1 Mayıs günü sosyal medya hesabından, "Fakirlik sınırı 4 bin 600 TL, açlık sınırı bin 600 TL. İşçi ve emek bayramı kutlu olsun" diye kendimce bir mesaj yayınladım. Doğal olarak tebrik ve tepkiler peş peşe yağmaya başladı. Bu tepki ve tebriklerden 3 tanesini aktarmak istiyorum;
Birincisi; bu sömürü ve kölelik düzeninden nasıl kurtuluruz? sorusuydu.
İkincisi; yoksulluk ve fakirlik kavram ve sınırlarının ne demek olduğunu, neye göre tespit edildiğini birçok vatandaşımızın bilmiyor olmasıydı.
Üçüncüsü ise sokaktaki arabalara, eldeki telefonlara, otellere, evlere bakarak, 'bu milletin neresi fakir!' diye kızanlardı.
Fakirlik sınırı nedir? 4 kişilik bir ailenin aylık gıda, giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçları karşılayabilecek bir gelire sahip olması durumudur.
Açlık sınırı ise 4 kişilik bir ailenin aylık yapması gereken sadece gıda harcamasının karşılığı olan miktardır.
Yani sen 1,600 TL'nin altında bir gelire sahipsen açsın veya açlık sınırındasın. Yardıma muhtaçsın. Eğer 4 bin 600 TL civarında bir gelire sahipsen temel ihtiyaçlarını karşılıyorsun, kimseye muhtaç değilsin.
Bu arada üç, beş ay önce TÜİK'in açıkladığı rakamlara göre açlık ve fakirlik sınırları şu kadar oldu, diye bir yazı yazmıştım.
TÜİK'ten itiraz geldi ve düzeltme istendi. Neye itiraz etmişti TÜİK? Kendilerinin 2009 yılından beri ülkemizdeki açlık ve yoksulluk sınırları ile ilgili herhangi bir çalışma ve açıklama yapmadıklarını belirterek düzeltme istiyorlardı.
Düzelttik. Kaynak Türk-İş'ti. Biz, TÜİK yazmışız. İlginç olan ise 'kişi başına düşen milli geliri' açıklayan, havada uçan kuş miktarını hesaplayan TÜİK'in neden milletin açlık ve fakirlik sınırlarını merak etmemesidir. (Cevap haklarını kullanabilirler)
Sokaktaki arabalara, eldeki telefonlara, otellere, evlere vs. bakarak, 'bu milletin neresi fakir' diye kızanlara geçelim.
Sokaklar araba dolu. Doğru. Ellerde 2, 3 bin liralık telefonlar. O da doğru. Sıfır evlerin fiyatı 350 bin TL'den başlıyor, milyonlara gidiyor ve talep çok fazla. O da doğru. Otellerin dolu olduğu da doğru.
Ama bunlar zenginliğimizin işareti değil. Madden esaretimizin, manen de çöküşümüzün, bitişimizin, (hâşâ) Allah (c.c.) ve Resulü (s.a.a) ile savaşmaya cüret edişimizin göstergesidir.
Nasıl yani, diyorsunuzdur!
Ekonomik krizlerin yaşandığı 2002 öncesi milletimizin bankalara kredi borcu 2,3 milyar TL idi.
Bolluk ve refaha kavuştuğumuz yıllarda ise (2015 sonu itibariyle) milletimizin bankalara kredi borcu 306 milyar (katrilyon) TL'ye çıkmış.
Yine aynı dönemlerde milletimizin kredi kartlarına toplam borcu 4,3 milyar TL iken yine 2015 sonu itibariyle bu borç 79 milyar (katrilyon) TL'ye çıkmış durumda. Resmi olmayan rakamlara göre şu an bu rakamları 500 milyar TL'ye yaklaştığı bilgisi veriliyor. 2017 itibarıyla Türkiye'de 58 milyon adet kredi kartı kullanımda.
Şimdi nasıl zenginleştiğimizi, milletin ev, araba, yat, kat, 2, 3 bin liralık telefonlar aldıklarını, çocuklarını özel okul ve üniversitelerde nasıl okuttuklarını anladınız mı?
Peki, bankalar bu paraları ANALARININ hayrına mı veriyorlar?
Yok. Faizle veriyorlar. Peki, faiz neydi? Haram, büyük günah. Allah ve Resulüne savaş açmak. Faizin girdiği haneden, evden, memleketten maddi ve manevi bereket gider. Gitti mi? Gitti.
Demek ki, milletimizin evi, arabası, yatı, katı var ama helal para, helal kazanç, helal lokma fakiri. İtirazı olan?
Çözüm nedir, diye soruluyor!
Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet-Milli Devlet tezleri iki kapak arasında yazılmış formül ve fikirlerden oluşan bir kitap değildir.
Bu eserler Hz. Muhammed'in (s.a..a), İmam Ali'nin (a.s) ve Hz. Yusuf'un (a.s.) sosyal ve ekonomik alanda uyguladıkları söz, fiil ve emirlerin günümüze tercümesidir. Bu eserlerin sahibi kimdi? Prof. Dr. Haydar Baş.
Şimdi karar senin; faiz mi yoksa helal ve alın teri mi?
Birincisi; bu sömürü ve kölelik düzeninden nasıl kurtuluruz? sorusuydu.
İkincisi; yoksulluk ve fakirlik kavram ve sınırlarının ne demek olduğunu, neye göre tespit edildiğini birçok vatandaşımızın bilmiyor olmasıydı.
