Bir zamanlar bilginler ve şairlerden oluşan bir 'suskunlar meclisi' vardı. Meclis sayısı otuz kişiydi ve bunu arttırmıyorlardı. Üyeliğin ilk şartı çok düşünmek, az yazmak ve çok az konuşmaktı. O zamanlar meşhur alim Molla Camî, bu meclisin aşkındaydı. Günün birinde suskunlar meclisinin bir üyesinin öldüğünü duyunca, onun yerine aday oldu. Kendisini karşılayanlara bir şey söylemeden, ismini bir kağıda yazarak o sırada toplantı halinde bulunan suskunlar meclisine gönderdi. Meclis üyeleri bu teklifi görünce şaşırdılar, zira ölen üyenin yerine başka birini almışlardı. Yeni bir üye için yer yoktu. Meclisin başkanı, bir bardağı tamamen suyla doldurduktan sonra Molla Camî'ye gönderdi. Bir damla daha olsa bardak taşacaktı. Zeki bilgin durumu kavramıştı. Bunun üzerine o da hemen oracıktaki bir gül dalından küçük bir yaprak koparıp, nazikçe suyun üstüne koyuverdi. Bardak taşmamıştı. Bunu içeri gönderdi. Meclistekiler bu kibar cevabın mânasını anlamışlardı. Başkan listeye Molla Camî'nin adını ekledi. Otuz sayısının sonuna bir sıfır koyarak, 300 yazdı. Bununla meclisin değerinin on misli arttığını belirtiyordu. Molla Camî ise sayının büyük gösterilmesinden hoşlanmadı. Sağdaki bir sıfırı silerek, 030 yazdı. Böylece kendisini solda sıfır sayıyor, bardağı taşırmadığını söylemek istiyordu. Üyeler bunu görünce, ona olan saygıları bir kat daha artmıştı...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.