Irak'ta 15 Aralık'ta seçim yapıldı. Hükümet ise ancak 6 ay sonra kurulabildi. Başkan Bush ve yandaşı Blair bunu bir zafer olarak ilan etti. Oysa bu hükümette üç bakanlık boş kalmıştı. Savunma, İçişleri ve Ulusal Güvenlik.Taraflar bu bakanlıklara atanacak kişilerle ilgili olarak uzlaşmaya varamıyor.Varması da oldukça zor.Taraflar bu konuda anlaşırsa Irak'ta sorunların büyük bölümü çözülmüş olur.Çünkü siyasi tarafların tümünün kendi milis kuvetleri var.Çünkü siyasi tarafların tümü Savunma, İçişleri ve Ulusal Güvenlik bakanlıklarını ele geçirerek kendi silahlı gücünü güçlendirmek istiyor.ABD ise silahlı milislerin dağıtılmasını istiyor.Bunu ise ne Kürtler ne de Şiiler kabul etmiyor.Şu anda yaklaşık olarak 12 büyük silahlı milis grubu var.Bunların başında Barzani ve Talabani'ye bağlı yaklaşık 100 bin kişilik peşmerge ordusu.Ordu diyorum çünkü peşmergeler Amerikan işgalinden sonra milis gücünden çıkararak tam anlamıyla bir ordu haline geldi. Bu ordu hiçbir şekilde Bağdat'ta Savunma ya da İçişleri Bakanlığı'na bağlı değil ve Irak'ın Türkiye, Suriye ve İran sınırlarının korumasından sorumlu.Gelelim Şiilere... Irak'ta yaklaşık 20 kadar önemli Şii parti ve örgüt var.Tüm bu parti ve örgütlerin kendi silahlı milis grupları var.Bunların başında ise Abdülaziz El-Hekim'e bağlı ve İran'ın etkin olduğu Bedir Tugayları gelmektedir. Sayı olarak 200 bin civarında oldukları tahmin ediliyor.Genç Şii lider Muktada Sadr'a bağlı olanların sayısı ise 50 bin kadar.Eski Başbakan Caferi'nin El-Dava Partisi ile Fazilet Partisi'ne bağlı milislerin sayısı ise 20 bin civarında.Sünnilere gelince... ABD ile işbirliği yapmayan Sünni parti ve örgütlerin milis kuvvetleri sınırlı sayıda elemanlara sahip. Bazı Sünni parti ve örgütler kendi merkezlerini ve liderlerini korumak için özel koruma şirketler kurmuş durumda.Peki Irak neden böyle oldu?Bunun nedeni de ABD.Irak'ı işgal eden ABD ilk iş olarak ordu, istihbarat ve polis teşkilatını dağıttı.Burada görevli olan yaklaşık bir 600 bin insan aniden işsiz kaldı.Çeşitli parti ve örgütler bunlara el atarak kışlalarından kaçırdıkları silahlara sahip çıktı.Bunlar arasında Şii olanlar Şii parti ve örgütlere katıldı.Sünni olanlar ya direniş gruplarına katıldı ya da Sünni parti ve örgütlerle ilişkiye geçti.İş bu kadarla da kalmıyor.Onbinlerce silahlı militanı besleyen parti ve örgütler şimdi Savunma, İçişleri ve Ulusal Güvenlik bakanlıklarını ele geçirerek kendi yandaşlarını buralarda görevlendirmek istiyor.Şimdiye kadar da ülkeyi yöneten parti ve örgütler milyarlarca ihaleleri silahlı milislerin yöneticilerine verdi.Amerikalıların tespitine göre işgalden bu yana bu ihalelerde 20 milyar dolarlık yolsuzluk olmuş.Örneğin; Mukteda Sadr'a bağlı militanlar şu anda İçişleri Bakanlığı'nda ve Basra gibi güney illerinde oldukça etkin ve her şey onlardan sorulur.Şii Fazilet Partisi'ne bağlı militanlar ve yandaşlar ise Basra'daki petrol ihracatının güvenliğini sağlıyor ve kontrol ediyor.Başka bir ifade ile petrol vanasını onlar kontrol ediyor.El-Hekim'e bağlı milisler ise genellikle ordu içinde örgütlü.Kürtler ise ordunun üst kademelerinde önemli konumlar elde etmeye çalışıyor ve istihbarat teşkilatını ele geçirmeye uğraşıyor.Peki bu neden böyle oluyor?Çünkü hiç kimse diğerlerine güvenmiyor ve her zaman bir iç savaş riskini görüyor.Başka bir ifade ile herkes 'ne olur ne olmaz ben yine güçlü olmalıyım' diyor.Böyle bir Irak sizce adam olur mu?Sağ olsun Amerika, çok yaşa Başkan Bush!Kürt Parlamentosu ve Amerikan Kongresi Aylar önce ABD Başkanı Bush, Mesut Barzani'yi Beyaz Saray'da misafir ederek kendisine 'Sayın Başkan' diye hitap etmişti.Benzer tavrı İngiliz Başbakanı Blair Londra'da sergilemişti.Irak'a giden her Amerikalı ve İngiliz yetkili öncelikle Kürt liderlerle bir araya geliyor ve Erbil ile Süleymaniye'yi ziyaret ediyor.ABD ve İngiltere gibi birçok Batılı ülke bu iki şehirde konsolosluklar ve temsilcilikler açıyor.Son olarak Amerikan Kongresi'nden bir heyet Erbil'deydi.Cumhuriyetçi ve Demokratların grup başkanlarının da içinde bulunduğu bu heyet geçen salı günü Kürdistan Parlamentosu'nu ziyaret ederek Başkan Adnan Müfti ile görüştü.Kongre üyeleri Kürt Parlamentosu'na öyle övgüler yağdırdılar ki Kürtleri bile şaşırtılar.Bir üye 'Bu parlamento bölgenin en demokratik meclisidir' dedi.Başka bir senatör 'kendimi Amerikan Kongresi'nde hissediyorum' dedi.Kürt vekiller ise 'ABD'nin Kürt halkına yaptığı yardımlarını asla unutmayacaklarını ve Kürdistan'ın bölgenin en demokratik ülkesi durumuna gelmesi için sürekli mücadele edeceklerini' söylediler.Bir üye de 'Kürdistan, bölgenin Küçük Amerika'sı olacak' diye espri bile yaptı! Hüsnü Mahalli/ Akşam
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.