Sürekli ve sağlıklı büyüme yıllarca hep ekonomistlerin hayallerini süslemiştir. Ama sahip oldukları mantık ve kültür yapıları ve kendilerinden beklenenler onların neticeye ulaşmasına engel olmuştur.
Sürekli büyüme için devletin ve milletin ekonomik bir denge halinde olması şarttır. Gerek devlet gerekse millet bu dengeyi oluşturabilmek için üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmelidir.
Bu manada yıllarca ekonomistlerin bir türlü çözemedikleri bu paradoksu, Prof. Dr. Haydar Baş Bey çözmüştür. Kendisi sosyal ve ilmi birçok konuda dünya çapında ödüllere sahip olmakla beraber ekonomi sahasında da ödüllere sahip bir dehadır.
Sayın Baş, Milli Ekonomi Modeli ve sosyal Devlet Projesi ile sürekli büyümeyi sağlayacak projeye sahip tek liderdir.
Bugün ekonomide yaşanan temel problemler: üretim giderleri, tüketim yani pazar, para piyasalarının durumu olarak özetlenebilir. Kısıtlı yerimizde para piyasalarına detaylı olarak giremeyeceğim.
Sayın Baş, modelinde toplumu iki kesime ayırmaktadır. Tüketici ve üretici. Tüketici dediğimiz sınıf 100 milyarın altında geliri olan vatandaştır. Üretici sınıf ise 100 milyarın üstünde geliri olanlardır.
Öncelikle üreticilerden başlarsak kurumlaşmayı ve yatırımları teşvik edici şekilde vergi alınacak, vergilerin türleri ve de oranları düşürülecek, üretim faizsiz kredilerle desteklenecek, enerji giderleri aşağıya çekilecek, üreticiye devlet garantisinde pazar imkanı bulunacak ve dünyada geliºen teknoloji ülkemize transfer edilecek.
Tüketici kesimine yönelik ise, 100 milyarın altında geliri olan vatandaştan vergi alınmayacak, ev hanımları işçi statüsünde emekli edilecek, doğan her çocuk için ailesine memur maaşının dörtte biri kadar çocuk parası verilecek, bu para reşit olana kadar ailesine, sonra da kendisine burs olarak verilecek, her aileye bir maaş tutarında doğum ikramiyesi verilecek, evlenemeyen gençlere faizsiz yuva kurma kredisi verilecek, evi olmayan her vatandaşa 15-20 yıl geri ödemeli faizsiz konut kredisi verilecek, tarımla uğraşanlara yüzde 50 faizsiz avans ve ürününü alım garantisi verilecek, topraksız köylüye toprak verilecek ve çiftçiye sosyal güvenlik sağlanacak, şehit ailelerine destek olunacak, gençlerimiz sınavsız üniversiteye alınacak ve yüksek öğretim ücretsiz olacak, kimsesiz dul ve yetimler sosyal güvenlik altına alınacak vb projeler uygulanacaktır. İşte bunlar Prof. Dr. Haydar Baş'ın Sosyal Devlet Projesi kapsamındadır.
BTP ekonomi uzmanlarının uzun süren çalışmalarla yaptıkları hesaba göre bütün bu projelerin hayata geçmesi için gerekli finans 39 katrilyondur. Bu meblağ gerek borçlarımızın faizlerinden, gerekse bankaların hortumladıkları meblağdan oldukça az bir rakamdır.
Siz bu meblağı vatandaşınıza verirseniz geliri 2 katından daha fazla olan vatandaşımız bunu ihtiyaçlarını karşılamak için kullanacaktır. Dolayısıyla tüketim kesimi dün alamadığını, alacak, giyemediğini giyecek ve yiyemediğini yiyecektir. Yani tüketim görevini yapacaktır. O tükettikçe üretici üretecek, ve devlete daha fazla vergi verecektir. Bu şekilde ülkemizde hiç dışarıya bağımlı kalmadan sürekli ve sağlıklı bir büyüme olacaktır.
Ortalama olarak piyasada para 1 yılda en az 15 defa dönmektedir. 40 katrilyon basıp yukarıda bahsettiğimiz şekilde, Sosyal Devlet Projesi çerçevesinde millete adil bir şekilde bunu arzediyorsunuz. 1 yılda oluşan işlem hacmi 600 katrilyondur.
