Dünden bugüne biz Müslümanlarının en önemli sorunu inandığımızı anlamamak olmuştur.
Ne acıdır ki, Müslümanların büyük çoğunluğu, mankenler, sanatçılar, sporcular vs. eliyle değil sapkın din önderleri ve yöneticiler eliyle farkında olmadan dinden çıkıp kâfir ya da sapık olmaktadırlar.
Sapkın din önderleri, yöneticiler ve siyasetçiler eliyle öyle büyük manevi kıyımlar yapıldı ki artık insanımız imanın şartlarını bile sorgulama noktasına getirildi.
Birkaç örnek vereyim
Allah dostu, diye topluma tanıtılan, iktidarında, muhalefetinde derin saygı duyduğu, taltif ettiği Said Nursi der ki: "Birinci Dünya Savaşı'nda bizimle savaşmış da olsa, bir Hıristiyan ölmüşse şehit sayılır. Ahirette mükâfatı vardır." (Nursi, Kastamonu Lahikası, s. 45)
"O musibet-i semâviyeden ve beşerin zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar eğer on beş yaşına kadar olanlar ise; ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı mâneviyeleri, o musibeti hiçe indirir.
On beşinden yukarı olanlar, eğer masum ve mazlum ise; mükâfatı büyüktür belki onu Cehennem'den kurtarır. Hazreti İsa'ya mensup Hıristiyanların mazlumları çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehâdet denilebilir." (Nursi, Kastamonu Lâhikası, s. 114–115; Tarihçe-i Hayat, s. 290)
Bugün Ebrar'a, Gülşen'e saydıranlar bu kişi karşısında tazim sergiliyor ya da susmayı tercih ediyordu.
Daha meşhurunu anlatayım
O kitap basıldığında bugün LGTB karşıtı olan Cübbeli Ahmet, Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu, Prof. Dr. Mehmet Boynukalın gibi sosyal medyada tıklanma heveslisi ilahiyatçı isimler, din üzerinden siyaset yapan siyasetçiler hülasa alayı ülkemizdeydi ve yine dinin avukatlığını yapıyorlardı.
Bakın o kitapta neler yazılmıştı?
"Yahudi ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan ayetler, Hz. Muhammed (A.S.M) döneminde ya da kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır." (Küresel Barışa Doğru, s. 45)
"Herkes kelime–i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. Hatta kelime–i tevhidin ikinci bölümünü, yani 'Muhammed Allah'ın Resulüdür' kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır." (Küresel Barışa Doğru, s. 131)
2003'te basılan o kitabı yazan Fethullah Gülen'di. Kitabın kapağında Papa ve Gülen'in el ele fotoğrafları vardı.
Yukarıda bahsettiğim Cübbeli Ahmet'i, Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu'su, Prof. Dr. Mehmet Boynukalın'ı hele saltanat-hilafet üzerinden Atatürk düşmanlığı yapan malum şalvarlı kesimden tek ses çıkmadı.
'Bu sözler küfürdür, Allah'a, Kitabına, Resulüne iftiradır, bu dinimize darbe girişimidir' demedi.
Hele siyasi hayatı boyunca 'başörtüsü' başlığını her daim gündemde tutan Sayın Erdoğan, Fethullah Gülen'in, 'başörtüsü teferruattır' sözlerini bile duymazdan geldi.
Bırakın duymazdan gelmeyi Fethullah Gülen hareketine el oldular, ayak oldular, göz oldular, kulak oldular. Hatta onun adına kolluk kuvveti bile oldular.
Bu daireye girmeyenler ise dünyalık menfaatlerinin sekteye uğramasından korktukları için sustular.
Şimdi bunların alayı kalkmış İslam adına iman, ahlak dersleri vermeye, dinin müdavimi ve muhafızı olmaya kalkıyorlar.
Siz o treni kaçırdınız beyler!
Çünkü Yüce Allah, "Kim İslam'dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez" buyurdu. Sizler yeni bir din anlayışına ya destek oldunuz ya da sustunuz.
Allah Resulü ise bunu haber vermişti:
"Âdem'in yaratılışından beri, kıyamete kadar geçen süre içinde Deccal'dan daha büyük bir fitne yoktur." (Müslim, Fiten, 126)
"Ümmetimin içindeki saptırıcı önderler, Deccal'dan daha çok korktuğum kimselerdir." (Ahmet, Müsned, 6/441; Suyuti Câmiussağîr, 3/31, H. 2785; Münavi, Feyzülkadir, 4/407, H. 5782)
"Ben, ümmetim hakkında saptırıcı önderlerden korkuyorum! Allah'ın (kıyamet) buyruğu gelinceye dek ümmetim içinden bir kesim sürekli hakkın yanında yer alıp onu savunur. Onlara karşı çıkanların kendilerine hiçbir zararı dokunmaz!" (Müslim, Fiten, 19; Tirmizi, H. 2176; Ebu Davut, H. 4252; Rudanî, Cem'ulfevâid, 5/56, H. 8452)
İmam Ali Efendimiz, 'Benim belimi dinsiz dindarlar kırdı' derken İmam Zeynelabidin ise 'Allah'ım! Zalimleri, zalimlere musallat et' diye dua ederdi. Amin, demekte bize düştü.
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025
- Toplum önüne geçenler neden illegal yollara kayar? / 26.12.2025
- Kimin hedefindeyiz? / 25.12.2025
- Saadettin Saran, Rümeysa, Nedim Şener ve diğerleri / 24.12.2025
- Raporlar DEM’i bozdu / 22.12.2025
- Saha, söylenenleri doğrulamıyor / 21.12.2025
- Erdoğan ve Bahçeli bu noktaya nasıl geldi? / 20.12.2025


































































































