Bu soruya herkesin illaki bir cevabı vardır ama emin olun hepsi yanlıştır. Türkiye'nin en tehlikeli partisi Bağımsız Türkiye Partisi'dir. En tehlikeli lideri ise dün Haydar Baş bugün Hüseyin Baş'tır.
Tabloya bir bakar mısınız?
Devlet Bahçeli ve partisi, Erdoğan ve partisi için 'hıyanetten Kandilin havarisine' kadar ne cümleler kurmuş, 'bozkurt' çıkışı yapmıştı.
Erdoğan ve partisi ise, 'biz eşrefi mahlukuz, diğerleriyle işimiz olmaz' karşılığını almıştılar. Şimdi el eleler.
Numan Kurtulmuş işi Firavun, Nemrut, Karun'a kadar götürmüştü.
Süleyman Soylu, Erdoğan ve partisinin paçalarını bile ateşe vermişti.
Doğu Perinç'e göre Ortadoğu'nun kapılarını emperyalistlere açan Erdoğan ve partisiydi.
Mustafa Desteci, Erdoğan ve partisini PKK'ya destekle suçluyordu.
Baba Erbakan, 'AKP'yi, İsrail kurdu' derken oğlu Erbakan hazırladıkları başlıklarla adeta AKP'yi iman tazelemeye davet ediyordu.
HDP ve HÜDA-PAR'ın hükmü bellidir: 'Bize kılıç kaldıran bizden değildir'.
Ve dün 'Recep Tayyip Erdoğan korkusu sizde, Allah korkusundan daha öteye gitmiş' diyen Sinan Oğan bugün o korkuya mağlup oldu.
6'lı masa mı? Eğer gerçekten milletin iradesi için kurulmuş olsaydı masayı 6'ya sabitlemezler, devlet bekası ve milletimizin geleceği için bu tarihi fırsatta risk almazlardı.
Aslında bu tablo ülkemizdeki parti ve liderlerin, ülkemiz siyasetinin bağımsız olmadığının, her daim dizayn edildiğinin bir göstergesidir.
İşte o dizayna girmeyen, birilerinin ayarını kabul etmeyen tek parti olan BTP haliyle Türkiye'nin en tehlikeli partisidir. Adı bile birilerinin uykusunu kaçırıyor.
Bundan olsa gerek ki, siyaset sahnesine girdiğinden bugüne BTP, her siyasi partiyi olduğu gibi kabul edip, her türlü diyaloğa açık olup ama kendi kimliğinden taviz vermediği için hep tek kaldı.
Neden tek kaldı? Çünkü bugün siyaset sahnesindeki partilere sunulan imkanlar Bağımsız Türkiye Partisi'nin önüne de konulmuştu.
BTP'nin ebedi genel başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, 'benim satılacak vatanım, verilecek imanım yok' diyerek ABD'nin açtığı bütün kapıları kapatmıştı.
İşte o kapılara koşanlar şimdi milletimizin önünde vatan diyor, bayrak diyor, din diyor…
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş üç başlıkta bu milleti kardeş ve devletimizi kainat devleti yapma planını ortaya koydu.
1- 'Hoş Geldin Atatürk' eseri ile milletimizi, devletimizin kurucusu ile tanıştırdı.
Eğer bu tanışma vatan sathına yayılabilseydi saltanatın din, cumhuriyetin ise dinsizlik olduğu algısı yok olacak, birilerinin sahiplendiği Osmanlının ve bir başkalarının, kendilerince sahiplendiği Atatürk'ün gerçek kimlikleri ortaya çıkacak, her gönülde Atatürk'ün 'tam bağımsız Türkiye' sevdası yeşerecekti.
Haliyle bu tablo emperyalistleri ve içimizdeki temsilcilerini korkuttu. BTP'yi sakladılar.
2- Prof. Dr. Haydar Baş, Ehl-i Beyt Külliyatı ile İslam birliğini, ümmet birliğini, Müslümanların kardeş olduğunu ve Müslümana, kılıç kaldıranın Müslüman olamayacağı ilahi hakikatlerini ortaya koydu.
Haliyle yeşil İslamcıların, din tüccarlarının, İngilizlerin kurduğu tarikatların, Şeyh Said ve Said Nursi yolunda olanların ve de sözde laikçilerin uykuları kaçtı.
Neden? Çünkü insanımız, İslam'ı anlarsa hepsinin ipliği pazara çıkacak ve yok olacaklardı. Haliyle BTP gizlendi.
3- Milli Ekonomi Modeli. Prof. Dr. Haydar Baş bu eser ile sözde komünistlerin, sosyalistlerin, sözde faiz karşıtlarının, sözde hak-emek sözcülerinin ve yeşil sermaye mücahitlerinin maskelerini düşürdü.
Emperyalistlere rest çekti. Kapitalizmin ayaklarını kırdı. Kaynaklarımızı, zenginliklerimizi matematiğiyle insanımızın ve insanlığın önüne koydu. 'Ne AB, ne ABD. Yaşasın tam bağımsız Türkiye' inancını milletimize ulaştırmaya çalıştı.
Yine emperyalistler ve içimizdeki temsilcileri bu sesi kısmak için bin bir hile, desise, karartma, iftira ortaya attılar. Yargıyı bile devreye koydular. Yargı üzerinden şantaj yaptılar.
Prof. Dr. Haydar Baş 2020 yılında Hakk'a yürüdü. Bir Allah kulu çıkıp ta Haydar Baş şu konuda şöyle demişti ama böyle oldu, diyemez, diyemedi. Ama Onun projeleriyle şimdi idim bile vermeden halktan oy dileniyorlar.
Hakikati, milletimizden saklayanlar rahat ettiklerini sanırken Hüseyin Baş aynı azim ve kararlılıkla babasının duruşunu ortaya koydu. Alayının uykularını kaçırdı.
"Türkiye kuruluş felsefesinden çok uzak noktalara çekildi. Bütün kurumlarıyla adeta işgal edilmiş hale geldi…
Dolayısıyla ilk olarak tesis etmemiz gereken bir şey vardı; Ülkemize parlamenter sistemi, demokrasiyi, cumhuriyet bilincini geri getirmek durumundayız.
Dedik ki, 'Biz bu seçimde parlamenter sistemi, Türkiye demokrasisini yeniden diriltmek ve geri getirmek iddiasında olan insanlara bir şans verelim ama bu da son şans. Eğer bu kolay seçimi de becerip alamazsanız benimle işiniz var şimdiden söyleyeyim." (BTP Lideri Hüseyin Baş)
Hüseyin Baş'ı görmezseniz Erdoğan'ın sahiplendiği kasetlerin muhatabı olur, Babacan'ın kaprislerine katlanır, Davutoğlu'nun metal yorgunluğuna mahkum olursunuz.
Ama hala şansınız var. Temel Bey demişti ya! 'Onlar fazla Atatürkçü'. Hüseyin Baş hem fazla Atatürkçü hem de fazlasıyla da Müslümandır. Alayına esas duruş çeker.
- Kürt sorunu var mı, yok mu? / 24.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026
- Uyuşturucuyu tabana yaydılar / 21.01.2026
- Sen bir katil ve sapıkla dost olur musun? / 20.01.2026
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026
- Hepsi emeklilerin yanında / 17.01.2026
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026





























































































