Dünya, 7 Ekim'de yeniden alevlenen İsrail-Filistin gündemine kilitlenmiş vaziyette. Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, 7 Ekim sabahı İsrail'e "Aksa Tufanı" adıyla kapsamlı bir saldırı başlattı. Gazze'den İsrail'e 5 binden fazla roket fırlatıldı ve ardından işgalci İsrail'in yerleşim birimlerine girildi, burada çatışmalar yaşandı. Kontrol noktaları ele geçirildi, insanlar öldürüldü, esirler alındı.
Başlangıçta bu, Hamas adına büyük bir zafer, İsrail içinse büyük bir mağlubiyet, istihbarat zaafiyeti, başarısızlık olarak göründü.
Fakat şu bir gerçek ki, olaylar sonuçlarıyla ölçülür.
Aceleyle bir değerlendirme yapıldığında doğru bir sonuca ulaşamazsınız.
Malum, İsrail'den yapılan açıklamalarda, yaşanan hadise İsrail'in 11 Eylül'ü olarak tanımlandı. Bunu bilerek mi söylediler yoksa tesadüfen mi ağızlarından çıktı bilinmez ama sebepleri ve sonuçları itibarıyla aynen 11 Eylül gibi.
ABD, 11 Eylül saldırıları sonrası, bunu bahane göstererek, İslam ülkelerine kapsamlı bir savaş ilan etti hatta dönemin ABD Başkanı Bush buna "Haçlı Seferi" dedi. Ortadoğu coğrafyasını bölmek, parçalamak ve işgal etmek için kurgulanan Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) düğmesine artık basılmıştı. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice BOP'u, "22 İslam ülkesinin sınırlarının ve rejimlerinin değiştirilmesi projesi" olarak özetliyordu.
Şimdi de ne hikmetse, İsrailli yetkililer Hamas'ın son saldırısını da 11 Eylül saldırılarına benzetti. Ve ardından başta Netanyahu olmak üzere, üst düzey İsrailli yetkililer "Gazze'yi boşaltın" demeye başladılar, bu savaşın uzun süreceğini ifade ettiler. Hamas'ın saldırıları sonrası Netanyahu'nun Ortadoğu'nun değişeceğine dair açıklaması ise, olayın sadece Gazze'yle sınırlı kalmayacağını da gösteriyor.
Ama ilk hedefin "Gazze" olduğunu dünkü yazımızda detaylıca ifade etmiştik.
Hamas'ın bu saldırılarını bir fırsata dönüştürerek, hayalini kurduğu işgal projesini hızlandıran İsrail, 7 Ekim'den bugüne Gazze'ye saldırı üstüne saldırı düzenliyor, taş üstünde taş bırakmıyor, kadın, çocuk, sivil demeden zalimce katlediyor.
Hamas, ele geçirdiği rehineleri, yıkılan her bina için infaz edeceğini açıklamasına rağmen, İsrail, rehinelerin "zarar görmesi pahasına" Gazze Şeridi'ne saldırılarını sürdüreceğini duyurdu. Yani İsrail için rehineler ölmüş ölmemiş çok umurlarında değil, onların hedefi, fırsat bu fırsat Gazze'yi ele geçirmek.
Gazze'ye yönelik hava saldırılarına devam eden İsrail ordusu, sınıra yakın bölgelere de yığınak yapmayı sürdürüyor.
İsrail ordusuna ait obüslerle toplar, sınıra yakın bölgede kazılan siperlere yerleşmiş ve namluları Gazze'ye çevrilmiş durumda. Tırlarla bölgeye yeni zırhlı araç ve tank sevkiyatı da sürüyor. İsrail'in karadan işgali an meselesi. İsrail savaş uçaklarının başlattığı yoğun bombardıman sonucu Gazze Şeridi'ndeki başta Er-Rimal Mahallesi olmak üzere bazı mahalleler moloz yığını haline geldi.
İsrail savaş uçakları evlerin yanı sıra kamu binalarını, bakanlıkları, hizmet tesislerini, camileri ve okulları da hedef aldı. Tamamen yıkılmayan evler de aldığı büyük hasar sebebiyle artık oturulamaz hale geldi.
Filistin resmi haber ajansı WAFA'nın haberine göre, İsrail hücum botlarından kentin sahil kesimlerine onlarca roket atıldı.
İsrail'in Gazze'yi tam abluka altına alması neticesinde Gazze'deki 2 milyonu aşkın Filistinliyi büyük bir insanlık dramı bekliyor. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Gazze Şeridi'ne tam abluka uygulayacaklarını, bölgeye elektrik, yiyecek ve yakıt sağlanmayacağını söylemişti.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) İcra Komitesi Genel Sekreteri Hüseyin eş-Şeyh, İsrail'in abluka altındaki Gazze Şeridi'ne elektrik ve suyu kesmesinin ardından acil gıda ve tıbbi malzeme girişi sağlanmasını istedi.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) Sözcüsü Jens Laerke, İsrail'in Gazze'deki elektrik ve suyu kesmesi, enerji santralini birkaç günde yakıtsız bırakabileceğini ve 610 binden fazla kişi için içme suyu kıtlığına neden olabileceğini bildirdi.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sözcüsü Tarik Jasarevic de, kritik tıbbi malzemeleri insanlara ulaştırabilmek için Gazze'ye insani koridor açılması çağrısında bulundu.
Son yaşanan gelişmelerle ilgili Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın çok önemli ve dikkat çekici bir değerlendirmesi oldu.
Sayın Baş, sosyal medya hesabından şu yorumu yapı:
"Belli ki bütün Ortadoğu'nun, İran'ın, Rusya'nın hatta Türkiye'mizin içinde bulunduğu yeni bir dizayn süreci başlatıldı.
Vakit savaş tamtamları çalma vakti değil, hakkın ve hukukun ortaya konup başta ülkemizi ve tüm insanlığı emniyet altında tutma zamanıdır.
Bu bağlamda İsrail'in on yıllardır süren işgal ve baskı tutumunun karşısında olduğumuzu tekrar belirtiyor ve İslam Dünyası için kutsal kabul edilen Kudüs merkezli bir Filistin devleti talebini başından beri desteklediğimizi tekrar beyan ediyoruz.
Bütün bunların yanında güncel gelişmelerin ve savaş ortamının Müslümanlara değil İsrail'in politikalarına hizmet ettiğinin de altını çiziyoruz."
- Hukuku tanımayan ülkenin parasını kimse tanımaz! / 30.01.2026
- ABD’den İran’a ‘maksimum baskı’ politikası tutar mı? / 29.01.2026
- Savaşa, kavgaya gerek yok: MEM var / 28.01.2026
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026




























































