Üçüncüsü ise sokaktaki arabalara, eldeki telefonlara, otellere, evlere bakarak, 'bu milletin neresi fakir!' diye kızanlardı.
Fakirlik sınırı nedir? 4 kişilik bir ailenin aylık gıda, giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçları karşılayabilecek bir gelire sahip olması durumudur.
Açlık sınırı ise 4 kişilik bir ailenin aylık yapması gereken sadece gıda harcamasının karşılığı olan miktardır.
Yani sen 1,600 TL'nin altında bir gelire sahipsen açsın veya açlık sınırındasın. Yardıma muhtaçsın. Eğer 4 bin 600 TL civarında bir gelire sahipsen temel ihtiyaçlarını karşılıyorsun, kimseye muhtaç değilsin.
Bu arada üç, beş ay önce TÜİK'in açıkladığı rakamlara göre açlık ve fakirlik sınırları şu kadar oldu, diye bir yazı yazmıştım.
TÜİK'ten itiraz geldi ve düzeltme istendi. Neye itiraz etmişti TÜİK? Kendilerinin 2009 yılından beri ülkemizdeki açlık ve yoksulluk sınırları ile ilgili herhangi bir çalışma ve açıklama yapmadıklarını belirterek düzeltme istiyorlardı.
Düzelttik. Kaynak Türk-İş'ti. Biz, TÜİK yazmışız. İlginç olan ise 'kişi başına düşen milli geliri' açıklayan, havada uçan kuş miktarını hesaplayan TÜİK'in neden milletin açlık ve fakirlik sınırlarını merak etmemesidir. (Cevap haklarını kullanabilirler)
Sokaktaki arabalara, eldeki telefonlara, otellere, evlere vs. bakarak, 'bu milletin neresi fakir' diye kızanlara geçelim.
Sokaklar araba dolu. Doğru. Ellerde 2, 3 bin liralık telefonlar. O da doğru. Sıfır evlerin fiyatı 350 bin TL'den başlıyor, milyonlara gidiyor ve talep çok fazla. O da doğru. Otellerin dolu olduğu da doğru.
Ama bunlar zenginliğimizin işareti değil. Madden esaretimizin, manen de çöküşümüzün, bitişimizin, (hâşâ) Allah (c.c.) ve Resulü (s.a.a) ile savaşmaya cüret edişimizin göstergesidir.
Nasıl yani, diyorsunuzdur!
Ekonomik krizlerin yaşandığı 2002 öncesi milletimizin bankalara kredi borcu 2,3 milyar TL idi.
Bolluk ve refaha kavuştuğumuz yıllarda ise (2015 sonu itibariyle) milletimizin bankalara kredi borcu 306 milyar (katrilyon) TL'ye çıkmış.
Yine aynı dönemlerde milletimizin kredi kartlarına toplam borcu 4,3 milyar TL iken yine 2015 sonu itibariyle bu borç 79 milyar (katrilyon) TL'ye çıkmış durumda. Resmi olmayan rakamlara göre şu an bu rakamları 500 milyar TL'ye yaklaştığı bilgisi veriliyor. 2017 itibarıyla Türkiye'de 58 milyon adet kredi kartı kullanımda.
Şimdi nasıl zenginleştiğimizi, milletin ev, araba, yat, kat, 2, 3 bin liralık telefonlar aldıklarını, çocuklarını özel okul ve üniversitelerde nasıl okuttuklarını anladınız mı?
Peki, bankalar bu paraları ANALARININ hayrına mı veriyorlar?
Yok. Faizle veriyorlar. Peki, faiz neydi? Haram, büyük günah. Allah ve Resulüne savaş açmak. Faizin girdiği haneden, evden, memleketten maddi ve manevi bereket gider. Gitti mi? Gitti.
Demek ki, milletimizin evi, arabası, yatı, katı var ama helal para, helal kazanç, helal lokma fakiri. İtirazı olan?
Çözüm nedir, diye soruluyor!
Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet-Milli Devlet tezleri iki kapak arasında yazılmış formül ve fikirlerden oluşan bir kitap değildir.
Bu eserler Hz. Muhammed'in (s.a..a), İmam Ali'nin (a.s) ve Hz. Yusuf'un (a.s.) sosyal ve ekonomik alanda uyguladıkları söz, fiil ve emirlerin günümüze tercümesidir. Bu eserlerin sahibi kimdi? Prof. Dr. Haydar Baş.
Şimdi karar senin; faiz mi yoksa helal ve alın teri mi?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025
- Toplum önüne geçenler neden illegal yollara kayar? / 26.12.2025
- Kimin hedefindeyiz? / 25.12.2025
- Saadettin Saran, Rümeysa, Nedim Şener ve diğerleri / 24.12.2025
- Raporlar DEM’i bozdu / 22.12.2025
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025
- Toplum önüne geçenler neden illegal yollara kayar? / 26.12.2025
- Kimin hedefindeyiz? / 25.12.2025
- Saadettin Saran, Rümeysa, Nedim Şener ve diğerleri / 24.12.2025
- Raporlar DEM’i bozdu / 22.12.2025




























































































