Ramazan Bayramı'nda bayram namazını Prof. Dr. Haydar Baş'la birlikte eda etmek isteyen Türkiye'nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen binlerce kişi Şehitlik Tepesi'ni şenlendirdi. Türkiye'nin nabzı o gün adeta Akçaabat'ta attı
YENİ MESAJ- TRABZON
Trabzon'un Akçaabat ilçesine bağlı Sarıtaş Mahallesi'ndeki Şehitlik Tepesi'ndeki Ramazan Bayramı'nın ilk gününde tarihi bir gün yaşadı. Ramazan Bayramı'nda bayram namazını Prof. Dr. Haydar Baş'la birlikte eda etmek isteyen Türkiye'nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen binlerce kişi Şehitlik Tepesi'ni şenlendirdi. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Zeki Garacoğlu ve BTP Genel Başkan Yardımcıları da bayramlaşmaya tam kadro iştirak etti. Şehitlik Tepesi Camii bayram namazında hınca hınç doldu. Binlerce kişinin coşku ve muhabbetle Şehitlik Tepesi'nde kıldığı Bayram namazının ardından hep bir ağızdan okunan tekbir sesleri tüm Akçaabat'ta yankılandı. Gözyaşları içerisinde yapılan dualara hep bir ağızdan amin denildi. Cami çıkışında binlerce kişi Prof. Dr. Haydar Baş'ın etrafını sardı. Muazzam kalabalık Prof. Dr. Haydar Baş'la bayramlaşabilmek için uzun bir kuyruk oluşturdu. Yaklaşık iki saat süren bayramlaşmada Prof. Dr. Haydar Baş binlerce seveniyle tek tek bayramlaştı.
Akçaabat böyle kalabalık görmediTrabzon'da ve Akçaabat'ta böyle bir kalabalık bayramlaşma bugüne kadar yaşanmadı. Bayramlaşmaya Akçaabat'tan katılan vatandaşlar daha önce bu kadar kalabalık bir bayramlaşma yaşamadıklarını dile getirdiler. Şehitlik Tepesi'nde Türkiye'nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen binlerce vatandaşın oluşturduğu muhabbet seli kahvaltıda da devam etti.
Hem sevinçliyiz hem de gururluyuzBayramlaşmadan sonra canlı yayında milletimizin ve tüm İslam âleminin bayramını kutlayan Prof. Dr. Haydar Baş, "Bugün hep beraber bayram namazı kıldık. O tekbirleri hep beraber getirirken sanki gök kubbe yarılmış adeta bizi kendine doğru çekiyordu" diye konuştu. Hem Ramazan Bayramı hem de 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı aynı gün kutlamanın gururu ve onurunu yaşadıklarını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: "Bugün gerçekten farklı bir gün. Hem 30 ağustos Zafer Bayramı. 'İlk hedefiniz Akdeniz'dir ileri' diye Mustafa Kemal Atatürk'ün komut vererek düşmanı denize döktüğü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türk milletinin istiklal ve istikbalini garantiye aldığı bir büyük bayramdır. Hem de Ramazan Bayramıdır. Bu mübarek gün ve bayramda iki bayramı bir arada yaşamamız münasebetiyle hem sevinçliyiz hem de gururluyuz."
Çifte bayram birliğe vesile olsunProf. Dr. Haydar Baş çifte bayramın Türk milletinin birlik ve beraberliğine vesile olmasını temenni etti ve şunları söyledi: "Allah bu günleri yaşamayı bize defalarca nasip eylesin. Bu günlerin hürmetine de milletimize birlik, dirlik ve beraberlik ihsan eylesin. Bu vesileyle ben hem yüce Türk milletinin Zafer Bayramı'nı hem de Ramazan Bayramı'nı tebrik ediyorum. Hayırlara vesile olmasını birliğimize beraberliğimize ve de kurtuluşumuza vesile olmasını Cenab-ı Hakk'tan niyaz ediyorum."
Her günümüz Ramazan gibi olsunRamazan ayında muhabbetle dolan gönüller, ibadete yönelen bedenler bundan sonra aynı şekilde nasıl devam eder sorusuna Prof. Dr. Haydar Baş çarpıcı bir şekilde şöyle cevap verdi: "Bu bir yılın tamamı da Ramazan olabilir hususudur. Bu da çok kolay? Ramazan sonrası atacağımız her adımı 'Allah bundan razı mıdır?' sorusunu sorduktan sonra atmalıyız. Yani nefsimizde böyle bir sorgulama yaptıktan sonra, 'evet razıdır' şeklinde vicdanımızdan o fetvayı aldıktan sonra yaptığımız bütün işler ibadettir."
Milletimizin gönlü işgal altında
Program sunucularının 'nerede o eski bayramlar' sorusuna cevap veren Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: "Şikâyet geliyor bana, 'Hocam eski bayramlar kalmadı' diyorlar. O zaman demek ki Haydar Hoca'lar çok azaldı. Bakın bugün insanlar doldu taştı. Benim sizin dünyanız dolup taşıyor. O bireyin kendisiyle alakalı bir şey. Maalesef bizim Türk insanımızın gönül dünyasını birileri işgal etmiş. Gönül dünyasına girmiş ve maalesef onu misyonundan saptırmış, başıboş ve avare bir hale getirmiş. Ne yaptığını bilmeyen insan durumuna düşürmüş. Burada bize ne düşer? Çok ama çok çalışmak ve 'emri bilmaruf nehyi anilmünker' görevimizi yerine getirmek düşer. Çekinmeyeceğiz, arkadaşımızı, kardeşimizi, komşumuzu ve yoldaşımızı 'doğru o değil budur' diye her gün ikaz edeceğiz."
