Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetiminin (AFAD) açıklamalarına göre Suriye'den ülkemize geçiş yapan sığınmacıların sayısı 900 bini aşmış. Bu zamana kadar Türkiye'nin bu kişiler için harcadığı rakam ise 2.5 milyar dolar. Bize gönderilen yardım ise bugüne kadar 200 milyon dolarda kalmış. Giyecek, yiyecek, barınma, sağlık rakamlarını bir yana bırakın, "biz ülkenizde misafiriz" diyerek her yerde ücret ödemeyi bırakmış durumdalar. Tüm yük aslında Türk milletinin sırtında? Ülkemizdeki rakamları 1 milyona dayanan sığınmacıları diğer ülkelerin kabulü ise çok cüzi sayıda oluyor. Almanya 11 bin, ABD 2 bin, İngiltere, Fransa ve Avusturya da 500'er Suriyeliyi kabul etmiş. Bu tabloda, Türkiye hiçbir menfaati olmadığı bir işgal senaryosunda, farkında olmadan Suriyeliler tarafından adım adım işgal edilmiyor mu? Üstelik AFAD Başkanı, Türkiye'ye giriş yapanların 470 bin kadarını kayıt altına aldıklarını açıkladı. Demek ki, kim olduğu belli olmayan ve sınırlarımızdan Suriyeli adı altında giriş yapan pek çok insan, el-Kaide gibi terör gruplarına mensup olan kişiler de dahil, maalesef şehirlerimizde dolaşıyor. Özellikle Suriye ile olan sınırımıza yakın illerdeki gasp, hırsızlık, kaçırma eylemlerindeki artışlar, asayiş konusunda gidişatın iyi olmadığını gösteriyor. Bu madalyonun bir yüzü? Ülkedeki savaşın tarafı olmaya aday Türkiye'ye doluşan ve kimlikleri tespit edilemeyen binlerce insan? Ekonomiye ciddi bir yük ve bozulmaya başlayan asayiş? Bir de diğer yüzü var? Suriye'de muhaliflerin en çok başvurduğu bahane, Esad güçlerinin halkına kimyasal silah kullandığı yalanıydı. BM yetkililerince dahi doğru olmadığı ifade edilen bu senaryo son olarak Kafr Zita şehrinde geçen hafta gerçekleşti. Klor gazlı saldırıda iki kişi öldü, 100 kişi yaralandı. Fransa Cumhurbaşkanı, yapılan araştırmalardan sonra, saldırıyla Esad ordusunun bir bağı olmadığını bizzat açıkladı. Esad için işler tamamen normale dönüyor. Haklılığını göstermek için ülkedeki kimyasal silahların imhasına izin veren Suriye yönetimi, BM'nin son raporuna göre % 92.5'unu sınır dışına çıkardı. Muhalif güçlerin birbirine düşmesi ve Batı'nın ilk günkü desteğini çekmesi de Esad'ın işine yaradı. Görünen o ki, Suriye işgali önünde hiçbir engel kalmıyor. Esad itibar kazanıyor, Türkiye'nin prestiji çoktan sıfırla çarpılmış durumda. Gerisini biz düşünelim? Bu kadar adamla biz ne yapacağız?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Sinem Baş / diğer yazıları
- Geçmiş olsun Sayın Baş / 23.03.2020
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018
























































































