Mü’minin alametleri ve sıfatları
“Ey Mü’minlerin Emiri! Bize mü’mini, onu gözlerimizle görüyormuşuz gibi vasfeder misin
15.09.2022 23:27:00





Abdullah b. Yunus rivayet eder: "Ebu Abdullah (Câfer Sâdık Aleyhisselam) buyur ki:
"Sürekli ibadetle meşgul, bütün dinî merasimleri yerine getirmeye çalışan, gayretli bir adam olan Hemmam yerinden kalktı ve konuşmakta olan Emirü'l-mü'minin (Ali b. Ebu Tâlib Aleyhisselam)'a şunları söyledi:
"Ey Mü'minlerin Emiri! Bize mü'mini, onu gözlerimizle görüyormuşuz gibi vasfeder misin?"
Buyurdu ki: "Ey Hemmam! Mü'min zeki ve anlayışlıdır. Mutluluğu yüzünden okunur. Kederi ise kalbindedir.
Gönlü her şeyden geniş, nefsi ise her şeyden daha düşüktür. Her fâniden kaçar ve her iyiliğe teşvik eder.
Ne kindardır, ne kıskanç. Saldırgan olmadığı gibi küfürbaz da değildir. Kimsenin ayıbını sayıp dökmez, kimsenin arkasından gıybetini yapmaz.
Büyüklük taslamaktan hoşlanmaz, şöhrete düşmandır. Derin hüzün sahibidir, ilgisi geniştir ve çokça sessiz kalır.
Vakar sahibidir, hatırlar, düşünür. Sabırlı ve şükretmesini bilendir. Geleceğini düşünmekten dolayı kederlidir ve yoksulluğundan dolayı sevinçlidir.
Yaratılışı uyumlu ve huyu yumuşaktır. Vefakârlığı devamlıdır. Rahatsızlık vermesi pek azdır.
Ne yalan söyler, ne de yüzsüzlük eder. Güldüğü zaman kahkaha atmaz.
Öfkelendiği zaman da hafiflik etmez. Gülmesi tebessümden ibarettir. Soru sorması öğrenme amaçlıdır, başvurması anlamaya yöneliktir.
Bilgisi çoktur, ağırbaşlılığı büyüktür. Merhameti geniştir. Cimrilik etmez. Aceleci davranmaz. Usanmak, bıkmak nedir bilmez.
Hüküm verirken zulmetmez, bilgisini kullanarak kimseye haksızlık etmez. Nefsi kayadan bile serttir.
Emek sarf etmek onun için tadına doyulmaz bir lütuftur. Hırslı, sabırsız, kaba/incitici, kibirli, zorlaştırıcı ve dünyevî işlere daldıkça dalan biri değildir.
Tartışması güzeldir. Biri kendisine başvurduğu zaman olanca cömertliğini ona gösterir. Öfkelense bile adaletten sapmaz.
Talep edildiğinde yoldaşlık eder. Önünü düşünmeden olaylara dalmaz. Rezillik etmez. Kimseye karşı büyüklük taslamaz. Boş, fuzuli işlerle uğraşmaktan elinden geldiğince kaçınır.
Allah'ın kendisine verdiğinden memnundur. Nefsinin tutkulu arzularına muhalefet eder.
Bir şekilde kendisinden aşağı olan kimselere karşı kabalık etmez. Kendisini ilgilendirmeyen meselelere girmez.
Dinin en büyük yardımcısıdır. Mü'minlerin hâmisi, Müslümanların sığınağıdır.
Ününün sitayişle yayılmış olması onu etkilemez. Dünya malına karşı düşkünlük kalbine girmez, orada yerleşmez.
Hikmet ehli olduğu için oyun ve eğlenceye dönüp bakmaz. Cahilin onun ilmini kavraması, kuşatması mümkün değildir.
Yararlı olduğu sürece çok konuşkandır, durmaksızın amel edendir. Bilgisi kesin kanıtlara dayalı olduğu için kesin sonuç alıcıdır.
Hayâsız değildir. Dilinden müstehcenlik düşürmeyen hafif bir adam değildir.
Sertlik, şiddet olmaksızın ilişkilerini sürdürür, savurganlık, müsriflik etmeden malını hayır amaçlı olarak harcar.
Hain değildir. Kalleşlik etmez. Kimsenin kusurunu ortaya çıkarmak için gizli hafiyelik etmez.
Hiçbir insana haksızlık etmez. Güzel ahlakıyla arkadaşlık eder, yeryüzünde çalışır, çabalar.
