Başbakan Erdoğan ile ABD Başkanı Obama’nın görüşme sonrası yaptıkları açıklamalar bilmem hiç dikkatinizi çekti mi?
Görüşme öncesi ABD’nin meşhur gazetelerinden Washington Times, “Erdoğan hayal kırıklığına uğrayacak” diye yazmıştı ve öyle de oldu.
Erdoğan, Obama’nın şahsında ABD’yi Suriye konusunda daha sert bir tutuma davet etti, ABD Başkanı ise bırakın daha sert bir tutumu, eski tavrından bile vazgeçtiğini beyan eder şekilde oldukça temkinli bir açıklama yaptı.
Obama ortak basın toplantısına “Esad’ın gitmesi için elimizde sihirli bir değnek yok” diyerek başladı ve bu ifadelerle Suriye politikasındaki çaresizliğini itiraf etmiş oldu.
Obama’nın önceleri kesin ifadelerle belirttiği “Esad kimyasal silah kullandı, elimizde deliller var” yalanını oldukça yumuşattığı gözlendi. Bu sefer, “Kimyasal silahlarla ilgili daha detaylı bilgiler edinmeliyiz” ifadelerini kullanarak önceki iddialarını kendisi yalanlamış oldu.
ABD’nin önceleri askeri müdahalenin ön planda tutulduğu Suriye politikası bakın ne noktaya geldi, Obama, “Ben ek adımlar atma opsiyonunu saklı tutuyorum: Diplomatik ve askeri… Asıl olan şey saklı tutulan opsiyona dönüştü. Bu, ABD’nin askeri bir müdahaleyi rafa kaldırdığının ifadesidir.
Şu ifadelerle de Obama, Erdoğanlı, AKP’li Türkiye’yi Suriye’ye sert tutum konusunda yalnız bıraktığını açıkça belirtmiş oluyor: “Bu bizim tek başımıza yapabileceğimiz bir şey değil. Bence Başbakan Erdoğan da ABD’nin tek başına adım atabileceğini düşünmüyor.”
Esad’a sert tutum, ABD’yi askeri müdahaleye davet etme ve bunun gibi tavırlar Erdoğan’ın kendi düşünceleri değil.
Bu tür bir icraata siyasilerimizi iten irade perde arkasında ABD ve İsrail’dir.
Rusya’nın Suriye konusundaki istikrarlı duruşu, son olarak İsrail’in kulağını çekip, ABD’yi dize getirmesi askeri müdahale konusunda ABD’nin elini kolunu bağlamıştır.
Rusya’nın etkin bir güç olarak bulunduğu Birleşmiş Milletler ise Suriye konusunda ABD yanlı bir tavır içine girememektedir. Rusya buna müsaade etmemektedir.
BM’nin, “Kimyasal silahları isyancılar kullandı” raporu, ABD’nin Irak işgali için kullandığı gerekçeleri de ortadan kaldırmaktadır.
Rusya’nın ve Rusya’nın da kontrolünde olan bağımsız BM gözlemcilerinin Suriye’de varlığı, ABD’nin Suriye üzerinden kara bir propaganda yürütmesine mani olmaktadır.
Bütün bu gerekçelerle ABD mecburi olarak iyi polis rolünü oynama durumunda kalırken, Türkiye’yi kötü polis rolü oynamaya itmektedir.
Bağımsız Türkiye partisi Genel başkanı Prof. Dr. Haydar Baş attığı bir tweette de ifade ettiği gibi, Rusya, Cenevre anlaşması ve bu çerçevede ortak bir konferans yapılması konusunda ABD’yi ikna ettiği için, Suriye’ye askeri bir müdahaleye kapıları kapattırmış, yepyeni demokratik bir kapı açmıştır.
ABD, Rusya ve tarafların –Türkiye ve İsrail dışlandı- bulunacağı bu demokratik çözüm sürecinde alınan kararlar, atılan adımlar uluslar arası hukuk açısından değerlendirilecek, bunun dışındaki adımlar ise hukuksuz olarak nitelendirilecektir.
Örneğin, Türkiye, ABD ve Rusya’nın aldığı bu ortak karardan sonra öyle ya da böyle bir askeri müdahale yaparsa, sadece Rusya nezdinde değil, ABD nezdinde de suçlu olacaktır.
Siyasilerimiz, bu aşamadan sonra, “Ama bu sürece onlar bizi itti” diyemezler. Çünkü Obama’nın açıklamasında da açıkça gözükmektedir ki, resmi süreçte ABD askeri bir müdahaleden yana değildir. Gayri resmi olanı da ispat etmek mümkün değildir.
Türkiye, Sayın Baş’ın da önemle uyardığı gibi, bir oyuna gelerek, Türkiye’yi karanlığa düşürecek hukuksuz bir askeri mücadelenin içine girmemelidir.
Girilirse Saddam’ın kaderi kaçınılmazdır.
Görüşme öncesi ABD’nin meşhur gazetelerinden Washington Times, “Erdoğan hayal kırıklığına uğrayacak” diye yazmıştı ve öyle de oldu.
Erdoğan, Obama’nın şahsında ABD’yi Suriye konusunda daha sert bir tutuma davet etti, ABD Başkanı ise bırakın daha sert bir tutumu, eski tavrından bile vazgeçtiğini beyan eder şekilde oldukça temkinli bir açıklama yaptı.
