Benim Adım Kırmızı" ve "Safiye Sultan" adlı kitaplarla yıldızı parlayan tarih romanlarına ilgi, "İsyan Günlerinde Aşk" ile devam ediyor.
Tarihi roman ve araştırmalara yayın programında ağırlık veren Doğan Kitapçılık'ın Editörü Tankut Gökçe, okullarda öğretilen resmi tarihin, akıldaki soru işaretlerine cevap veremediğini savundu.
Kendilerinin de prensip olarak "soft" tarihi romanları değil, ciddi tarihi araştırmaya dayanan "Kavalalı Mehmet Ali Paşa", "Konstantinopolis Nasıl Düştü?", "Romanovlar" gibi kitapları yayınladıklarını kaydeden Gökçe, bu kitapların gayet iyi satıldığını belirterek, şunları söyledi:
"Tarihe alaka duyanlar, hiç sıkılmadan tarihi nasıl öğrenecek? Bu insanlar tarihi romanlara başvuruyor. Bir talep vardı, biz de bunu karşılamaya çalıştık. Bu yabancı yazarlarla başladı, bizim yazarlarımız da gördüler iş yaptığını ve yerli sultanlarımıza döndüler"
TARİHÇİ AYRI, ROMANCI AYRI...
Tarih Vakfı Genel Sekreteri Orhan Silier de, tarihi romanlara ilginin artmasını olumlu bulduğunu ifade etti.
Orhan Silier, şunları söyledi:
"Bugünün bazı ilgilerinin geçmişteki kimi olaylarda aranması temelli edebiyat ürünleri, toplumun tarihle daha yakın ilişki kurmasının kanallarından biri. Tıpkı tarihi filmler gibi. Elbette bunlar ilim olarak tarihle ne kadar yakından bağlantı kurarsa, ne kadar çok veriyi bilim olan tarih alanından alır, kullanırsa, gerçekliğin bilgisiyle çatışmayan biçimde kurarsa, tarih bilincine o kadar katkıda bulunur.
Bizim tarih yazıcılığımızda çoğu zaman şovenist, şu ya da bu grubu övücü-yerici ve belgelerin bütünsel bir analizine dayanmayan ürünler verme hayli yaygın bir uygulama. Bu alanda sorunun en önemli köklerinden biri tarihçilerin edebiyatçılık yapmaya özeniyor olması. Öte yandan, edebiyatçı da bir dünya yurttaşı olarak insanlar arasında anlayışı, barışı geliştirecek ürünler katıyorsa aslında ülkenin kültür ortamı bakımından çok önemli bir hizmet görüyordur."
İYİ REKLAMLA NEYİ SATARSAN SAT!
Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Aydın Hatipoğlu ise tarih romanlarına "gerçek okuyucu" olmayan okuyucuların ilgi duyduğunu öne sürerek, şöyle devam etti:
"Tarih biraz fantastik bir şey, hele harem gibi bir zemine oturursa... Adeta bir pembe dizi gibi entrikaları bol, biraz da cinsellik kullanılır. Yani popüler roman için uygun bir zemin. Biz aslında tarihten bihaber bir milletiz. Maalesef bu romanları yazanların da çok fazla tarih bilgisi olmadığını anlıyorum.
Ne satarsanız satın, yeter ki iyi bir reklamla sunun, satılır. Öte yandan, yaşayan en büyük Türk şairlerinden Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın kitabını basmak için yayınevi bile bulunamıyor..."
İSYAN GÜNLERİNDE AŞK" CEPHESİ
"İsyan Günlerinde Aşk"ı çıkaran Can Yayınları'nın Editörü İlknur Özdemir ise tarih romanlarına ilginin, yakın tarihe yönelik önemli tarihçi-yazarlara ait yayınların artmasıyla parladığını, ama kendilerinin bu popüler akıma kapılarak "tarih romanı basalım" yönünde tavırlarının olmadığını söyledi.
Tarihi roman ve araştırmalara yayın programında ağırlık veren Doğan Kitapçılık'ın Editörü Tankut Gökçe, okullarda öğretilen resmi tarihin, akıldaki soru işaretlerine cevap veremediğini savundu.
Kendilerinin de prensip olarak "soft" tarihi romanları değil, ciddi tarihi araştırmaya dayanan "Kavalalı Mehmet Ali Paşa", "Konstantinopolis Nasıl Düştü?", "Romanovlar" gibi kitapları yayınladıklarını kaydeden Gökçe, bu kitapların gayet iyi satıldığını belirterek, şunları söyledi:
"Tarihe alaka duyanlar, hiç sıkılmadan tarihi nasıl öğrenecek? Bu insanlar tarihi romanlara başvuruyor. Bir talep vardı, biz de bunu karşılamaya çalıştık. Bu yabancı yazarlarla başladı, bizim yazarlarımız da gördüler iş yaptığını ve yerli sultanlarımıza döndüler"
TARİHÇİ AYRI, ROMANCI AYRI...
Tarih Vakfı Genel Sekreteri Orhan Silier de, tarihi romanlara ilginin artmasını olumlu bulduğunu ifade etti.
Orhan Silier, şunları söyledi:
"Bugünün bazı ilgilerinin geçmişteki kimi olaylarda aranması temelli edebiyat ürünleri, toplumun tarihle daha yakın ilişki kurmasının kanallarından biri. Tıpkı tarihi filmler gibi. Elbette bunlar ilim olarak tarihle ne kadar yakından bağlantı kurarsa, ne kadar çok veriyi bilim olan tarih alanından alır, kullanırsa, gerçekliğin bilgisiyle çatışmayan biçimde kurarsa, tarih bilincine o kadar katkıda bulunur.
Bizim tarih yazıcılığımızda çoğu zaman şovenist, şu ya da bu grubu övücü-yerici ve belgelerin bütünsel bir analizine dayanmayan ürünler verme hayli yaygın bir uygulama. Bu alanda sorunun en önemli köklerinden biri tarihçilerin edebiyatçılık yapmaya özeniyor olması. Öte yandan, edebiyatçı da bir dünya yurttaşı olarak insanlar arasında anlayışı, barışı geliştirecek ürünler katıyorsa aslında ülkenin kültür ortamı bakımından çok önemli bir hizmet görüyordur."
İYİ REKLAMLA NEYİ SATARSAN SAT!
Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Aydın Hatipoğlu ise tarih romanlarına "gerçek okuyucu" olmayan okuyucuların ilgi duyduğunu öne sürerek, şöyle devam etti:
"Tarih biraz fantastik bir şey, hele harem gibi bir zemine oturursa... Adeta bir pembe dizi gibi entrikaları bol, biraz da cinsellik kullanılır. Yani popüler roman için uygun bir zemin. Biz aslında tarihten bihaber bir milletiz. Maalesef bu romanları yazanların da çok fazla tarih bilgisi olmadığını anlıyorum.
Ne satarsanız satın, yeter ki iyi bir reklamla sunun, satılır. Öte yandan, yaşayan en büyük Türk şairlerinden Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın kitabını basmak için yayınevi bile bulunamıyor..."
İSYAN GÜNLERİNDE AŞK" CEPHESİ
"İsyan Günlerinde Aşk"ı çıkaran Can Yayınları'nın Editörü İlknur Özdemir ise tarih romanlarına ilginin, yakın tarihe yönelik önemli tarihçi-yazarlara ait yayınların artmasıyla parladığını, ama kendilerinin bu popüler akıma kapılarak "tarih romanı basalım" yönünde tavırlarının olmadığını söyledi.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.