YENİ MESAJ- TRABZON
Trabzon'un Akçaabat ilçesine bağlı Sarıtaş Mahallesi'ndeki Şehitlik Tepesi'ndeki Ramazan Bayramı'nın ilk gününde tarihi bir gün yaşadı. Ramazan Bayramı'nda bayram namazını Prof. Dr. Haydar Baş'la birlikte eda etmek isteyen Türkiye'nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen binlerce kişi Şehitlik Tepesi'ni şenlendirdi. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Zeki Garacoğlu ve BTP Genel Başkan Yardımcıları da bayramlaşmaya tam kadro iştirak etti. Şehitlik Tepesi Camii bayram namazında hınca hınç doldu. Binlerce kişinin coşku ve muhabbetle Şehitlik Tepesi'nde kıldığı Bayram namazının ardından hep bir ağızdan okunan tekbir sesleri tüm Akçaabat'ta yankılandı. Gözyaşları içerisinde yapılan dualara hep bir ağızdan amin denildi. Cami çıkışında binlerce kişi Prof. Dr. Haydar Baş'ın etrafını sardı. Muazzam kalabalık Prof. Dr. Haydar Baş'la bayramlaşabilmek için uzun bir kuyruk oluşturdu. Yaklaşık iki saat süren bayramlaşmada Prof. Dr. Haydar Baş binlerce seveniyle tek tek bayramlaştı.
Akçaabat böyle kalabalık görmediTrabzon'da ve Akçaabat'ta böyle bir kalabalık bayramlaşma bugüne kadar yaşanmadı. Bayramlaşmaya Akçaabat'tan katılan vatandaşlar daha önce bu kadar kalabalık bir bayramlaşma yaşamadıklarını dile getirdiler. Şehitlik Tepesi'nde Türkiye'nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen binlerce vatandaşın oluşturduğu muhabbet seli kahvaltıda da devam etti.
Hem sevinçliyiz hem de gururluyuzBayramlaşmadan sonra canlı yayında milletimizin ve tüm İslam âleminin bayramını kutlayan Prof. Dr. Haydar Baş, "Bugün hep beraber bayram namazı kıldık. O tekbirleri hep beraber getirirken sanki gök kubbe yarılmış adeta bizi kendine doğru çekiyordu" diye konuştu. Hem Ramazan Bayramı hem de 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı aynı gün kutlamanın gururu ve onurunu yaşadıklarını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: "Bugün gerçekten farklı bir gün. Hem 30 ağustos Zafer Bayramı. 'İlk hedefiniz Akdeniz'dir ileri' diye Mustafa Kemal Atatürk'ün komut vererek düşmanı denize döktüğü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türk milletinin istiklal ve istikbalini garantiye aldığı bir büyük bayramdır. Hem de Ramazan Bayramıdır. Bu mübarek gün ve bayramda iki bayramı bir arada yaşamamız münasebetiyle hem sevinçliyiz hem de gururluyuz."
Çifte bayram birliğe vesile olsunProf. Dr. Haydar Baş çifte bayramın Türk milletinin birlik ve beraberliğine vesile olmasını temenni etti ve şunları söyledi: "Allah bu günleri yaşamayı bize defalarca nasip eylesin. Bu günlerin hürmetine de milletimize birlik, dirlik ve beraberlik ihsan eylesin. Bu vesileyle ben hem yüce Türk milletinin Zafer Bayramı'nı hem de Ramazan Bayramı'nı tebrik ediyorum. Hayırlara vesile olmasını birliğimize beraberliğimize ve de kurtuluşumuza vesile olmasını Cenab-ı Hakk'tan niyaz ediyorum."
Her günümüz Ramazan gibi olsunRamazan ayında muhabbetle dolan gönüller, ibadete yönelen bedenler bundan sonra aynı şekilde nasıl devam eder sorusuna Prof. Dr. Haydar Baş çarpıcı bir şekilde şöyle cevap verdi: "Bu bir yılın tamamı da Ramazan olabilir hususudur. Bu da çok kolay? Ramazan sonrası atacağımız her adımı 'Allah bundan razı mıdır?' sorusunu sorduktan sonra atmalıyız. Yani nefsimizde böyle bir sorgulama yaptıktan sonra, 'evet razıdır' şeklinde vicdanımızdan o fetvayı aldıktan sonra yaptığımız bütün işler ibadettir."
Milletimizin gönlü işgal altında
Program sunucularının 'nerede o eski bayramlar' sorusuna cevap veren Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: "Şikâyet geliyor bana, 'Hocam eski bayramlar kalmadı' diyorlar. O zaman demek ki Haydar Hoca'lar çok azaldı. Bakın bugün insanlar doldu taştı. Benim sizin dünyanız dolup taşıyor. O bireyin kendisiyle alakalı bir şey. Maalesef bizim Türk insanımızın gönül dünyasını birileri işgal etmiş. Gönül dünyasına girmiş ve maalesef onu misyonundan saptırmış, başıboş ve avare bir hale getirmiş. Ne yaptığını bilmeyen insan durumuna düşürmüş. Burada bize ne düşer? Çok ama çok çalışmak ve 'emri bilmaruf nehyi anilmünker' görevimizi yerine getirmek düşer. Çekinmeyeceğiz, arkadaşımızı, kardeşimizi, komşumuzu ve yoldaşımızı 'doğru o değil budur' diye her gün ikaz edeceğiz."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.