"Hakkari-Şemdinli-Yüksekova Şeytan Üçgeni"nde olup bitenler, yetkili ve yetkisizlerin yaptıkları açıklamalar akılları karıştırırken; olabilecekler de, düşündürüp kaygı veriyor. Şemdinli'nin girişinde, PKK Pankartı açıp gelen araçları durdurarak kontrol eden 12-17 yaşlarında okul çağındaki çocuklar...Siyasi parti heyetleri araştırma ve incelemeler yaparken, belediye başkanı dışındaki tüm kamu görevlilerinin ve güvenlik güçlerinin kenti terk edip ortalıkta görünmemeleri... Esnafın kepenkleri hep birlikte indirip, açmaları. Günün belirlenmiş herhangi bir saatinde kent halkının bir araya gelip, ellerinde PKK bayrakları, afişleri ve APO ile ilgili sloganlar atarak protesto yürüyüşü yapması...Olaylar sırasında yakalananların JİTEM adlı istihbarat elemanı olduklarının ortaya çıkması ve otomobillerinin bagajında silah ve patlayıcı ile birlikte önemli belgelerin bulunması... Bütün bunların arasında, benim dikkatimi çeken ve aklımı iyiden iyiye kurcalayan da; önceki gece yapılan yürüyüş sırasında herkesin elinde yanan birer lüks mum bulunmasıydı. En zorunlu ihtiyaç maddelerinin sıkıntısı çekilen bir yerde, protesto yürüyüşü yapanların ellerine lüks mumları kim, kimler vermişti? Herkesin eline mum verebilenler, birer silah da verebilirlerdi. Başbakan'ın açıklamalarına göre, Şeytan Üçgeni'ndeki olayların aydınlatılması konusunda devletin zirvesinde (Devlet, hükümet ve Genelkurmay başkanları) tam bir görüş birliği vardı. Daha önceki çıkmaza girmiş bazı olayları çağrıştıran Şemdinli Olayları'nın, arkasında kim olursa olsun sonuna kadar gidilmesi konusunda devletin zirvesi kararlıydı. Bu kararlılığın olumlu sonuçlarını görme umudunu korurken; bazı endişelerimi de belirtmek istiyorum. Olaylar sırasında yakalanıp gözaltına alınan astsubaylar; orada, turist olarak ya da tesadüfen bulunmuyorlardı. Mutlaka, verilen bir görev emrini yerine getirmeye çalışıyorlardı. Komuta zinciri içinde, görev emrini veren zirvedekilere kadar gidilebilecek miydi? Bir de işin öteki yanı vardı. Verilen görev emri; neyi, kimi, kimleri hedef alıyordu. Bütün bunların sonuna kadar üzerine gidilecek miydi? Bunun gibi, sanırım sizlerin de akıllarınıza daha başka, yanıt beklediğiniz sorular geliyor olmalı... Geriye dönüp geçmişte yaşananlara bakınca... Hakkari-Şemdinli-Yüksekova Şeytan Üçgeni'nde olup bitenlerin ayrıntıları ile açıklık kazanacağını... Kim olursa olsun suçluların tümünün yakalanıp adalete teslim edilerek cezalandırılacaklarını...En kısa zamanda gerekenlerin yapılarak bölgede huzur, sükun ve refahın sağlanabileceğini ben şahsen umut edemiyorum. İşe, göstericilerin ellerine birer lüks mumu kimin, kimlerin verdiğini araştırmakla başlanması gerektiğini düşünüyor; gelişmelerin beni mahcup etmesini diliyorum... Necdet Onur/ Anayurt gazetesi
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.