Doğu Anadolu'yu yutmak isteyen Rusya, Ermenileri kışkırtmaya başladı. 19.Asır'da Osmanlı Devletinin ve İslâm âleminin en büyük ve amansız düşmanı İngiltere de Ermenileri kışkırtanlar arasındaydı.
Halbuki Osmanlı Devleti sınırlan içerisindeki Ermeniler büyük bir huzur ve refah içerisinde yaşıyorlardı. Çoğunluğu ticaret ve kuyumculukla meşgul olmaktaydı. Zengin olmuşlardı ve çok rahat bir hayat sürüyorlardı. Tanzimattan sonra devlet memuru da olmuşlardı. Hatta içlerinden vezirliğe, senatörlüğe, nazırlığa yükselenler de olmuştu. Diğer azınlıklar gibi onlar da tam bir din ve vicdan hürriyetine sahiptiler.
Rusya ve diğer Avrupa devletlerinin kışkırtmaları ve büyük çapta yardımlarıyla 1886'da Ermeniler İsviçre'de "Hınçak" gizli cemiyetini kurdular. Günümüzde olduğu gibi, büyük ekseriyette oldukları, Rusya'nın sınırlan dahilindeki Ermenistan'da hiçbir faaliyette bulunmayan Ermenilerin hedefi Osmanlı Devletiydi. İngiltere ve Rusya gibi devletlerin uşaklığını ve maşalığını yapmakta kusur etmemeye çalışıyorlardı.
Gizli cemiyeti kurduktan sonra Avrupa'daki Ermeni zenginlerden para topladılar. Daha sonra Osmanlı sınırlannda yaşayan zengin Ermenilerden zorla maddî yardım aldılar.
Avrupa'da yetişen anarşist Ermenilerle, Rusya'daki Ermeniler peyderpey Osmanlı topraklarına sızarak çalışmalara başladılar. Neticede Anadolu'da isyanlar başladı. İlk isyan 1894'te Sason'da çıktı. Bundan sonra yer yer Anadolu'da isyanlar çıktıysa da hepsi bastınldı.
İngiltere, Fransa ve Rusya zaman zaman Berlin Muahedesinin 61. Maddesinin yürürlüğe konulması için baskı yapıyorlardı. Fakat Abdülhamid Han bütün baskılan göğüslüyor ve sonuçsuz bırakıyordu.
Sultan Abdülhamid Alman Büyükelçisine, 61. Maddeyi yürürlüğe koymaktansa ölmeyi tercih ettiğini söyleyerek bu husustaki kararlılığını açıkça ortaya koymuştur.
61. Madde yürürlüğe girdiğinde bugün 21 vilayetimizin yer aldığı bölgede bulunan o zamanki altı vilayet (Diyarbakır, Erzurum, Sivas, Harput, Van ve Bitlis) Ermenilerin kontrolüne geçecekti. Bugün Doğu bölgesinin elimizde bulunmasının Abdülhamid Han'ın ustaca politikasına ve mahir idaresine borçlu olduğumuzu unutmamak lazımdır...
Abdülhamid Han'ın Ermeni isyanlarını bastırmada ilk yaptığı iş, meseleyi fazla büyütmemek olmuştur. Zaten Ermenilerin istedikleri de meselenin, Osmanlı Devleti tarafından en mühim bir mesele gibi ele alınmasını sağlayarak Avrupa devletlerinin dikkatlerini çekmekti.
Abdülhamid Han Ermenilerin karışıklık çıkardıkları yerlerde, orduyu hadiselere müdahale ettirmeksizin karışıklığın ahâli tarafından bastırılması için çalışmış ve bunda da muvaffak olmuştur. Böylece Ermeniler planlarının aksiyle tokat yemişlerdir...
Halbuki Osmanlı Devleti sınırlan içerisindeki Ermeniler büyük bir huzur ve refah içerisinde yaşıyorlardı. Çoğunluğu ticaret ve kuyumculukla meşgul olmaktaydı. Zengin olmuşlardı ve çok rahat bir hayat sürüyorlardı. Tanzimattan sonra devlet memuru da olmuşlardı. Hatta içlerinden vezirliğe, senatörlüğe, nazırlığa yükselenler de olmuştu. Diğer azınlıklar gibi onlar da tam bir din ve vicdan hürriyetine sahiptiler.
Rusya ve diğer Avrupa devletlerinin kışkırtmaları ve büyük çapta yardımlarıyla 1886'da Ermeniler İsviçre'de "Hınçak" gizli cemiyetini kurdular. Günümüzde olduğu gibi, büyük ekseriyette oldukları, Rusya'nın sınırlan dahilindeki Ermenistan'da hiçbir faaliyette bulunmayan Ermenilerin hedefi Osmanlı Devletiydi. İngiltere ve Rusya gibi devletlerin uşaklığını ve maşalığını yapmakta kusur etmemeye çalışıyorlardı.
Gizli cemiyeti kurduktan sonra Avrupa'daki Ermeni zenginlerden para topladılar. Daha sonra Osmanlı sınırlannda yaşayan zengin Ermenilerden zorla maddî yardım aldılar.
Avrupa'da yetişen anarşist Ermenilerle, Rusya'daki Ermeniler peyderpey Osmanlı topraklarına sızarak çalışmalara başladılar. Neticede Anadolu'da isyanlar başladı. İlk isyan 1894'te Sason'da çıktı. Bundan sonra yer yer Anadolu'da isyanlar çıktıysa da hepsi bastınldı.
İngiltere, Fransa ve Rusya zaman zaman Berlin Muahedesinin 61. Maddesinin yürürlüğe konulması için baskı yapıyorlardı. Fakat Abdülhamid Han bütün baskılan göğüslüyor ve sonuçsuz bırakıyordu.
Sultan Abdülhamid Alman Büyükelçisine, 61. Maddeyi yürürlüğe koymaktansa ölmeyi tercih ettiğini söyleyerek bu husustaki kararlılığını açıkça ortaya koymuştur.
61. Madde yürürlüğe girdiğinde bugün 21 vilayetimizin yer aldığı bölgede bulunan o zamanki altı vilayet (Diyarbakır, Erzurum, Sivas, Harput, Van ve Bitlis) Ermenilerin kontrolüne geçecekti. Bugün Doğu bölgesinin elimizde bulunmasının Abdülhamid Han'ın ustaca politikasına ve mahir idaresine borçlu olduğumuzu unutmamak lazımdır...
Abdülhamid Han'ın Ermeni isyanlarını bastırmada ilk yaptığı iş, meseleyi fazla büyütmemek olmuştur. Zaten Ermenilerin istedikleri de meselenin, Osmanlı Devleti tarafından en mühim bir mesele gibi ele alınmasını sağlayarak Avrupa devletlerinin dikkatlerini çekmekti.
Abdülhamid Han Ermenilerin karışıklık çıkardıkları yerlerde, orduyu hadiselere müdahale ettirmeksizin karışıklığın ahâli tarafından bastırılması için çalışmış ve bunda da muvaffak olmuştur. Böylece Ermeniler planlarının aksiyle tokat yemişlerdir...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.