Özgül AYDIN
Kur'an'ı küçümseyenler bugün onnu tarihselliğinden bahsederlerken, mü'minleri küçümseyenler ise bunun neticesi olarak gayri müslimleri dost edinmektedirler. Bunlar hakkındaki hüküm Nisa suresinin 138. ve 139. ayetlerinde şöyle beyan edilmektedir:
"Münafıklara acı bir azabın kendilerinin olacağını müjdele. Onlar mü'minleri bırakıp kafirleri dost tutuyorlar. Onların yanında şeref mi arıyorlar? Bütün şeref tamamen Allah'a aittir."
Nifak ehlinin bir diğer özelliği, hükmü Kur'an ayetiyle sabit olan mevzuları mevcud haliyle yaşamakta zorlandıklarını söyleyerek kolaylık istemeleri, ayetlere muhalif yeni fetvalar talep etmeleridir. Halbuki bu davranışlarında hiç de samimi değildirler. Niyetleri kendi ifadeleriyle "kolaylaşan dine" tâbi olmak değil gerçek müminleri akaidlerinden uzaklaştırmaktır. Bu halleri Maide suresinin 41. ayetinde şöyle anlatılmaktadır:
"Ey elçi! Ağızlarıyla inandık dedikleri halde kalpleri inanmamış olanlar arasında küfürde yarış edenler seni üzmesin... Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar çin ahirette de büyük bir azap vardır."
Maddi menfaatleri sözkonusu olduğunda imanlarının cûşa gelmesi nifak ehlinin bir başka özelliğidir:
"Onlardan kimi de sadakaların bölüştürülmesi hususunda sana dil uzatır. Eğer o sadakalardan kendisine pay verilse hoşlanırlar, onlardan kendisine pay verilmezse hemen kızarlar" (Tevbe: 58).
"Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider, konuşsalar sözlerini dinlersin (sözlerini allayıp pullayarak konuşurlar, dinletirler)... Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin..." (Münafıkın: 4).
"Onlara yeryüzünde bozgunculuk yapmayın dendiği zaman, biz sadece düzelticileriz, derler" (Bakara: 11).
* * *
Benî Müstalik seferi esnasında meydana gelen ve sözlerine itimat edilen birkaç kişinin, düşürdüğü gerdanlığını bulmak için geride kalan Hz. Aişe ile, orduyu geriden takip etmekle görevli Safvan İbnül Müstalik hakkında iftirada bulundukları "İfk olayı" nifak ehlinin bir vasfını da "sû-i zan" olarak ortaya koymakta ve müminlerin doğruluğu kesinleşmemiş olaylar karşısında hüsnü zanla hareket etmeleri gerektiğine işaret etmektedir. Nitekim İfk olayından bir ay kadar sonra Hz. Aişe'nin masumiyeti ve nifak ehlinin çirkin yüzü ayet ile açıklanmıştır.
* * *
Nifak ehlinin bir başka özelliği, müminlerin aleyhinde yaptıkları faaliyetleri inkar ve samimiyetlerini ispat için bolca yemin etmeleridir. Bu durum Kur'an-ı Kerim'de üstün bir edebî söyleyişle şöyle anlatılmaktadır.
"Yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yoluna engel oldular. Onlar için küçük düşürücü bir azap vardır" (Mücadele: 16).
Yemin etmek, iddiada Allah'ı şahit göstermek demektir. Dolayısıyla yemine inanmayan (haşa) Allah'ı yalancı şahitlikle itham etmiş olur. Nitekim Allah Teala Nisâ suresinin 166. ayetinde "Allah'ın şahitliği kafidir" buyurmaktadır. Bunun için yemin eden bir kimseye inanmaktan başka bir yol yoktur. İşte nifak ehli yeminlerini böylece kalkan edinirler. Zira Allah'ı şahit tuttukları için hiç kimse onlara dokunamaz. Bu ayet, manası ile nifak ehlinin bir özelliğini vasfederken, lafzıyla da eşsiz bir söz sanatı ortaya koymaktadır.
