Bir gün sohbetinde bulunanlardan biri, kendisini imtihan için yanına geldi ve bir suâl sordu. Cüneyd-i Bağdâdî; "Bu suâle söz ile mi, yoksa mânevî olarak mı cevap verelim?" dedi.
O kimse; "İki şekilde de cevap ver." deyince, Cüneyd-i Bağdâdî; "Keşke kendi kendini deneseydin. O zaman beni denemeye lüzum görmezdin. Mânevî cevap istiyorsan, böyle yapmakla artık bizim yolumuzdan ayrıldın. Allahü teâlânın dostlarını tecrübe etmeye, onları yaralamaya senin gücün yetmediğini bilmez misin?" buyurdu. Bunun üzerine hemen o kimsenin yüzü, simsiyah olup, kalbindeki bir parça yakîn de kayboldu. O kimse çok pişman olup yaptığına tövbe etti. Çok istiğfâr etti. Cüneyd-i Bağdâdî yine de o kimseye merhamet edip teveccüh etti. O kimsenin hâli bundan sonra daha düzgün oldu.Hayr-ün Nessâc bir gün evinde oturuyordu. Kalbine; "Ebü'l-Kâsım Cüneyd-i Bağdâdî kapıdadır. Çıkıp karşılayayım." diye bir düşünce geldi. "Fakat o buraya gelmez. Kalbime gelen düşünce vesvesedir." deyip o düşünceyi kalbinden attı. Biraz sonra aynı düşünce yine geldi. Yine attı. Üçüncü defâ gelince; "Çıkıp bakayım." dedi. Çıktı, Cüneyd-i Bağdâdî kapıda idi. Ona selâm verdi ve; "Ey Hayr! Kalbine ilk geldiği zaman niçin kalkıp kapıyı açmadın?" buyurdu.
O kimse; "İki şekilde de cevap ver." deyince, Cüneyd-i Bağdâdî; "Keşke kendi kendini deneseydin. O zaman beni denemeye lüzum görmezdin. Mânevî cevap istiyorsan, böyle yapmakla artık bizim yolumuzdan ayrıldın. Allahü teâlânın dostlarını tecrübe etmeye, onları yaralamaya senin gücün yetmediğini bilmez misin?" buyurdu. Bunun üzerine hemen o kimsenin yüzü, simsiyah olup, kalbindeki bir parça yakîn de kayboldu. O kimse çok pişman olup yaptığına tövbe etti. Çok istiğfâr etti. Cüneyd-i Bağdâdî yine de o kimseye merhamet edip teveccüh etti. O kimsenin hâli bundan sonra daha düzgün oldu.Hayr-ün Nessâc bir gün evinde oturuyordu. Kalbine; "Ebü'l-Kâsım Cüneyd-i Bağdâdî kapıdadır. Çıkıp karşılayayım." diye bir düşünce geldi. "Fakat o buraya gelmez. Kalbime gelen düşünce vesvesedir." deyip o düşünceyi kalbinden attı. Biraz sonra aynı düşünce yine geldi. Yine attı. Üçüncü defâ gelince; "Çıkıp bakayım." dedi. Çıktı, Cüneyd-i Bağdâdî kapıda idi. Ona selâm verdi ve; "Ey Hayr! Kalbine ilk geldiği zaman niçin kalkıp kapıyı açmadın?" buyurdu.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.