Haliyle saatiniz yine yanlış olur.
Evet, daha yeni ayarladınız ama yanlış saate ayarladınız, iki yanlış bir doğru etmediği için saatiniz yalan yanlış işlemeye devam edecek demektir.
Yalan yanlış işleyen bozuk bir saatle zamanı ölçmeye devam ettikçe doğru saatlerle, doğru zamanlarla buluşmanız mümkün olmayacaktır hiçbir zaman.
Ne demek mi istiyoruz?
Gönüllerinizi, yüreklerinizi ve de vicdanlarınızı yanlış gönüllere, yüreklere ve de vicdanlara ayarlamışsanız, sizden doğru zamanlarda doğru tepkiler sadır olmayacaktır.
Bir vücudun organlarına benzetilen Müslümanların çoğunluğunun ağladığı zaman ve zeminlerde siz sırıtacaksınız ve haliyle sırıtmanız da sırıtacak.
Bir binanın duvarlarını teşkil eden tuğlalara benzetilen Müslümanların kahır ekseriyetinin gülüp sevindiği zaman ve zeminlerde siz üzüleceksiniz ve haliyle sizin bu üzüntünüz de sırıtacak.
Gönlünüz, yüreğiniz ve vicdanınız yanlışa, yanlış adamlara ayarlı olduğu için on yıldan beri haçlı katliamına maruz kalan Iraklı Müslümanlara hiç üzülmediniz.
Halbuki düpedüz bir işgaldi, açıkça bir saldırı idi, işlenen cinayetti ve o diyarda kanlı çizmeleri ile dolaşanlar kafirler ve zalimlerdi.
On yıldan beri katlettikleri, ırz ve namuslarını kirlettikleri senin din kardeşlerin idi, Hasan idi Hüseyin idi, Zeynep idi Fatma idi…
Zevkine nişan alarak kurşunladıkları, topa tuttukları minareler tıpkı senin ülkendeki minarelerdi, yere indirdikleri kubbeler aynı senin mahallendeki kubbelerdi ve minarelerin, kubbelerin başlarına yıkıldığı insanlar senin gibi secdede idi, rükuda idi ve belki kıyamda idi.
Saatini bozuk saate ayarlayıp kendi saatinin doğru olduğunu iddia eden adam gibi yüreğini bozuk yüreklere ayarladın ve doğruluk tafraları atmaya devam ettin.
Iraklı bir buçuk milyon Müslümanın katline zere kadar üzülmeyen, kırılmayan bir tepki vermeyen yüreğin şimdi Suriye’de olup bitenlere derhal tepki veriyor.
“Suriye’ye ilgisiz alakasız kalamayız, hatta Suriye ile ilgilenmek bizim için bir zorunluluktur” diyenlere ayarlı olan vicdanın bu günlerde deprenmeye başlamış bakıyorum.
Kendi topraklarından, İncirlik’ten dört bin dokuz yüz bilmem kaç bombardıman uçağı Bağdat’a, Basra’ya doğru havalanırken hiç havalanmayan yüreğin, şimdi uluslar arası teröristlerin Suriye’de estirdikleri terör kasırgasına “dur” demek için havaya ateş açılınca havalanmaya başlıyor ve bunun adına Müslümanlık diyorsun.
Müslümanlık hassasiyeti dünyanın neresinde olursa olsun zulme maruz kalan kardeşler için feryad etmeyi gerektirmez mi?
Bu nasıl vicdan, bu nasıl gönül ve bu nasıl yürek ki, Irak’ta devam eden katliama kör ve sağır, Libya’da devam eden haçlı katliamına kör ve sağır ve fakat Suriye’deki tiyatrolara gayet duyarlı?
Demek ki kardeşim senin yüreğin yanlışa ayarlı.
Demek ki ablacığım senin vicdanın haçlıya ayarlı.
Demek ki sayın hacım ve muhterem hocam sizin gönülleriniz haçlıya uşaklık edenlere ayarlı.
Hesap ortada, kıvırmanın alemi yok.
Evet, daha yeni ayarladınız ama yanlış saate ayarladınız, iki yanlış bir doğru etmediği için saatiniz yalan yanlış işlemeye devam edecek demektir.
Yalan yanlış işleyen bozuk bir saatle zamanı ölçmeye devam ettikçe doğru saatlerle, doğru zamanlarla buluşmanız mümkün olmayacaktır hiçbir zaman.
