Uzun bir süredir iki tezi dile getiriyorum. Bunlardan ilki, cari açığın kapanmasının kurla bire bir ilişkisinin olmaması. Ancak, bu, kurun düşük tutulmasını gerektirmiyor. Kurun düşük tutulması çözümlerinden biri.
Bir yandan ihracatın hızla ve sürekli artması sağlanırken, diğer yandan da ithalatın bu denli yüksek seyretmemesi için gerekli önlemleri almak gerekiyor. Özellikle de ihracatın canlı seyretmesi için.Dün ekim ayı ihracat rakamı (TİM) açıklandı. Gerçi bu ekim bayrama geldi ama artış oranı sadece yüzde 6.6. Yani pek tatmin edici değil. Eylül ayı dış ticaret verileri de ihracatın yüzde 7.4, ithalatın da yüzde 12.2 yükseldiğini gösteriyor. Demek ki, ihracattaki artış ithalatın altında. Ve giderek hız kaybediyor. Üstelik mayıstan bu yana kur düzeyi değişti.İkinci tezimiz, cari açığın finansmanının dış kaynaklara bırakılmaması. Cari açık kadar döviz piyasadan çekilirse, kur üzerinde etkili olabilir. Yani cari açığı finanse eden tüm döviz girişlerinin MB tarafından piyasadan çekilmesi gerekiyor.
Sürdürülebilir değilGerek Merkez Bankası gerek hükümet cari açığın finansmanında kalitenin yükselmiş olduğuna işaret ediyor. Çünkü açığın doğrudan yabancı sermayeyle finanse edilme oranı yükselmiş durumda. 2004 yılında bu oran yüzde 13, 2005'te yüzde 38 kadardı. Bu yıl olasılıkla yüzde 50 civarında olacak. Ancak bu tez pek doğru değil. Gelen yabancı sermaye daha çok mevcut tesislerin alınmasından ibaret. Dolayısıyla ihracat kapasitesini artırmıyor. Yani, sürdürülebilir değil. Sorun hep sürecek. Hatta satacak mal kalmayınca ciddi sorunlarla karşı karşıya kalınacağı aşikâr.Sıcak para bu yıla kadar cari açığın yüzde 50-60'ını finanse ediyordu. Bu yıl bu oran belki düşecek, ama miktar olarak pek azalmayacak. Bu son derece tehlikeli bir durum. MB şimdiye dek, belki bilinçli olarak, önerdiğimiz ikinci tezi uyguluyordu. Sıcak para aniden girerken doğrudan alımlarla, diğer zamanlarda da günlük döviz alım ihaleleriyle cari açık kadar dövizi piyasadan çekiyordu.
Hurşit Güneş / Milliyet
Bir yandan ihracatın hızla ve sürekli artması sağlanırken, diğer yandan da ithalatın bu denli yüksek seyretmemesi için gerekli önlemleri almak gerekiyor. Özellikle de ihracatın canlı seyretmesi için.Dün ekim ayı ihracat rakamı (TİM) açıklandı. Gerçi bu ekim bayrama geldi ama artış oranı sadece yüzde 6.6. Yani pek tatmin edici değil. Eylül ayı dış ticaret verileri de ihracatın yüzde 7.4, ithalatın da yüzde 12.2 yükseldiğini gösteriyor. Demek ki, ihracattaki artış ithalatın altında. Ve giderek hız kaybediyor. Üstelik mayıstan bu yana kur düzeyi değişti.İkinci tezimiz, cari açığın finansmanının dış kaynaklara bırakılmaması. Cari açık kadar döviz piyasadan çekilirse, kur üzerinde etkili olabilir. Yani cari açığı finanse eden tüm döviz girişlerinin MB tarafından piyasadan çekilmesi gerekiyor.
Sürdürülebilir değilGerek Merkez Bankası gerek hükümet cari açığın finansmanında kalitenin yükselmiş olduğuna işaret ediyor. Çünkü açığın doğrudan yabancı sermayeyle finanse edilme oranı yükselmiş durumda. 2004 yılında bu oran yüzde 13, 2005'te yüzde 38 kadardı. Bu yıl olasılıkla yüzde 50 civarında olacak. Ancak bu tez pek doğru değil. Gelen yabancı sermaye daha çok mevcut tesislerin alınmasından ibaret. Dolayısıyla ihracat kapasitesini artırmıyor. Yani, sürdürülebilir değil. Sorun hep sürecek. Hatta satacak mal kalmayınca ciddi sorunlarla karşı karşıya kalınacağı aşikâr.Sıcak para bu yıla kadar cari açığın yüzde 50-60'ını finanse ediyordu. Bu yıl bu oran belki düşecek, ama miktar olarak pek azalmayacak. Bu son derece tehlikeli bir durum. MB şimdiye dek, belki bilinçli olarak, önerdiğimiz ikinci tezi uyguluyordu. Sıcak para aniden girerken doğrudan alımlarla, diğer zamanlarda da günlük döviz alım ihaleleriyle cari açık kadar dövizi piyasadan çekiyordu.
Hurşit Güneş / Milliyet
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.