Obama ortak basın toplantısına “Esad’ın gitmesi için elimizde sihirli bir değnek yok” diyerek başladı ve bu ifadelerle Suriye politikasındaki çaresizliğini itiraf etmiş oldu.
Obama’nın önceleri kesin ifadelerle belirttiği “Esad kimyasal silah kullandı, elimizde deliller var” yalanını oldukça yumuşattığı gözlendi. Bu sefer, “Kimyasal silahlarla ilgili daha detaylı bilgiler edinmeliyiz” ifadelerini kullanarak önceki iddialarını kendisi yalanlamış oldu.
ABD’nin önceleri askeri müdahalenin ön planda tutulduğu Suriye politikası bakın ne noktaya geldi, Obama, “Ben ek adımlar atma opsiyonunu saklı tutuyorum: Diplomatik ve askeri… Asıl olan şey saklı tutulan opsiyona dönüştü. Bu, ABD’nin askeri bir müdahaleyi rafa kaldırdığının ifadesidir.
Şu ifadelerle de Obama, Erdoğanlı, AKP’li Türkiye’yi Suriye’ye sert tutum konusunda yalnız bıraktığını açıkça belirtmiş oluyor: “Bu bizim tek başımıza yapabileceğimiz bir şey değil. Bence Başbakan Erdoğan da ABD’nin tek başına adım atabileceğini düşünmüyor.”
Esad’a sert tutum, ABD’yi askeri müdahaleye davet etme ve bunun gibi tavırlar Erdoğan’ın kendi düşünceleri değil.
Bu tür bir icraata siyasilerimizi iten irade perde arkasında ABD ve İsrail’dir.
Rusya’nın Suriye konusundaki istikrarlı duruşu, son olarak İsrail’in kulağını çekip, ABD’yi dize getirmesi askeri müdahale konusunda ABD’nin elini kolunu bağlamıştır.
Rusya’nın etkin bir güç olarak bulunduğu Birleşmiş Milletler ise Suriye konusunda ABD yanlı bir tavır içine girememektedir. Rusya buna müsaade etmemektedir.
BM’nin, “Kimyasal silahları isyancılar kullandı” raporu, ABD’nin Irak işgali için kullandığı gerekçeleri de ortadan kaldırmaktadır.
Rusya’nın ve Rusya’nın da kontrolünde olan bağımsız BM gözlemcilerinin Suriye’de varlığı, ABD’nin Suriye üzerinden kara bir propaganda yürütmesine mani olmaktadır.
Bütün bu gerekçelerle ABD mecburi olarak iyi polis rolünü oynama durumunda kalırken, Türkiye’yi kötü polis rolü oynamaya itmektedir.
Bağımsız Türkiye partisi Genel başkanı Prof. Dr. Haydar Baş attığı bir tweette de ifade ettiği gibi, Rusya, Cenevre anlaşması ve bu çerçevede ortak bir konferans yapılması konusunda ABD’yi ikna ettiği için, Suriye’ye askeri bir müdahaleye kapıları kapattırmış, yepyeni demokratik bir kapı açmıştır.
ABD, Rusya ve tarafların –Türkiye ve İsrail dışlandı- bulunacağı bu demokratik çözüm sürecinde alınan kararlar, atılan adımlar uluslar arası hukuk açısından değerlendirilecek, bunun dışındaki adımlar ise hukuksuz olarak nitelendirilecektir.
Örneğin, Türkiye, ABD ve Rusya’nın aldığı bu ortak karardan sonra öyle ya da böyle bir askeri müdahale yaparsa, sadece Rusya nezdinde değil, ABD nezdinde de suçlu olacaktır.
Siyasilerimiz, bu aşamadan sonra, “Ama bu sürece onlar bizi itti” diyemezler. Çünkü Obama’nın açıklamasında da açıkça gözükmektedir ki, resmi süreçte ABD askeri bir müdahaleden yana değildir. Gayri resmi olanı da ispat etmek mümkün değildir.
Türkiye, Sayın Baş’ın da önemle uyardığı gibi, bir oyuna gelerek, Türkiye’yi karanlığa düşürecek hukuksuz bir askeri mücadelenin içine girmemelidir.
Girilirse Saddam’ın kaderi kaçınılmazdır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025
- Terörsüz Türkiye sürecinde raporlar sadece formalite mi? / 24.12.2025
- Deprem mağdurlarının 11. Yargı Paketi'ne itirazı dikkate alınmalı / 23.12.2025
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- İsrail'in hedefi sadece Filistin toprakları değil! / 30.12.2025
- Dar gelirlinin talebini baskılamak, gelir adaletsizliğini körüklüyor / 27.12.2025
- Asgari ücret kimseyi memnun etmedi / 26.12.2025
- Libya uçağı düştü mü, düşürüldü mü? Zamanlama manidar / 25.12.2025
- Terörsüz Türkiye sürecinde raporlar sadece formalite mi? / 24.12.2025
- Deprem mağdurlarının 11. Yargı Paketi'ne itirazı dikkate alınmalı / 23.12.2025


































































































