaşadığımız Türkiye’deki terör tablosu, basiretsiz iktidar ve de çözüm üretemeyen muhalefet tablosudur.
Düşünsenize! Bir taraftan analar ha bire ağlatılıyor, bu anaların oyu ile iktidar olanlar adeta millet ile dalga geçiyor. İktidara göre; Terör son demlerini yaşıyormuş! Hatta kendi kendini zehirleyen akrep konumundaymış. Bu yaklaşımın hemen ardından onlarca şehit. Aynı zihniyet bu sefer; PKK akıllıca davranmış. Bu mesleğin (askerliğin) kaderinde şehit olmak ta varmış. Hele 20 yaşında şehit olmak çok kutsalmış…
Meclis Başkanı, terörün hükümet sorunu olmadığı, partiler üstü bir sorun olduğunu açıklamıştı. Ama meclisi “Üç, beş Mehmet” için toplayamamıştı. Şimdi vakit geldi ve Meclis tam 49 Mehmet’le ve aynı anlamda olan 39 Ahmet ve Mustafa isimleri ile toplanacak. Artık Hüseyin Çelik bu isimlere bakıp ne der, bilemiyorum. Artı bu şanlı isimlere sahip vekiller, isimlerinin hakkını verir mi, onu da bilemiyorum…
Meclisin açılması ile ilk gündeme gelecek konunun öne alınan ve 2013 Ekim ayında yapılması planlanan seçimler olduğu gündemde. Öne alınan ve sonbaharda yapılması planlanan yerel seçimler konusunda AKP ilk desteği her zaman ki gibi MHP’den buldu. Sonra CHP de “evet” dedi ve “ama” ekledi. CHP’nin bugüne kadar ki “ama” larının hiçbir kıymeti olmadığını hepimiz gördük.
Medyada gerek eski siyasilerden ve gerekse siyaset bilimcilerden yapılan açıklamalarda; sonbaharda yapılacak seçimlerin her zaman iktidar partisinin lehine olduğu vurgulandı. Sebepleri ise mantıklı idi. Çünkü kışın ağır yükü henüz vatandaşın boynuna binmemiş, ulaşımıydı, yüksek faturalardı… Kısaca vatandaş daha çileyle karşılaşmamıştı. Buna iktidar nimetleri ve hitabet sanatını da ekleyince vatandaşın oyunu kapmak çok kolay olacaktı ki, AKP 10 yıldır bunu hep yapıyor. İyide niye MHP ve CHP iktidara destek veriyor? Seçimler yerel olsa da, iktidar olamayacaklarını, yani AKP’ye karşı duramayacaklarını bildiklerinden, bari muhalefet nimetlerinden faydalanalım, diye. Başka sebep gösterecek var mı?
Sonra demokrasinin nimetlerinden (!) olsa gerek, seçimlere yirmi kadar parti katılıyor. Ama seçim yardımlarını yüzde 10 barajını aşan partiler alıyor. Bu partiler ayrıca hazineden de yardım alıyor. Bu nasıl adalet?
Meclis’te üç parti var. MHP, CHP, AKP. Bu partiler oy oranlarına göre trilyonlarca seçim yardımı alacak. Bu paralarla, para karşılığı çalışacak kişiler bulacak. Artı erzak kolileri, kömürler vs. alınacak. Diğer partiler ise kendilerine gönül verenlerin, destekleyenlerin bizzat ceplerinden verdikleri para ile araç kiralayacaklar, afiş asacaklar ve aynı seçime girecekler. Sonra seçimi kazananlar adaletten, hukuktan, eşitlikten, demokrasiden bahsedecekler. Olur mu böyle haksızlık? Aynı yarışa sen, benden 500 metre, bin metre önde giriyorsun. Sonra nasıl kazandığınla övünüyorsun. Hadi oradan… Bu yarışı sen değil, senin anlayışın, vaatlerin değil, aç bırakılmış insanlara verdiğin makarna, iki litre yağ, beş torba kömür kazandı. Ha, sonuçta sen kazandın ama seçimi değil, dünyalık menfaatleri, koltuğu, ihtişamı.
