Topraklarımız elden çıkabilir
Küresel güçler, gelişmekte ve gelişmemiş ülkelerin topraklarına el koyuyor. 2000 yılından bu yana Türkiye'nin toplam yüzölçümünden daha fazla olan 83 milyon hektarlık arazi yatırımcılara satıldı ya da kiralandı. Bunun büyük bir çoğunluğu Afrika'da
15.05.2012 00:00:00
RECEP BAHAR - ANALİZ
Dünya genelinde tarımsal ürünlerinin fiyatları arttıkça, küresel şirketler 'gelişmekte ya da gelişmemiş ülkelerde tarım alanları almaya ya da kiralamaya' ağırlık veriyor. Dahası Türkiye'de gözlendiği gibi tarım alanında faaliyet göstermeyen şirketler, tarım arazisi stoku yapıyor. Söz konusu firmalar şimdilik bu arazileri işletiyor ancak ileride bunları yabancı şirketlere satmayacaklarına dair kim garanti verebilir?! Zaten AKP döneminde Köy Kanunu'nun 87. maddesinde yapılan değişiklik sonucunda yabancıların köylerden arazi satın almasının önü açıldı. Yine geçtiğimiz günlerde Tapu Kanunu ve Kadastro Kanununda değişiklik yapılarak tabancılara toprak satışındaki kısıtlama oranı 2.5 hektardan 30 hektara çıkarıldı. Bu değişikliğe göre, yabancı bir şahıs ya da şirket rahatlıkla Türkiye'nin her yerinde 300 bin metrekare toprak satın alabilecek!
12 yılda 83 milyon hektar
Bu alanda dünyada yaşananlar bize ders olmalı zira 2000 yılından bu yana 83 milyon hektarlık (Türkiye'nin toplam yüzölçümü 78 milyon hektar!) arazi küresel yatırımcılara satıldı ya da kiralandı. Bunun büyük bir çoğunluğu Afrika'da. Sivil toplum örgütleri ve devletlerarası örgütlerden oluşan Uluslararası Toprak Koalisyonu (ILC - http://www.landcoalition.org/) adlı kuruluş, toprak yatırımlarının takip edilebileceği bir internet sitesine sahip.
Çoğu anlaşmanın gizli kapaklı yapıldığını söyleyen Uluslararası Toprak Koalisyonu'ndan Michael Taylor, yine de bu veri bankasının eksiksiz olmadığını belirtiyor. Ancak veriler incelendiğinde en çok hangi ülkelerin etkilendiği ortaya çıkıyor. Özellikle Sudan, Etiyopya, Mozambik, Tanzanya, Madagaskar, Zambiya ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi Afrika ülkelerindeki topraklar alınıp satılıyor. Ana yatırımcıların ise Hindistan, Çin, ABD, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerden olduğu belirtiliyor. Gerçekte ise bu ülkelerde üslenmiş olan global firmalar alım yapıyor.
Çiftçiyi korumaya yönelik önlemeler
Taylor, şu anda yapılan toprak anlaşması görüşmelerinde yerel halk için fırsattan çok riskler gördüklerini kaydediyor. Yatırımcıların küçük çiftçilerle işbirliği yapmasının en mantıklı yol olacağını ifade eden Taylor, pek çok ülkenin çiftçilerin haklarını güçlendirmek için çeşitli adımlar attığını söylüyor: "Madagaskar ve Etiyopya gibi ülkeler, arazi sahipliğini teyit edecek sertifikalar dağıtmaya başladı. Bunlar bizim sahip olduğumuz tapularla aynı anlama gelmiyor ancak yine de bir kişinin toprak sahibi olduğunu belgeliyor ve çok daha az masraflı. Madagaskar'da küçük çiftçiler için topraklarına sertifika almalarının bedeli 600 dolardan 15 dolara düştü.”
Öte yandan, büyük yatırımcılar toprak satın almak istediğinde, küçük çiftçiler sıklıkla geçim kaynakları olan topraklardan sürülür. BM Dünya Gıda Güvenliği Komitesi de, bu duruma son vermek için bir yönetmelik hazırladı. BM Dünya Gıda Güvenliği Komitesi'ndeki 128 ülke geçen hafta bu konuda hazırlanan yönetmeliği kamuoyuna tanıttı. Belirlenen kuralların, halkı toprak gaspından koruması ve geçim kaynaklarını güvence altına alması hedefleniyor. Ancak bu yönetmeliğin küresel toprak simsarlarını yani şirketleri dizginlemede ne kadar etkili olacağı da tartışmalı.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.