Bağımsız Türkiye Partisi'nin Cuma günü Trabzon'da organize ettiği "Milli ve Dini Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler ve Cumhuriyet" programı muhteşem oldu.
Değerli akademisyenlerin konuşmalarıyla, gerek güncel gerekse tarihi meselelerle ilgili önemli tespitler ve çözümler ortaya konuldu.
Grup Nefes, Türk musikisinin eşsiz eserlerini ve milli marşlarımızı, Prof. Dr. Haydar Baş'ın eşlik etmesiyle birlikte mükemmel bir şekilde icra ettiler, salonun içini dışını dolduran binlerce Bağımsız Türkiye sevdalısı da ellerinde Türk bayraklarıyla iştirak ettiler.
Davulla, zurnayla, halayla, halk oyunlarıyla Cumhuriyet Bayramı'nın 93. yıldönümü büyük bir coşkuyla kutlandı. Prof. Dr. Baş, hem halaya hem de oyunlara katıldı; milli bir liderin milletine ait değerlerine sahip çıkması gerektiğini, aidiyet duygusunun önemini fiili bir örnek olarak ortaya koydu.
Ve kapanış konuşmasını Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş yaptı. Program 6 saat sürmesine ve Sayın Baş kapanış konuşmasını yapmasına rağmen, salonu dolduranlar Sayın Baş'ın konuşmasını büyük bir heyecanla takip ettiler. Prof. Dr. Baş, konuşmasında çok önemli hususların altını çizdi.
Cumhuriyetin, halkın kendi kendini idare etmesi olduğunu belirten Sayın Baş, "Cumhuriyeti kabul etmiyorsanız kendinizi idare etmeyi kabul etmiyorsunuz demektir" ifadelerini kullandı. "Cumhuriyette, hakimiyet kayıtsız şartsız millete aittir" diyen Sayın Baş, bunun için de yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsız olmaları gerektiğini vurguladı.
"Eğer bu erkler bağımsız olmazsa, o zaman bunun adı cumhuriyet değil, demokratik krallık olur" dedi.
Bütün yetkilerin belirli ellerde toplanmasının, milletin iradesine ket vurmanın neleri doğurduğunu Osmanlı'nın son dönemlerinde gördük. Birilerinin millete ait olmayan şahsi kararlarıyla savaştan savaşa sokulan Osmanlı, milyonlarca insanını kaybetti, 22 milyon kilometre karelik 3 kıtada var olan coğrafyasını tamamen kaybetme noktasına geldi.
Halbuki gerçekten gözü kapatılmamış, eli kolu bağlanmamış milli irade, milletin iradesini millet menfaatine temsil edebilecek kabiliyette olan irade yönetimde söz sahibi olsaydı, emin olun ki Osmanlı'nın son dönemlerinde yapılan yanlışların hiçbiri yapılmayacaktı.
Geçmişte İslam'a ve Ehl-i Beyt'e yaptığı hizmetlerin bir neticesi olacak ki, Cenab-ı Hak bu millete, milli refleks olarak yine bir Ehl-i Beyt torunu olan Mustafa Kemal Atatürk'ü göndermiş, milli iradenin onun etrafında yeniden şahlanmasını nasip etmiştir.
Bu büyük bir nasiptir çünkü tarihte gerçekten eşi ve benzeri yoktur. Yok oluştan, büyük bir zafere, müthiş bir destan? İşte Atatürk'ün önderliğinde gerçekleşen bu büyük mücadelenin, bu büyük lütfün bir neticesidir Cumhuriyet ve Üniter yapı? Prof. Dr. Baş, konuşmasında üniter yapının bütün devletlerin ulaşmak istediği en ideal yapı olduğunu bir kez daha vurguladı ve "Üniter yapı Atatürk'ün bizlere en güzel hediyesidir" dedi.
Eyalet sisteminin de Türkiye için büyük bir tehdit olduğundan bahseden Sayın Baş, "Eyalet sistemi olsun diyorlar. İyi de eyalet sistemi devreye girdikten sonra ne senden bir şey olur ne de benden bir şey olur. O zaman temelde var olan kavgalar, her türlü fitne devreye girer ve başta mezhep kavgası olmak üzere Türkiye'nin hiçbir gününde huzur olmaz" dedi.
Öyle ya, üniter yapı birliğin, adaletin, eşit hakların sistemidir; eyalet sistemi adaletsizliklere ve bölünmeye yol açacak olan imtiyazların olduğu, birlik ve beraberliklerin arasına duvarların örüldüğü, ayrılıkların körüklendiği, çatışmaları doğuracak olan sistemin adıdır. Türkiye bir anda Yugoslavya'nın ve ardından da Irak'ın kaderini yaşar.
