Sahabe-i Kiram, her konuda Sevgili Peygamberimiz (sav)'den tefeyyüz etmişlerdir. Zikri, fikri, dua etmeyi ve bu vesile ile şifa, rahmet, bereket ummayı da yine Âlemlerin Efendisi'nden öğrenmişlerdir Seddad b. Evs (ra) Peygamber(sav)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Seyyidül İstiğfar (İstiğfar ve tevbenin en kıymetlisi) kulun şöyle demesidir: "Allahümme ente Rabbi la İlahe illa ente Halakten ve enne Abduke ve ene ala Ahdike ve va'dike mesteta'tu Euzü bike min şerri ma sana'tü ebû ü leke bini'metike aleyye ve ebu ü bi zenbi fağfirli fe innehü la yeğfiru'z-zunübe illa ente" . Kim bunu inanarak gündüz söylerse ve de bugünde akşamdan önce vefat ederse o cennet ehlinden olur. Kim de bunu inanarak gece söylerse ve de bu gecede sabahtan önce vefat ederse o cennet ehlinden olur. " (Buhari).
Ebu Said el-Hudri (ra) anlatır: "Rasulullah(sav)'in Ashabı'ndan bir grup sefere çıkmıştı. Nihayet arap kabilelerinden bir kabileye konakladılar ve onlardan kendilerini misafir edinmelerini istediler, ama onlar misafir almayı kabul etmediler. Bu sırada kabilenin reisini haşerat ısırdı, hemen koşuşturdular, ama hiçbir şey fayda vermedi. Birisi: "Şu konaklayan topluluğa gitseniz belki yanlarında bazı şeyler olabilir" dedi. Onlar da hemen yanlarına gelip: "Ey topluluk, reisimizi haşere soktu, tüm çabalarımız fayda vermedi. Acaba birinizin yanında birşey var mıdır?" Ashab'tan birisi: "Vallahi ben tedavi edebilirim. Ama şu var ki, biz sizden misafir kabul edilmemizi istedik de siz bizi misafir edinmediniz. Ben de ücret vermezseniz sizi tedavi etmem." dedi. Onlarla bir sürü koyunla anlaştılar. O da Fatiha Suresi'ni okuyup ve üfleyerek gitti. Reisleri sonunda bağdan çözülmüş gibi canlandı, yürüyüp kalktı. Hiçbir acı duymadı. Onlar da anlaştıkları ücreti ona verdiler. Arkadaşlarından birisi: "Koyunları paylaştırınız" dedi. Tedavi eden de: "Hayır, Peygamber (sav)'e gidip durumu O'na anlatana kadar birşey yapmayın. O'nun ne emredeceğine bakalım" dedi. Rasulullah (sav)'e varıp durumu anlattılar. O da "Fatiha'nın tedavi edeceğini nereden bildin? Size ganimet geldi, onu bölüştürün, sizinle beraber Bana da pay ayırın" buyurdu ve güldü. " (Buhari).
Ebu Said el-Hudri (ra) anlatır: "Rasulullah(sav)'in Ashabı'ndan bir grup sefere çıkmıştı. Nihayet arap kabilelerinden bir kabileye konakladılar ve onlardan kendilerini misafir edinmelerini istediler, ama onlar misafir almayı kabul etmediler. Bu sırada kabilenin reisini haşerat ısırdı, hemen koşuşturdular, ama hiçbir şey fayda vermedi. Birisi: "Şu konaklayan topluluğa gitseniz belki yanlarında bazı şeyler olabilir" dedi. Onlar da hemen yanlarına gelip: "Ey topluluk, reisimizi haşere soktu, tüm çabalarımız fayda vermedi. Acaba birinizin yanında birşey var mıdır?" Ashab'tan birisi: "Vallahi ben tedavi edebilirim. Ama şu var ki, biz sizden misafir kabul edilmemizi istedik de siz bizi misafir edinmediniz. Ben de ücret vermezseniz sizi tedavi etmem." dedi. Onlarla bir sürü koyunla anlaştılar. O da Fatiha Suresi'ni okuyup ve üfleyerek gitti. Reisleri sonunda bağdan çözülmüş gibi canlandı, yürüyüp kalktı. Hiçbir acı duymadı. Onlar da anlaştıkları ücreti ona verdiler. Arkadaşlarından birisi: "Koyunları paylaştırınız" dedi. Tedavi eden de: "Hayır, Peygamber (sav)'e gidip durumu O'na anlatana kadar birşey yapmayın. O'nun ne emredeceğine bakalım" dedi. Rasulullah (sav)'e varıp durumu anlattılar. O da "Fatiha'nın tedavi edeceğini nereden bildin? Size ganimet geldi, onu bölüştürün, sizinle beraber Bana da pay ayırın" buyurdu ve güldü. " (Buhari).
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.