Macron neden Jet hızıyla Lübnan'a gitti?
Paris'teki Collège de France'da görevli Arap dünyası uzmanı Fransız tarihçi Henry Laurens, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un patlamadan hemen sonra neden apar topar Lübnan'a gittiğini analiz etti.
11.08.2020 18:27:00





Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki limanda depolanan amonyum nitratın 4 Ağustos'ta patlaması ekonomik krizle mücadele eden ülkede yıllardır rayına oturmayan siyaseti de yeniden bir çıkmaza soktu. 200'den fazla kişinin hayatını kaybettiği patlama sonrası hükümet istifa etti; halk, sokaklarda şeffaf ve yolsuzluğa bulaşmamış güçlü bir iktidar çağrısı yaptı. Ülkede Ekim 2019 yılında ekonomik krize karşı sokaklara çıkan halkın gösterileri sonunda da Batı'nın desteklediği Başbakan Saad Hariri ve hükümeti istifa etmişti. Lübnan Sterlini'nin değer kaybetmesine, ek vergilere ve dövize getirilen kısıtlamalara karşı düzenlenen protesto gösterileri, ülkedeki dinsel ve mezhepsel ayrılıklardan bağımsız tek bir güce dönüşmüştü. Lübnan'da 18 tanınmış inanç var: Dört Müslüman mezhep, 12 Hıristiyan mezhep, Dürzilik ve Yahudilik. Ülkede 1945 yılında yapılan anlaşmaya göre iktidar koltukları da bu mezheplere göre ayrılmış durumda.
Lübnan parçalı bulutlu bir ülke
Lübnan'da gücün dini ayrımlara göre bölünmesi, dışarıdaki aktörlerin de ülkeye müdahalesinde araç olarak kullanılabiliyor. İran'ın desteklediği Hizbullah hareketi, Lübnan'daki en büyük askeri ve siyasi güç olarak görülüyor. 1975-1990 yılları arasındaki iç savaştan bu yana siyasi liderlerin çoğu da kendi grup ve çevrelerinin çıkarlarını koruma amacıyla hareket etmekle eleştiriliyor. Paris'teki Collège de France'da görevli Arap dünyası uzmanı Fransız tarihçi Henry Laurens, gelişmelere ilişkin şunları söyledi: "Dış müdahale Lübnan'da sürekli kalıcı bir şey. Bu müdahaleler Lübnan'daki politik oyuna entegre olmuş durumda. Mevcut krizde öne çıkan gruplardan birisi de Hizbullah... Hizbullah hiçbir zaman silahları bırakmayacak. Öte yandan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un patlamadan bir gün sonraki Lübnan ziyareti 1 Eylül 1920'de Fransa'nın kendi mandası altında 'Büyük Lübnan Devleti'ni kurmasının da 100'üncü yılına denk geliyor. Dolayısıyla Macron'un stratejisi tabi hem 'Fransız kartını' oynamak ama aynı zamanda daha uluslararası 'Avrupa kartını' oynamak. Lübnan'ın ekonomisi zaten 20-30 yıldır uluslararası güçler tarafından finanse ediliyor. 1990'dan beri çoğunlukla da Fransa tarafından idare ediliyor. Fransa yardıma devam ediyor. Burada sorun, onlara söylenen, temel reformlar gerçekleşmedikçe artık para yardımı yapılmayacağı. Uzun bir süre marjinalleştirilen Şiiler, on yıllar önce oluşturulmaya başlanan bu kimliğe katılmıyorlardı ve Frankofonluğa yanaşmıyorlardı. Ama Lübnan'dan Fransa'ya büyük bir göç yaşanıyor. Bu yıllardır var ama son dönemde özellikle Şii Lübnanlılar ağırlık olarak Fransa'ya göç etti." HABER MERKEZİ
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.


























































