Atatürk'ün "Ne mutlu Türküm diyene" ifadesinin altını çizen Prof. Dr. Baş, İngilizlerin o dönemlerde bir Kürt devleti kurmak istediklerini, Lozan'da Atatürk'ün gönderdiği heyet vasıtasıyla tüm dünyaya "Kürtler Müslüman'dır, azınlık değildir" gerçeğini kabul ettirdiğini belirtti.
Prof. Dr. Baş, Atatürk'ün hem anne hem de baba tarafından Hz. Peygamberin soyundan olduğunu belirttikten sonra, Atatürk'ün hem seyyid hem de şerif olduğunu vurguladı. Atatürk'ün hilafeti kaldırmadığını ifade eden Sayın Baş, onu TBMM'ye bıraktığını belirtti.
Bugün Cumhuriyete her zamankinden daha fazla sahip çıkmamız gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Baş, "Herkes bugün evine Türk bayrağı asmalı, eğer asmazsak başka milletlerin askerleri gelip evlerimize bayrak asar" uyarısında bulundu.
Daha birçok önemli konuyu anlatan Prof. Dr. Baş, çözüm konusunda da, 4 milyar insanın kendisini takip ettiğini, projelerinden istifade ettiklerini, kendisine Türk milletinin fırsat vermesi durumunda en fazla 6 ayda bütün sorunları çözeceğini belirtti ve "Dünyanın iktisat matematiğini bu fakir değiştirdi" dedi.
Bugün böyle, Allah'ın nimet verdiği, özel bir ilme sahip olan büyük bir dahi içimizde, 4 milyar insan BRICS kapsamında O'nun eşsiz eseri Milli Ekonomi Modeli'nden istifade ediyor ve her şeyden önemlisi bu büyük şahsiyet aramızda, yanı başımızda?
Ama bizler bize bu kadar yakın olana o kadar uzağız ki?
Artık millet olarak ayıkmalı, Allah'ın bizlere lütfettiği bu özel ve örnek insana sahip çıkmalıyız, O'nun çözümlerini ülkemizde de yaşatmasına fırsat vermeliyiz.
Yoksa millet olarak kaybeden, bugün zifiri karanlıkta debelenen yine bizler oluruz.
Değerli akademisyenlerin konuşmalarıyla, gerek güncel gerekse tarihi meselelerle ilgili önemli tespitler ve çözümler ortaya konuldu.
Grup Nefes, Türk musikisinin eşsiz eserlerini ve milli marşlarımızı, Prof. Dr. Haydar Baş'ın eşlik etmesiyle birlikte mükemmel bir şekilde icra ettiler, salonun içini dışını dolduran binlerce Bağımsız Türkiye sevdalısı da ellerinde Türk bayraklarıyla iştirak ettiler.
Davulla, zurnayla, halayla, halk oyunlarıyla Cumhuriyet Bayramı'nın 93. yıldönümü büyük bir coşkuyla kutlandı. Prof. Dr. Baş, hem halaya hem de oyunlara katıldı; milli bir liderin milletine ait değerlerine sahip çıkması gerektiğini, aidiyet duygusunun önemini fiili bir örnek olarak ortaya koydu.
Ve kapanış konuşmasını Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş yaptı. Program 6 saat sürmesine ve Sayın Baş kapanış konuşmasını yapmasına rağmen, salonu dolduranlar Sayın Baş'ın konuşmasını büyük bir heyecanla takip ettiler. Prof. Dr. Baş, konuşmasında çok önemli hususların altını çizdi.
Cumhuriyetin, halkın kendi kendini idare etmesi olduğunu belirten Sayın Baş, "Cumhuriyeti kabul etmiyorsanız kendinizi idare etmeyi kabul etmiyorsunuz demektir" ifadelerini kullandı. "Cumhuriyette, hakimiyet kayıtsız şartsız millete aittir" diyen Sayın Baş, bunun için de yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsız olmaları gerektiğini vurguladı.
"Eğer bu erkler bağımsız olmazsa, o zaman bunun adı cumhuriyet değil, demokratik krallık olur" dedi.
Bütün yetkilerin belirli ellerde toplanmasının, milletin iradesine ket vurmanın neleri doğurduğunu Osmanlı'nın son dönemlerinde gördük. Birilerinin millete ait olmayan şahsi kararlarıyla savaştan savaşa sokulan Osmanlı, milyonlarca insanını kaybetti, 22 milyon kilometre karelik 3 kıtada var olan coğrafyasını tamamen kaybetme noktasına geldi.