Zayıfların yardımcısı, düşkün olup yakaranların destekçisidir. Gizli bir şeyi açığa çıkarmaz, sırları da ifşa etmez.
Başına çok bela gelir, buna karşın çok az şikayet eder. Bir iyilikle karşılaşırsa onu anlatır.
Bir kötülük görürse onu da gizler. Kusurların üzerini örter, gizlilikleri korur. Yanılıp tökezlemesi azdır. Yanılgıları bağışlar.
Kendisine nasihat edilip de bu nasihati kulak ardı etmesi vâki değildir. Zulüm nitelikli bir sapma görüp de onu düzeltmemesi, ıslah etmemesi görülmemiştir.
Güvenilirdir, sağlam ve ağır başlıdır, günahlardan sakınan muttakidir, her türlü çirkin hayâsızlıktan arınmıştır, tertemizdir, hoşnuttur, halinden memnundur.
İnsanların mazeretlerini kabul eder, insanlardan güzellikle bahseder. İnsanlar hakkında iyi zan besler. Gizli kusurlardan dolayı nefsini suçlar.
Derin kavrayış ve ilme dayalı olarak insanları Allah için sever. Biriyle Allah rızası için ilişkisini kestiği zaman kararlı ve azimli davranır.
Sevinmek onu çığırından çıkarmaz, varlık içinde olmak onu şımartıp azgınlaştırmaz.
Âlimlerle müzakere eder, cahillere öğretmenlik eder. Felaketler onu sarsmaz, musibetler onu korkutmaz.
Ona göre her çaba kendisinin çabasından daha içtenliklidir. Onun nazarında her nefis onun nefsinden daha iyidir. Kendi kusurlarını bilir, kendi kederiyle meşguldür.
Rabbinden başkasına güvenmez. Gariptir, yalnızdır, mahzundur. Sevdi mi Allah için sever, Allah için cihad eder, O'nun razısını elde etmek için...
Nefsi için nefsinin emri doğrultusunda intikam almaz. Rabbini öfkelendiren bir iş yapan kimselerle dostluk kurmaz.
Yoksullarla oturup kalkar, doğruların yoldaşıdır. Hak ehlinin destekçisidir. Akrabalara yardım eder.
Yetimlerin babası, dulların hâmisidir. Düşkünlere iyilik eder, lutufkârdır. Kimin başına bir kötülük gelir, karşısında bir zorluk çıkarsa, onun yardımını umar.
Her zorlukta yardım elini uzatması beklenir. İyilik yapmaya koşar ve yüzünden tebessümü eksik etmez. Asık suratlı değildir. Tecessüs etmez, onun bunun kusurunu araştırmaz.
Din söz konusu oldu mu kararlılık âbidesi kesilir. Öfkesini yutkunur. Öfkelenmesine rağmen sevecenliğinden bir şey kaybetmez.
Keskin bakışlıdır. Teenniyle (dikkatli) hareket eder, alabildiğine tedbirlidir. Anında öfkelenip harekete geçmez. Biri ona karşı öfkelenip parlarsa o, ağır başlılık eder.
Cimrilik etmez. Biri ona karşı cimrilik etse, sabreder. Düşünür, istemekten hayâ eder. Kanaatkârlık eder, böylece kimseye muhtaç olmaz. Utanması, hayâsı, şehevî arzularına baskın çıkar. Sevgisi kıskançlığını yener.
Bağışlayıcılığı kinini söndürür. Doğrudan başka bir şey söylemez. Giyiminde son derece iktisatlı davranır. Yürüyüşünde mütevazidir. İtaatinde Rabbine boyun eğer.
Her halinde Rabbinden hoşnuttur. Niyeti hâlistir. Amellerinde hainlik ve aldatma unsurları bulunmaz. Bakışı ibret alma amaçlıdır, sessizliği tefekkürdür.
Konuşması hikmettir. Öğüt vericidir, görüş alışverişinde bulunur ve niyeti her zaman olumludur. Gizli açık hep iyilik diler. Kardeşini terk etmez, onun gıybetini etmez. Ona tuzak kurmaz.
Elinden kaçırdığı şeyden dolayı hayıflanmaz, başına gelen bir şeyden dolayı da üzülmez. Dilenmemesi gereken bir şeyi temenni etmez.
Zorluk karşısında paniğe kapılıp kaçmaz. Varlık ve refahtan dolayı şımarıp azmaz. Ağırbaşlılığı ilimle, aklı sabırla yoğurur.