Devlet hem 1 koyup, vergi olarak kat kat fazlasını alıyor, hem oluşan ürün ve emek nispetinde senyoraj yani para basma hakkına sahip oluyor, hem de vatandaşına onurlu bir hayat sunuyor. Çok yönlü kazanç.
Peki bu 40 katrilyonu neye karşılık basacağız?
O kadar çok para basmamız gerektiren şart var ki, hangi birini söyleyelim?
Şu anda ekonomi kurallarına göre, piyasada tedavülde olması gereken TL, yüzde 30 olması gerekirken, şu an yüzde 2.5 civarındadır. Devlet, merkez bankasını devreye koyarak yüzde 27.5 oranında para basmalıdır.
Ülkemizde, kayıt altına alınmamış değerlere karşı zaten devletin para basma hakkı vardır.
Çünkü Milli Ekonomi Modelinde şu formül uygulanacaktır:
Piyasada olması gereken para=(emek+üretim+kayıt dışı değerler)-piyasada olan mevcut para
Esasen bu parayı basması için, illaki bir karşılık olması da şart değildir. Zaten yukarıdaki örnekte belirttiğimiz gibi 1 koyup kat kat fazlasını alıyorsun.
Sadece bu mantıkla bile, bir anda ülke kalkınma hamlesi yapar.
Ama Prof. Dr. Haydar Baş, olaylara sadece tek bir yönden değil, bir çok açıdan ele almaktadır.
3 Kasım seçimlerinde açıkladığı ve hiçbir ekonomisttin "hayır" diyemediği kaynaklar 1.1 kentrilyon idi. Yani toplam borçlarımızın 2-3 katı nispetinde. Üstelik bunlar daha başlangıç kaynakları.
Haydar Bey'in bu engin ufkuna bakılırsa Türkiye'nin çok kısa zamanda kainat devleti olması hayal değil, elle tutulur ve gözle görülür bir gerçek.
Emaneti ehline verelim.
Sürekli büyüme için devletin ve milletin ekonomik bir denge halinde olması şarttır. Gerek devlet gerekse millet bu dengeyi oluşturabilmek için üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmelidir.
Bu manada yıllarca ekonomistlerin bir türlü çözemedikleri bu paradoksu, Prof. Dr. Haydar Baş Bey çözmüştür. Kendisi sosyal ve ilmi birçok konuda dünya çapında ödüllere sahip olmakla beraber ekonomi sahasında da ödüllere sahip bir dehadır.
Sayın Baş, Milli Ekonomi Modeli ve sosyal Devlet Projesi ile sürekli büyümeyi sağlayacak projeye sahip tek liderdir.
Bugün ekonomide yaşanan temel problemler: üretim giderleri, tüketim yani pazar, para piyasalarının durumu olarak özetlenebilir. Kısıtlı yerimizde para piyasalarına detaylı olarak giremeyeceğim.
Sayın Baş, modelinde toplumu iki kesime ayırmaktadır. Tüketici ve üretici. Tüketici dediğimiz sınıf 100 milyarın altında geliri olan vatandaştır. Üretici sınıf ise 100 milyarın üstünde geliri olanlardır.
Öncelikle üreticilerden başlarsak kurumlaşmayı ve yatırımları teşvik edici şekilde vergi alınacak, vergilerin türleri ve de oranları düşürülecek, üretim faizsiz kredilerle desteklenecek, enerji giderleri aşağıya çekilecek, üreticiye devlet garantisinde pazar imkanı bulunacak ve dünyada geliºen teknoloji ülkemize transfer edilecek.