Kur'an'ı küçümseyenler bugün onnu tarihselliğinden bahsederlerken, mü'minleri küçümseyenler ise bunun neticesi olarak gayri müslimleri dost edinmektedirler. Bunlar hakkındaki hüküm Nisa suresinin 138. ve 139. ayetlerinde şöyle beyan edilmektedir:
"Münafıklara acı bir azabın kendilerinin olacağını müjdele. Onlar mü'minleri bırakıp kafirleri dost tutuyorlar. Onların yanında şeref mi arıyorlar? Bütün şeref tamamen Allah'a aittir."
Nifak ehlinin bir diğer özelliği, hükmü Kur'an ayetiyle sabit olan mevzuları mevcud haliyle yaşamakta zorlandıklarını söyleyerek kolaylık istemeleri, ayetlere muhalif yeni fetvalar talep etmeleridir. Halbuki bu davranışlarında hiç de samimi değildirler. Niyetleri kendi ifadeleriyle "kolaylaşan dine" tâbi olmak değil gerçek müminleri akaidlerinden uzaklaştırmaktır. Bu halleri Maide suresinin 41. ayetinde şöyle anlatılmaktadır:
"Ey elçi! Ağızlarıyla inandık dedikleri halde kalpleri inanmamış olanlar arasında küfürde yarış edenler seni üzmesin... Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar çin ahirette de büyük bir azap vardır."
Maddi menfaatleri sözkonusu olduğunda imanlarının cûşa gelmesi nifak ehlinin bir başka özelliğidir:
"Onlardan kimi de sadakaların bölüştürülmesi hususunda sana dil uzatır. Eğer o sadakalardan kendisine pay verilse hoşlanırlar, onlardan kendisine pay verilmezse hemen kızarlar" (Tevbe: 58).
"Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider, konuşsalar sözlerini dinlersin (sözlerini allayıp pullayarak konuşurlar, dinletirler)... Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allah onları kahretsin..." (Münafıkın: 4).
"Onlara yeryüzünde bozgunculuk yapmayın dendiği zaman, biz sadece düzelticileriz, derler" (Bakara: 11).
* * *
Benî Müstalik seferi esnasında meydana gelen ve sözlerine itimat edilen birkaç kişinin, düşürdüğü gerdanlığını bulmak için geride kalan Hz. Aişe ile, orduyu geriden takip etmekle görevli Safvan İbnül Müstalik hakkında iftirada bulundukları "İfk olayı" nifak ehlinin bir vasfını da "sû-i zan" olarak ortaya koymakta ve müminlerin doğruluğu kesinleşmemiş olaylar karşısında hüsnü zanla hareket etmeleri gerektiğine işaret etmektedir. Nitekim İfk olayından bir ay kadar sonra Hz. Aişe'nin masumiyeti ve nifak ehlinin çirkin yüzü ayet ile açıklanmıştır.
* * *
Nifak ehlinin bir başka özelliği, müminlerin aleyhinde yaptıkları faaliyetleri inkar ve samimiyetlerini ispat için bolca yemin etmeleridir. Bu durum Kur'an-ı Kerim'de üstün bir edebî söyleyişle şöyle anlatılmaktadır.
"Yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yoluna engel oldular. Onlar için küçük düşürücü bir azap vardır" (Mücadele: 16).
Yemin etmek, iddiada Allah'ı şahit göstermek demektir. Dolayısıyla yemine inanmayan (haşa) Allah'ı yalancı şahitlikle itham etmiş olur. Nitekim Allah Teala Nisâ suresinin 166. ayetinde "Allah'ın şahitliği kafidir" buyurmaktadır. Bunun için yemin eden bir kimseye inanmaktan başka bir yol yoktur. İşte nifak ehli yeminlerini böylece kalkan edinirler. Zira Allah'ı şahit tuttukları için hiç kimse onlara dokunamaz. Bu ayet, manası ile nifak ehlinin bir özelliğini vasfederken, lafzıyla da eşsiz bir söz sanatı ortaya koymaktadır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.