Tembellikten çok uzak, daima hareket halinde görürsün onu. Umudu hep yakın hisseder. Sürçmesi pek azdır. Tevekkül içinde ecelini bekler. Kalbi her zaman derin bir ürperti içindedir,
Rabbini durmadan anar. Nefsini ikna etmiştir, cehaletini kendinden uzaklaştırmıştır. İşi kolaydır. Dininden dolayı hüzünlüdür. Şehveti ölüdür. Öfkesi yutkunmuş, ahlakı berraktır.
Komşusu ondan emindir, Büyüklüğü son derece zayıftır. Kendisi için takdir edilene kanaat getirir. Sabrı sarsılmaz, işleri sağlamdır.
Çok düşünür. Öğrenmek için insanların arasına karışır. Gerçeği teslim etmek için susar. Anlamak için sorar. Bilgide her fırsatı değerlendirmek için derine dalar. Günah işlemek maksadıyla bir haberi susup dinlemez.
Başkasına zorbalık etmek amacıyla konuşmaz. Nefsinin ona ihtiyacı yoktur, insanlar ondan yana güven ve rahat içindedirler.
Ahireti için nefsini çok yorar. Bu yüzden insanlar, onun nefsinin kötülüğünden emin olurlar. Biri ona saldırsa sabreder. Öyle ki, saldırganlara karşı Allah ona yardım eder.
Kendisinden kin, öfkeyle uzaklaşanlardan uzaklaşması nezihtir. Kendisine yaklaşanlara yaklaşması, yumuşaklık ve merhamettir. Kibir ve büyüklenme duygusundan hareketle birinden uzaklaşmaz.
Birine yaklaşması da hile ve aldatma nitelikli bir yaltaklanma şeklinde gerçekleşmez. Daha doğrusu kendisinden önceki iyilere uyar. Bu yüzden kendisinden sonraki iyilerin önderi olur."
Bu sırada Hemmam bir çığlık attı ve bayılarak olduğu yere yığıldı.
Bunun üzerine Emir'ül-mü'minin (Ali b. Ebu Talib) şöyle dedi:
"Allah'a yemin ederim ki, Ben de bundan korkuyordum. İşte etkili bir vaaz, ehli üzerinde bu derece tesir bırakır."
Bu esnada adamın biri dedi ki: "Ey Mü'minlerin Emiri! Sana ne oluyor?"
Buyurdu ki: "Hiç şüphesiz herkesin bir eceli var, bu eceli kesinlikle aşamaz. Her şeyin de bir sebebi var ve bu sebebin ötesine geçemez. Yavaş ol! Hemen saldırma! Kuşkusuz senin dilin üzerinde şeytanın bir nefhası (nefesi) var." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)
"Sürekli ibadetle meşgul, bütün dinî merasimleri yerine getirmeye çalışan, gayretli bir adam olan Hemmam yerinden kalktı ve konuşmakta olan Emirü'l-mü'minin (Ali b. Ebu Tâlib Aleyhisselam)'a şunları söyledi:
"Ey Mü'minlerin Emiri! Bize mü'mini, onu gözlerimizle görüyormuşuz gibi vasfeder misin?"
Buyurdu ki: "Ey Hemmam! Mü'min zeki ve anlayışlıdır. Mutluluğu yüzünden okunur. Kederi ise kalbindedir.
Gönlü her şeyden geniş, nefsi ise her şeyden daha düşüktür. Her fâniden kaçar ve her iyiliğe teşvik eder.
Ne kindardır, ne kıskanç. Saldırgan olmadığı gibi küfürbaz da değildir. Kimsenin ayıbını sayıp dökmez, kimsenin arkasından gıybetini yapmaz.
Büyüklük taslamaktan hoşlanmaz, şöhrete düşmandır. Derin hüzün sahibidir, ilgisi geniştir ve çokça sessiz kalır.
Vakar sahibidir, hatırlar, düşünür. Sabırlı ve şükretmesini bilendir. Geleceğini düşünmekten dolayı kederlidir ve yoksulluğundan dolayı sevinçlidir.
Yaratılışı uyumlu ve huyu yumuşaktır. Vefakârlığı devamlıdır. Rahatsızlık vermesi pek azdır.
Ne yalan söyler, ne de yüzsüzlük eder. Güldüğü zaman kahkaha atmaz.
Öfkelendiği zaman da hafiflik etmez. Gülmesi tebessümden ibarettir. Soru sorması öğrenme amaçlıdır, başvurması anlamaya yöneliktir.
Bilgisi çoktur, ağırbaşlılığı büyüktür. Merhameti geniştir. Cimrilik etmez. Aceleci davranmaz. Usanmak, bıkmak nedir bilmez.
Hüküm verirken zulmetmez, bilgisini kullanarak kimseye haksızlık etmez. Nefsi kayadan bile serttir.