Halbuki gerçekten gözü kapatılmamış, eli kolu bağlanmamış milli irade, milletin iradesini millet menfaatine temsil edebilecek kabiliyette olan irade yönetimde söz sahibi olsaydı, emin olun ki Osmanlı'nın son dönemlerinde yapılan yanlışların hiçbiri yapılmayacaktı.
Geçmişte İslam'a ve Ehl-i Beyt'e yaptığı hizmetlerin bir neticesi olacak ki, Cenab-ı Hak bu millete, milli refleks olarak yine bir Ehl-i Beyt torunu olan Mustafa Kemal Atatürk'ü göndermiş, milli iradenin onun etrafında yeniden şahlanmasını nasip etmiştir.
Bu büyük bir nasiptir çünkü tarihte gerçekten eşi ve benzeri yoktur. Yok oluştan, büyük bir zafere, müthiş bir destan? İşte Atatürk'ün önderliğinde gerçekleşen bu büyük mücadelenin, bu büyük lütfün bir neticesidir Cumhuriyet ve Üniter yapı? Prof. Dr. Baş, konuşmasında üniter yapının bütün devletlerin ulaşmak istediği en ideal yapı olduğunu bir kez daha vurguladı ve "Üniter yapı Atatürk'ün bizlere en güzel hediyesidir" dedi.
Eyalet sisteminin de Türkiye için büyük bir tehdit olduğundan bahseden Sayın Baş, "Eyalet sistemi olsun diyorlar. İyi de eyalet sistemi devreye girdikten sonra ne senden bir şey olur ne de benden bir şey olur. O zaman temelde var olan kavgalar, her türlü fitne devreye girer ve başta mezhep kavgası olmak üzere Türkiye'nin hiçbir gününde huzur olmaz" dedi.
Öyle ya, üniter yapı birliğin, adaletin, eşit hakların sistemidir; eyalet sistemi adaletsizliklere ve bölünmeye yol açacak olan imtiyazların olduğu, birlik ve beraberliklerin arasına duvarların örüldüğü, ayrılıkların körüklendiği, çatışmaları doğuracak olan sistemin adıdır. Türkiye bir anda Yugoslavya'nın ve ardından da Irak'ın kaderini yaşar.
Atatürk'ün "Ne mutlu Türküm diyene" ifadesinin altını çizen Prof. Dr. Baş, İngilizlerin o dönemlerde bir Kürt devleti kurmak istediklerini, Lozan'da Atatürk'ün gönderdiği heyet vasıtasıyla tüm dünyaya "Kürtler Müslüman'dır, azınlık değildir" gerçeğini kabul ettirdiğini belirtti.
Prof. Dr. Baş, Atatürk'ün hem anne hem de baba tarafından Hz. Peygamberin soyundan olduğunu belirttikten sonra, Atatürk'ün hem seyyid hem de şerif olduğunu vurguladı. Atatürk'ün hilafeti kaldırmadığını ifade eden Sayın Baş, onu TBMM'ye bıraktığını belirtti.
Bugün Cumhuriyete her zamankinden daha fazla sahip çıkmamız gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Baş, "Herkes bugün evine Türk bayrağı asmalı, eğer asmazsak başka milletlerin askerleri gelip evlerimize bayrak asar" uyarısında bulundu.
Daha birçok önemli konuyu anlatan Prof. Dr. Baş, çözüm konusunda da, 4 milyar insanın kendisini takip ettiğini, projelerinden istifade ettiklerini, kendisine Türk milletinin fırsat vermesi durumunda en fazla 6 ayda bütün sorunları çözeceğini belirtti ve "Dünyanın iktisat matematiğini bu fakir değiştirdi" dedi.
Bugün böyle, Allah'ın nimet verdiği, özel bir ilme sahip olan büyük bir dahi içimizde, 4 milyar insan BRICS kapsamında O'nun eşsiz eseri Milli Ekonomi Modeli'nden istifade ediyor ve her şeyden önemlisi bu büyük şahsiyet aramızda, yanı başımızda?
Ama bizler bize bu kadar yakın olana o kadar uzağız ki?
Artık millet olarak ayıkmalı, Allah'ın bizlere lütfettiği bu özel ve örnek insana sahip çıkmalıyız, O'nun çözümlerini ülkemizde de yaşatmasına fırsat vermeliyiz.
Yoksa millet olarak kaybeden, bugün zifiri karanlıkta debelenen yine bizler oluruz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026






























































































