logo
25 ŞUBAT 2026


"Neler geldi neler geçti felekten Un elerken deve geçti elekten"

13.04.2002 00:00:00
Deve mi küçüldü, elek mi büyüdü?

Unun içinde devenin ne işi var?

Başlığı görür görmez ilk akla gelen sorular...

Nasreddin Hoca'nın ârifane bir şekilde ifade ettiği "Evladım öyle büyük yanlışlar oluyor ki elimdeki bu kocaman bıçak bile bazen o yanlışı düzeltmeye yetmiyor" gerçeğini hergün yaşamıyor muyuz?

Un elerken devenin elekten geçmesi kadar acayiplikler, tuhaflıklar, şaşkınlıklarla yüz yüze gelmiyor muyuz?

Şairin yıllar önce dediği gibi;

"Ak günleri vadettiler boş çıktı

Kara günler göre göre usandık

Hilekârın çorbasından taş çıktı

Dişlerimiz kıra kıra usandık" (Reyhani) hakikatı artık günlük yaşantımızın bir parçası, hatta kendisi olmadı mı?

Yıllar yılı bin bir çeşit emek sarfederek, tüm umutlarımızı bağlayarak kiraz beklediğimiz, vişne beklediğimiz ağaçlar çıka çıka zakkum ağacı çıkmadı mı?

Milletin ortak malı olan, tüyü bitmemiş yetim haklarından oluşan hazineye, aman yaklaşmasınlar, yanından, yakınından bile geçmesinler diye titrediğimiz çulsuzlar, yolsuzlar mühürü kapıp haznedâr olmadı mı?

Tilkilerin kümes bekçisi yapıldığı bir başka ülke bulabilir misiniz? Ciğerin kedilere emanet edildiği bir başka yer, yeryüzünde görebilir misiniz?

Sofranızdan, lokmanızdan keserek; okusunlar, vatana, millete faydalı gençler olsunlar diye verdiğiniz, yemeyip yedirdiğiniz, giymeyip giydirdiğiniz gençler, gençlerimiz, bu şehid milletin torunları ezan yerine haç sevdalısı yapılmadılar mı?

Dedelerinin, babalarının "Ya istiklal ya ölüm" diyerek canını dişine takarak karşısına geçip savaştığı haçlı dünyasına, haç temsilcilerine kendi küçük dünyalarında büyük büyük yer ayıranlar çıkmadı mı? Dedelerinin kökünü kazımak için ölümü göze aldıkları haçları, kolye diye boynunda taşıyan Mehmetlere, Hasanlara, Ayşelere, Zehralara rastlamadınız mı?

Bütün bunlar:

"Un elerken deve geçti elekten" cümlesinden daha tuhaf, daha şok edici, hayretlere düşürücü değil mi?

Yaraların daha da derinleşmemesi için, pırıl pırıl gençlerimizin yâd ellere, yâd emellere sevdalanmaması için artık uyanmak zamanıdır, artık davranmak zamanıdır. Uykuları azaltarak günü uzatma zamanıdır.

"Kastım budur şehre varam

Feryad u figan koparam" diyen Yunus'un sesine ses katıp feryâd u figan koparıp, kapımıza dayanan, soframıza uzanan haçlı tehlikesine karşı milletimizi uyarmak zamanıdır.

Erzurumlu Yeşilzâde Mehmed Salih Efendi'nin iki mısraı bize bu yazıyı kazandırdı. Bir başka yazıda o merhumu tanıtmak üzere Nene Hatun diyarından selamlar...
 
Aziz Karaca / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.