Emek sarf etmek onun için tadına doyulmaz bir lütuftur. Hırslı, sabırsız, kaba/incitici, kibirli, zorlaştırıcı ve dünyevî işlere daldıkça dalan biri değildir.
Tartışması güzeldir. Biri kendisine başvurduğu zaman olanca cömertliğini ona gösterir. Öfkelense bile adaletten sapmaz.
Talep edildiğinde yoldaşlık eder. Önünü düşünmeden olaylara dalmaz. Rezillik etmez. Kimseye karşı büyüklük taslamaz. Boş, fuzuli işlerle uğraşmaktan elinden geldiğince kaçınır.
Allah'ın kendisine verdiğinden memnundur. Nefsinin tutkulu arzularına muhalefet eder.
Bir şekilde kendisinden aşağı olan kimselere karşı kabalık etmez. Kendisini ilgilendirmeyen meselelere girmez.
Dinin en büyük yardımcısıdır. Mü'minlerin hâmisi, Müslümanların sığınağıdır.
Ününün sitayişle yayılmış olması onu etkilemez. Dünya malına karşı düşkünlük kalbine girmez, orada yerleşmez.
Hikmet ehli olduğu için oyun ve eğlenceye dönüp bakmaz. Cahilin onun ilmini kavraması, kuşatması mümkün değildir.
Yararlı olduğu sürece çok konuşkandır, durmaksızın amel edendir. Bilgisi kesin kanıtlara dayalı olduğu için kesin sonuç alıcıdır.
Hayâsız değildir. Dilinden müstehcenlik düşürmeyen hafif bir adam değildir.
Sertlik, şiddet olmaksızın ilişkilerini sürdürür, savurganlık, müsriflik etmeden malını hayır amaçlı olarak harcar.
Hain değildir. Kalleşlik etmez. Kimsenin kusurunu ortaya çıkarmak için gizli hafiyelik etmez.
Hiçbir insana haksızlık etmez. Güzel ahlakıyla arkadaşlık eder, yeryüzünde çalışır, çabalar.
Zayıfların yardımcısı, düşkün olup yakaranların destekçisidir. Gizli bir şeyi açığa çıkarmaz, sırları da ifşa etmez.
Başına çok bela gelir, buna karşın çok az şikayet eder. Bir iyilikle karşılaşırsa onu anlatır.
Bir kötülük görürse onu da gizler. Kusurların üzerini örter, gizlilikleri korur. Yanılıp tökezlemesi azdır. Yanılgıları bağışlar.
Kendisine nasihat edilip de bu nasihati kulak ardı etmesi vâki değildir. Zulüm nitelikli bir sapma görüp de onu düzeltmemesi, ıslah etmemesi görülmemiştir.
Güvenilirdir, sağlam ve ağır başlıdır, günahlardan sakınan muttakidir, her türlü çirkin hayâsızlıktan arınmıştır, tertemizdir, hoşnuttur, halinden memnundur.
İnsanların mazeretlerini kabul eder, insanlardan güzellikle bahseder. İnsanlar hakkında iyi zan besler. Gizli kusurlardan dolayı nefsini suçlar.
Derin kavrayış ve ilme dayalı olarak insanları Allah için sever. Biriyle Allah rızası için ilişkisini kestiği zaman kararlı ve azimli davranır.
Sevinmek onu çığırından çıkarmaz, varlık içinde olmak onu şımartıp azgınlaştırmaz.
Âlimlerle müzakere eder, cahillere öğretmenlik eder. Felaketler onu sarsmaz, musibetler onu korkutmaz.
Ona göre her çaba kendisinin çabasından daha içtenliklidir. Onun nazarında her nefis onun nefsinden daha iyidir. Kendi kusurlarını bilir, kendi kederiyle meşguldür.
Rabbinden başkasına güvenmez. Gariptir, yalnızdır, mahzundur. Sevdi mi Allah için sever, Allah için cihad eder, O'nun razısını elde etmek için...
Nefsi için nefsinin emri doğrultusunda intikam almaz. Rabbini öfkelendiren bir iş yapan kimselerle dostluk kurmaz.
Yoksullarla oturup kalkar, doğruların yoldaşıdır. Hak ehlinin destekçisidir. Akrabalara yardım eder.
Yetimlerin babası, dulların hâmisidir. Düşkünlere iyilik eder, lutufkârdır. Kimin başına bir kötülük gelir, karşısında bir zorluk çıkarsa, onun yardımını umar.
Her zorlukta yardım elini uzatması beklenir. İyilik yapmaya koşar ve yüzünden tebessümü eksik etmez. Asık suratlı değildir. Tecessüs etmez, onun bunun kusurunu araştırmaz.
