İslâm kültürü üstüne tesis edilen mimarlık, Osmanlı döneminde parlak çağını yaşayan sanat dalı olmuştur. Osmanlı Türk mimarisi, Türklerin tarih boyunca ortaya koydukları büyük medeniyet tezahürlerinden biri olduğu gibi, insanlığın sanat tarihinin de en mühim konularından biri olma özelliğini sürdürüyor. Bu sahada en ön sırada bulunan kervansaraylarımız ise tüm dünyanın dikatini üzerine topluyor
Müslüman Türk toplumların meydana getirdiği hayır ve sosyal kurumların başında gelen müesseselerden biri de kervansaraylardır. Kervansarayların küçüklerine "han" denir. Vakıa, eski büyük kervansaraylara da han dendiği görülmekte ise de, umumiyetle bu tabir küçük kervansaraylar için kullanılır. Osmanlılar, İran ve Selçuklu Türklerinde olduğu gibi, hanlarını çok büyük yapmışlardır. Onlar, daha ziyade medrese ve hamamları da dahil olmak üzere bunların kullanışlı olması için plânı küçük tutmuşlardır.
Osmanlı mimarisi, Anadolu Selçuklu ve Beylikler devri Türkiye mimarisinin bir devamıdır. Osmanlı çağında daha basit, fakat daha muhteşem çizgiler ilâve edilmiştir. Türk yapıları, çok sağlam, binlerce yıl ayakta durmak üzere yapılmış eserlerdir.
Osmanlı devleti, ilmî müesseselerini yaptığı gibi, hemen hemen onu müteakip sosyal müesseselerini de kurmaya başlamış, devletin hududu genişledikçe bu teşekkül de o nisbette artmıştır. Bu sosyal müesseselerin yani cami, imaret, hastane, kervansaray, köprü, han, hamam, çeşme ve zaviyelerin idareleriyle bunların muhafaza ve idameleri için vakıflar yapılmıştır.
Osmanlı devletinde Türk ve Müslüman olan şehirler tipik bir şekilde, genellikle bir cami etrafında toplanmıştır. Medrese, imarethane, misafirhane, hastane, hamam, han ve kervansaray, tekke, zaviye, okul gibi dini ve sosyal tesisler çevresinde teşekkül etmiştir. Osmanlı şehirlerinin tesisi, yukarıda belirtilen çekirdek kuruluşlar çevresinde evler, dükkanlar, kanalizasyon, su yolu, fırın, değirmen, mum imalathanesi, boyahane, salhane, bayram ve pazar yerleri gibi iktisadi ve içtimai ihtiyaçların karşılanabileceği binaların imarıyla gerçekleşmiştir.
Müslüman Türk toplumların meydana getirdiği hayır ve sosyal kurumların başında gelen müesseselerden biri de kervansaraylardır. Kervansarayların küçüklerine "han" denir. Vakıa, eski büyük kervansaraylara da han dendiği görülmekte ise de, umumiyetle bu tabir küçük kervansaraylar için kullanılır. Osmanlılar, İran ve Selçuklu Türklerinde olduğu gibi, hanlarını çok büyük yapmışlardır. Onlar, daha ziyade medrese ve hamamları da dahil olmak üzere bunların kullanışlı olması için plânı küçük tutmuşlardır.
Osmanlı mimarisi, Anadolu Selçuklu ve Beylikler devri Türkiye mimarisinin bir devamıdır. Osmanlı çağında daha basit, fakat daha muhteşem çizgiler ilâve edilmiştir. Türk yapıları, çok sağlam, binlerce yıl ayakta durmak üzere yapılmış eserlerdir.
Osmanlı devleti, ilmî müesseselerini yaptığı gibi, hemen hemen onu müteakip sosyal müesseselerini de kurmaya başlamış, devletin hududu genişledikçe bu teşekkül de o nisbette artmıştır. Bu sosyal müesseselerin yani cami, imaret, hastane, kervansaray, köprü, han, hamam, çeşme ve zaviyelerin idareleriyle bunların muhafaza ve idameleri için vakıflar yapılmıştır.
Osmanlı devletinde Türk ve Müslüman olan şehirler tipik bir şekilde, genellikle bir cami etrafında toplanmıştır. Medrese, imarethane, misafirhane, hastane, hamam, han ve kervansaray, tekke, zaviye, okul gibi dini ve sosyal tesisler çevresinde teşekkül etmiştir. Osmanlı şehirlerinin tesisi, yukarıda belirtilen çekirdek kuruluşlar çevresinde evler, dükkanlar, kanalizasyon, su yolu, fırın, değirmen, mum imalathanesi, boyahane, salhane, bayram ve pazar yerleri gibi iktisadi ve içtimai ihtiyaçların karşılanabileceği binaların imarıyla gerçekleşmiştir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.