Türkiye, Gümrük Birliği'ni genişleten ve Kıbrıs'ı da içine alan ek protokolü imzaladı. Altına da 6 maddelik bir deklarasyon ekledi: "Kıbrıs Rum Kesimi'ni tanımıyoruz." AB Dönem Başkanı İngiltere ise, anında cevap verdi. - Ama biz tanıyoruz. Bize, "Sen istediğin kadar tanımadığını söyle. Kıbrıs Cumhuriyeti, AB tarafından tanınmaktadır" mesajı eletildi.Sözün kısası... "Sen de tanımak zorundasın" denildi! Biz, Kıbrıs Rum Kesimi'nin adanın tek ve meşru temsilcisi olarak tanınmasından rahatsızdık. Hep şikâyet ediyorduk: - Adada bir de Türkler var. Şimdi şikâyet hakkımız ortadan kalktı. Artık kimseye tek kelime edecek durumda değiliz. Çünkü, Rum Kesimi'nden imtiyazlı mal alım satımını sağlayan bir belgeye imza attık. "Tanımadığımız Rumlarla" her türlü ticareti yapacağız.Peki ya KKTC ne olacak? İşin o tarafı biraz karışık. Bu belge ile dünyanın ambargo uyguladığı KKTC'ye biz de ambargo uygulamak zorunda kalabiliriz.Hemen "nasıl olur" demeyin... Altına imza attığımız Gümrük Birliği Mevzuatı bunu gerektiriyor! Kabul ettiğimiz ek protokol, bakın ne anlama geliyor: Ticarette geçerli bütün menşe şehadetnameleri ile ilgili tek yetkili Kıbrıs Cumhuriyeti olacak. Yani, tanımadığımız Kıbrıs Rum Kesimi, adanın dış ticaretini yönlendirecek. Bütün gümrük düzenlemeleri Rumların kontrolüne geçecek. KKTC ile ticaret yapmamıza izin vermeyecekler.Biz "İlle de yapacağız" dersek, olacaklar belli... Rumlar, AB'ye başvuracaklar. Bizi yerden yere vuracaklar: - Türkiye, illegal ticaret yapıyor! Hemen Ankara Antlaşması'na sarılacaklar. Yedinci Madde'yi hatırlatacaklar.. "Antlaşma hedeflerinin gerçekleşmesini tehlikeye düşürecek her türlü girişimden uzak durma yükümlülüğüne uymadığımızı" söyleyecekler.Bitmedi...Yakında, Rum gemilerine ve uçaklarına limanlarımızı açmak zorunda kalacağız...Çünkü, 9. Madde "Uyrukluluğa dayalı ayrım yapılamayacağını" hükme bağlamış. Ek protokol ile tam 40 yıldır tanımadığımız Kıbrıs Rum Kesimi'ni, Ankara Antlaşması'nın tarafı haline getirdik. Rumların ellerini güçlendirdik. Biz, Kıbrıs Meselesi'ne, BM içinde çözüm bulmak için çaba sarf ediyorduk. Şimdi ipler tamamen Rumların eline geçti. Artık, sorunu AB içinde çözmeye çalışacaklar.Ek protokol ile Rumların eline bu kozu biz verdik.Tanımadığımız Kıbrıs Rumları, ticarette bizim "imtiyazlı ortağımız" oldular! Biz hâlâ, yayınladığımız deklarasyondan bahsediyor ve Kıbrıs Rumlarını "tanımadığımızı" söylüyoruz...Söylesek ne olur?.. Söylemesek ne fark eder? Belli ki, kendi kendimizi tatmin etmeye çalışıyoruz.Yayınladığımız deklarasyon, pratikte hiçbir işe yaramayacak. Sonucu değiştirmeyecek. Kıbrıs Rumları, giderek daha da güçlenecekler.Yaptığımız işin "züğürt tesellisinden" hiçbir farkı yok.
Emin Pazarcı / D. B. Tercüman
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.