Tüketici kesimine yönelik ise, 100 milyarın altında geliri olan vatandaştan vergi alınmayacak, ev hanımları işçi statüsünde emekli edilecek, doğan her çocuk için ailesine memur maaşının dörtte biri kadar çocuk parası verilecek, bu para reşit olana kadar ailesine, sonra da kendisine burs olarak verilecek, her aileye bir maaş tutarında doğum ikramiyesi verilecek, evlenemeyen gençlere faizsiz yuva kurma kredisi verilecek, evi olmayan her vatandaşa 15-20 yıl geri ödemeli faizsiz konut kredisi verilecek, tarımla uğraşanlara yüzde 50 faizsiz avans ve ürününü alım garantisi verilecek, topraksız köylüye toprak verilecek ve çiftçiye sosyal güvenlik sağlanacak, şehit ailelerine destek olunacak, gençlerimiz sınavsız üniversiteye alınacak ve yüksek öğretim ücretsiz olacak, kimsesiz dul ve yetimler sosyal güvenlik altına alınacak vb projeler uygulanacaktır. İşte bunlar Prof. Dr. Haydar Baş'ın Sosyal Devlet Projesi kapsamındadır.
BTP ekonomi uzmanlarının uzun süren çalışmalarla yaptıkları hesaba göre bütün bu projelerin hayata geçmesi için gerekli finans 39 katrilyondur. Bu meblağ gerek borçlarımızın faizlerinden, gerekse bankaların hortumladıkları meblağdan oldukça az bir rakamdır.
Siz bu meblağı vatandaşınıza verirseniz geliri 2 katından daha fazla olan vatandaşımız bunu ihtiyaçlarını karşılamak için kullanacaktır. Dolayısıyla tüketim kesimi dün alamadığını, alacak, giyemediğini giyecek ve yiyemediğini yiyecektir. Yani tüketim görevini yapacaktır. O tükettikçe üretici üretecek, ve devlete daha fazla vergi verecektir. Bu şekilde ülkemizde hiç dışarıya bağımlı kalmadan sürekli ve sağlıklı bir büyüme olacaktır.
Ortalama olarak piyasada para 1 yılda en az 15 defa dönmektedir. 40 katrilyon basıp yukarıda bahsettiğimiz şekilde, Sosyal Devlet Projesi çerçevesinde millete adil bir şekilde bunu arzediyorsunuz. 1 yılda oluşan işlem hacmi 600 katrilyondur.
Devlet hem 1 koyup, vergi olarak kat kat fazlasını alıyor, hem oluşan ürün ve emek nispetinde senyoraj yani para basma hakkına sahip oluyor, hem de vatandaşına onurlu bir hayat sunuyor. Çok yönlü kazanç.
Peki bu 40 katrilyonu neye karşılık basacağız?
O kadar çok para basmamız gerektiren şart var ki, hangi birini söyleyelim?
Şu anda ekonomi kurallarına göre, piyasada tedavülde olması gereken TL, yüzde 30 olması gerekirken, şu an yüzde 2.5 civarındadır. Devlet, merkez bankasını devreye koyarak yüzde 27.5 oranında para basmalıdır.
Ülkemizde, kayıt altına alınmamış değerlere karşı zaten devletin para basma hakkı vardır.
Çünkü Milli Ekonomi Modelinde şu formül uygulanacaktır:
Piyasada olması gereken para=(emek+üretim+kayıt dışı değerler)-piyasada olan mevcut para
Esasen bu parayı basması için, illaki bir karşılık olması da şart değildir. Zaten yukarıdaki örnekte belirttiğimiz gibi 1 koyup kat kat fazlasını alıyorsun.
Sadece bu mantıkla bile, bir anda ülke kalkınma hamlesi yapar.
Ama Prof. Dr. Haydar Baş, olaylara sadece tek bir yönden değil, bir çok açıdan ele almaktadır.
3 Kasım seçimlerinde açıkladığı ve hiçbir ekonomisttin "hayır" diyemediği kaynaklar 1.1 kentrilyon idi. Yani toplam borçlarımızın 2-3 katı nispetinde. Üstelik bunlar daha başlangıç kaynakları.
Haydar Bey'in bu engin ufkuna bakılırsa Türkiye'nin çok kısa zamanda kainat devleti olması hayal değil, elle tutulur ve gözle görülür bir gerçek.
Emaneti ehline verelim.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026





























































