Ne demek mi istiyoruz?
Gönüllerinizi, yüreklerinizi ve de vicdanlarınızı yanlış gönüllere, yüreklere ve de vicdanlara ayarlamışsanız, sizden doğru zamanlarda doğru tepkiler sadır olmayacaktır.
Bir vücudun organlarına benzetilen Müslümanların çoğunluğunun ağladığı zaman ve zeminlerde siz sırıtacaksınız ve haliyle sırıtmanız da sırıtacak.
Bir binanın duvarlarını teşkil eden tuğlalara benzetilen Müslümanların kahır ekseriyetinin gülüp sevindiği zaman ve zeminlerde siz üzüleceksiniz ve haliyle sizin bu üzüntünüz de sırıtacak.
Gönlünüz, yüreğiniz ve vicdanınız yanlışa, yanlış adamlara ayarlı olduğu için on yıldan beri haçlı katliamına maruz kalan Iraklı Müslümanlara hiç üzülmediniz.
Halbuki düpedüz bir işgaldi, açıkça bir saldırı idi, işlenen cinayetti ve o diyarda kanlı çizmeleri ile dolaşanlar kafirler ve zalimlerdi.
On yıldan beri katlettikleri, ırz ve namuslarını kirlettikleri senin din kardeşlerin idi, Hasan idi Hüseyin idi, Zeynep idi Fatma idi…
Zevkine nişan alarak kurşunladıkları, topa tuttukları minareler tıpkı senin ülkendeki minarelerdi, yere indirdikleri kubbeler aynı senin mahallendeki kubbelerdi ve minarelerin, kubbelerin başlarına yıkıldığı insanlar senin gibi secdede idi, rükuda idi ve belki kıyamda idi.
Saatini bozuk saate ayarlayıp kendi saatinin doğru olduğunu iddia eden adam gibi yüreğini bozuk yüreklere ayarladın ve doğruluk tafraları atmaya devam ettin.
Iraklı bir buçuk milyon Müslümanın katline zere kadar üzülmeyen, kırılmayan bir tepki vermeyen yüreğin şimdi Suriye’de olup bitenlere derhal tepki veriyor.
“Suriye’ye ilgisiz alakasız kalamayız, hatta Suriye ile ilgilenmek bizim için bir zorunluluktur” diyenlere ayarlı olan vicdanın bu günlerde deprenmeye başlamış bakıyorum.
Kendi topraklarından, İncirlik’ten dört bin dokuz yüz bilmem kaç bombardıman uçağı Bağdat’a, Basra’ya doğru havalanırken hiç havalanmayan yüreğin, şimdi uluslar arası teröristlerin Suriye’de estirdikleri terör kasırgasına “dur” demek için havaya ateş açılınca havalanmaya başlıyor ve bunun adına Müslümanlık diyorsun.
Müslümanlık hassasiyeti dünyanın neresinde olursa olsun zulme maruz kalan kardeşler için feryad etmeyi gerektirmez mi?
Bu nasıl vicdan, bu nasıl gönül ve bu nasıl yürek ki, Irak’ta devam eden katliama kör ve sağır, Libya’da devam eden haçlı katliamına kör ve sağır ve fakat Suriye’deki tiyatrolara gayet duyarlı?
Demek ki kardeşim senin yüreğin yanlışa ayarlı.
Demek ki ablacığım senin vicdanın haçlıya ayarlı.
Demek ki sayın hacım ve muhterem hocam sizin gönülleriniz haçlıya uşaklık edenlere ayarlı.
Hesap ortada, kıvırmanın alemi yok.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026
- Üç aylardan biri bitti kaldı ikisi / 22.01.2026
- Bu kırmızı ışığı ihlal edenlerin vay haline / 21.01.2026
- Neden niçin nasıl? / 20.01.2026
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026
- Üç aylardan biri bitti kaldı ikisi / 22.01.2026
- Bu kırmızı ışığı ihlal edenlerin vay haline / 21.01.2026
- Neden niçin nasıl? / 20.01.2026
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026

































































