Din söz konusu oldu mu kararlılık âbidesi kesilir. Öfkesini yutkunur. Öfkelenmesine rağmen sevecenliğinden bir şey kaybetmez.
Keskin bakışlıdır. Teenniyle (dikkatli) hareket eder, alabildiğine tedbirlidir. Anında öfkelenip harekete geçmez. Biri ona karşı öfkelenip parlarsa o, ağır başlılık eder.
Cimrilik etmez. Biri ona karşı cimrilik etse, sabreder. Düşünür, istemekten hayâ eder. Kanaatkârlık eder, böylece kimseye muhtaç olmaz. Utanması, hayâsı, şehevî arzularına baskın çıkar. Sevgisi kıskançlığını yener.
Bağışlayıcılığı kinini söndürür. Doğrudan başka bir şey söylemez. Giyiminde son derece iktisatlı davranır. Yürüyüşünde mütevazidir. İtaatinde Rabbine boyun eğer.
Her halinde Rabbinden hoşnuttur. Niyeti hâlistir. Amellerinde hainlik ve aldatma unsurları bulunmaz. Bakışı ibret alma amaçlıdır, sessizliği tefekkürdür.
Konuşması hikmettir. Öğüt vericidir, görüş alışverişinde bulunur ve niyeti her zaman olumludur. Gizli açık hep iyilik diler. Kardeşini terk etmez, onun gıybetini etmez. Ona tuzak kurmaz.
Elinden kaçırdığı şeyden dolayı hayıflanmaz, başına gelen bir şeyden dolayı da üzülmez. Dilenmemesi gereken bir şeyi temenni etmez.
Zorluk karşısında paniğe kapılıp kaçmaz. Varlık ve refahtan dolayı şımarıp azmaz. Ağırbaşlılığı ilimle, aklı sabırla yoğurur.
Tembellikten çok uzak, daima hareket halinde görürsün onu. Umudu hep yakın hisseder. Sürçmesi pek azdır. Tevekkül içinde ecelini bekler. Kalbi her zaman derin bir ürperti içindedir,
Rabbini durmadan anar. Nefsini ikna etmiştir, cehaletini kendinden uzaklaştırmıştır. İşi kolaydır. Dininden dolayı hüzünlüdür. Şehveti ölüdür. Öfkesi yutkunmuş, ahlakı berraktır.
Komşusu ondan emindir, Büyüklüğü son derece zayıftır. Kendisi için takdir edilene kanaat getirir. Sabrı sarsılmaz, işleri sağlamdır.
Çok düşünür. Öğrenmek için insanların arasına karışır. Gerçeği teslim etmek için susar. Anlamak için sorar. Bilgide her fırsatı değerlendirmek için derine dalar. Günah işlemek maksadıyla bir haberi susup dinlemez.
Başkasına zorbalık etmek amacıyla konuşmaz. Nefsinin ona ihtiyacı yoktur, insanlar ondan yana güven ve rahat içindedirler.
Ahireti için nefsini çok yorar. Bu yüzden insanlar, onun nefsinin kötülüğünden emin olurlar. Biri ona saldırsa sabreder. Öyle ki, saldırganlara karşı Allah ona yardım eder.
Kendisinden kin, öfkeyle uzaklaşanlardan uzaklaşması nezihtir. Kendisine yaklaşanlara yaklaşması, yumuşaklık ve merhamettir. Kibir ve büyüklenme duygusundan hareketle birinden uzaklaşmaz.
Birine yaklaşması da hile ve aldatma nitelikli bir yaltaklanma şeklinde gerçekleşmez. Daha doğrusu kendisinden önceki iyilere uyar. Bu yüzden kendisinden sonraki iyilerin önderi olur."
Bu sırada Hemmam bir çığlık attı ve bayılarak olduğu yere yığıldı.
Bunun üzerine Emir'ül-mü'minin (Ali b. Ebu Talib) şöyle dedi:
"Allah'a yemin ederim ki, Ben de bundan korkuyordum. İşte etkili bir vaaz, ehli üzerinde bu derece tesir bırakır."
Bu esnada adamın biri dedi ki: "Ey Mü'minlerin Emiri! Sana ne oluyor?"
Buyurdu ki: "Hiç şüphesiz herkesin bir eceli var, bu eceli kesinlikle aşamaz. Her şeyin de bir sebebi var ve bu sebebin ötesine geçemez. Yavaş ol! Hemen saldırma! Kuşkusuz senin dilin üzerinde şeytanın bir nefhası (nefesi) var." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.