Kim kaybetti? İhtiyaçları için sana aldananlar…
Düşünsenize! Bir taraftan analar ha bire ağlatılıyor, bu anaların oyu ile iktidar olanlar adeta millet ile dalga geçiyor. İktidara göre; Terör son demlerini yaşıyormuş! Hatta kendi kendini zehirleyen akrep konumundaymış. Bu yaklaşımın hemen ardından onlarca şehit. Aynı zihniyet bu sefer; PKK akıllıca davranmış. Bu mesleğin (askerliğin) kaderinde şehit olmak ta varmış. Hele 20 yaşında şehit olmak çok kutsalmış…
Meclis Başkanı, terörün hükümet sorunu olmadığı, partiler üstü bir sorun olduğunu açıklamıştı. Ama meclisi “Üç, beş Mehmet” için toplayamamıştı. Şimdi vakit geldi ve Meclis tam 49 Mehmet’le ve aynı anlamda olan 39 Ahmet ve Mustafa isimleri ile toplanacak. Artık Hüseyin Çelik bu isimlere bakıp ne der, bilemiyorum. Artı bu şanlı isimlere sahip vekiller, isimlerinin hakkını verir mi, onu da bilemiyorum…
Meclisin açılması ile ilk gündeme gelecek konunun öne alınan ve 2013 Ekim ayında yapılması planlanan seçimler olduğu gündemde. Öne alınan ve sonbaharda yapılması planlanan yerel seçimler konusunda AKP ilk desteği her zaman ki gibi MHP’den buldu. Sonra CHP de “evet” dedi ve “ama” ekledi. CHP’nin bugüne kadar ki “ama” larının hiçbir kıymeti olmadığını hepimiz gördük.
Medyada gerek eski siyasilerden ve gerekse siyaset bilimcilerden yapılan açıklamalarda; sonbaharda yapılacak seçimlerin her zaman iktidar partisinin lehine olduğu vurgulandı. Sebepleri ise mantıklı idi. Çünkü kışın ağır yükü henüz vatandaşın boynuna binmemiş, ulaşımıydı, yüksek faturalardı… Kısaca vatandaş daha çileyle karşılaşmamıştı. Buna iktidar nimetleri ve hitabet sanatını da ekleyince vatandaşın oyunu kapmak çok kolay olacaktı ki, AKP 10 yıldır bunu hep yapıyor. İyide niye MHP ve CHP iktidara destek veriyor? Seçimler yerel olsa da, iktidar olamayacaklarını, yani AKP’ye karşı duramayacaklarını bildiklerinden, bari muhalefet nimetlerinden faydalanalım, diye. Başka sebep gösterecek var mı?
Sonra demokrasinin nimetlerinden (!) olsa gerek, seçimlere yirmi kadar parti katılıyor. Ama seçim yardımlarını yüzde 10 barajını aşan partiler alıyor. Bu partiler ayrıca hazineden de yardım alıyor. Bu nasıl adalet?
Meclis’te üç parti var. MHP, CHP, AKP. Bu partiler oy oranlarına göre trilyonlarca seçim yardımı alacak. Bu paralarla, para karşılığı çalışacak kişiler bulacak. Artı erzak kolileri, kömürler vs. alınacak. Diğer partiler ise kendilerine gönül verenlerin, destekleyenlerin bizzat ceplerinden verdikleri para ile araç kiralayacaklar, afiş asacaklar ve aynı seçime girecekler. Sonra seçimi kazananlar adaletten, hukuktan, eşitlikten, demokrasiden bahsedecekler. Olur mu böyle haksızlık? Aynı yarışa sen, benden 500 metre, bin metre önde giriyorsun. Sonra nasıl kazandığınla övünüyorsun. Hadi oradan… Bu yarışı sen değil, senin anlayışın, vaatlerin değil, aç bırakılmış insanlara verdiğin makarna, iki litre yağ, beş torba kömür kazandı. Ha, sonuçta sen kazandın ama seçimi değil, dünyalık menfaatleri, koltuğu, ihtişamı.
Kim kaybetti? İhtiyaçları için sana aldananlar…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Mademki bu gece kader kalemleri hareket halindedir… / 02.02.2026
- Vekil maaş, asıl evlat derdinde ve Ekrem İmamoğlu / 01.02.2026
- Fener Rum Patriği durmadı, durmuyor / 31.01.2026
- ‘Barış’ adı altında Gazze’ye de çöktüler / 30.01.2026
- Abdullah Öcalan ile Mesut Barzani arasında ne fark var? / 28.01.2026
- Kralın elma hikayesi ve AKP iktidarı / 27.01.2026
- Suriye’de kim kazandı? / 26.01.2026
- Namus sadece CHP’de aranmamalı / 25.01.2026
- Kürt sorunu var mı, yok mu? / 24.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026
- Vekil maaş, asıl evlat derdinde ve Ekrem İmamoğlu / 01.02.2026
- Fener Rum Patriği durmadı, durmuyor / 31.01.2026
- ‘Barış’ adı altında Gazze’ye de çöktüler / 30.01.2026
- Abdullah Öcalan ile Mesut Barzani arasında ne fark var? / 28.01.2026
- Kralın elma hikayesi ve AKP iktidarı / 27.01.2026
- Suriye’de kim kazandı? / 26.01.2026
- Namus sadece CHP’de aranmamalı / 25.01.2026
- Kürt sorunu var mı, yok mu? / 24.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026



























































































