İstanbul'daki saldırıların ardından önemli birşey oldu. Halkımız hani deyim yerindeyse önüne sürülen sipariş menüyü elinin tersiyle itti. Birbaşka ifadeyle zokayı yutmadık.
"Komunizm geliyor, hemen şu kapının ardında", "PKK'nın arkasında Suriye var" gibi iddiaları, üstelik 20 yıllık bir terör yaşanmışlığıyla hayatının her safhasında gören bu millet, terör olgusuna "istendiği gibi değil", farklı bir açıdan bakarak şifreleri çözdü. Mahir Kaynak Hoca'nın dediği gibi "terörü kim yaptı" sorusunun peşine düşmedi. Bu tür olaylar için en anlamlı soruyu "terörden kim faydalanıyor" sorusunu sordu.
Çünkü bu toprakların tecrübesi, terör adıyla ortaya sürülen oyunu oynayacak dublörlerin her zaman bulunabileceğini söylüyor.
Şimdi bu sağlıklı okuma, birilerini daha doğrusu terörü sahneleyenleri rahatsız etmiş olacak ki, Müslümanlar komplocu düşünmekle itham ediliyor. Devamında niçin "Müslüman" sıfatının önüne "terörist" sıfatı eklemiyorsunuz deniliyor ve nihayet alın size komplo! dercesine ortaya çarşaf çarşaf isimler dökülüyor. Üstelik bu isimlerin önünde hem "Türk" hem de "Müslüman" sıfatları var.
Şimdi bu döküntüleri görünce olayla örtüşen bir fıkra aklımıza geldi, onu aktaralım.
Adamın birisi oğluna hep, sen adam olmazsın dermiş. Çocuk yıllar yılı buna içerlemiş, çok çalışmış ve sonunda vezir olmuş. Fakat babasının sözlerinide hiç unutmamış. Vezir olduğu gün adamlarını göndermiş, babasını tarif ederek "tutun falanca adamı getirin" demiş.
Güneşin altında tarlasını süren yaşlı adamcağızı askerler, sürükleye sürükleye Vezir'in huzuruna getirmişler. Oğul, kendisinden emin mağrur bir şekilde babasına sormuş;
- Hani bana hep adam olmazsın derdin, bak işte vezir oldum.
Alnındaki terleri silen, binbir çile ile oğlunun ayağına getirilen adam cevabı vermiş;
- Ben sana Vezir olamazsın demedim ki, adam olamazsın dedim.
Şimdi bizim yaşadıklarımız arsız oğul karşısında konuşan babanın söylediklerinden farklı değil.
Biz El-Kaide yok demedik ki! Yada sakal bırakmış insanlar Suriye'ye, Mısır'a, İran'a gidip gelmiş, bu işlere taşeron olmuş 3-5 vatandaş bulunamaz demedik ki!
Dediğimiz şey, bunlar büyük oyunun hangi sahnede bile yer aldığını bilmeyen, bilemeyecek zavallı insanları. Asıl mütehait kim onlara bakmak lazım...
İçeriye dönük
operasyon
Bir zamanlar isminin başında "İslamcı" yazan, şimdilerde bu kavramın yerini "liberal" yada "Amerikancı" sıfatıyla yer değiştirdiği köşe yazarlarımız, hükümet destekçileri yada anchormonlarımız sırtlarındaki yükü (ne zaman taşıdılar ki) attılar. Onlar şimdi terörün müteahitlerinin istediği gibi konuşuyorlar;
"Evet Müslümandan terörist olur..."
Başbakan'da İngiliz gazetecilere bir takım kelime oyunları yaparak "İslam, terörün tahrik edici unsurudur" demişti.
Hemen şunu ifade edelim ki bu, büyük terör operasyonunun "amacını" oluşturuyor. Çünkü hangi yetkiyle yada hangi sıfatla böyle bir kabullenme sözkonusu oluyor onu bilmiyoruz ama, bunun "içerden" bir harekatın start'ı olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlamda Hizbullah isminin etrafında bir terör dalgasının önü açılmaya çalışılıyor.
Adı Hizbullah olabilir, yada başka birşey ama "alın size terörist" diye, bir takım insanlar sahneye sürülüyor. Bunun sonrasını biliyoruz.
Bir tek kelimeyle ifade etmek gerekirse, Müslümanı Müslümana kırdırmanın önünü açmaya çalışıyorlar. İslam dünyasını kendi içinde kavga ettirmek, bloklara ayırmak ve bir kaos ortamında doğrular, yanlışlar karışmışken bu ülke insanını sıcak çatışma alanına sürüklemek. Bir zamanlar Alevi-Sünni, Şii-Ehli Sünnet ayrışmasını şimdi terörist Müslüman, terörist olmayan Müslüman gibi bir farklılığa oturtmak. Bu oyunun finalinde ise herhalde biz kan dökmeden, siz kendi aranızda savaşın repliği yazıyor.
Terörü kim tarif ediyor?
İstanbuldaki olayların ilk günü "Türkiye'nin 11 Eylül'ü" manşetini atanlar, gerçekten de şimdi bu başlığın içini dolduruyorlar. Terörü tespit etme, teröristi yakalama adı altında bir faaliyetle Türkiye, asıl terör batağına saplanmaya çalışılıyor.
Terör yapanlar elbette yakalansın. Ama bizim söylediğimiz bunun ötesinde birşey. Biz terör tanımını bize dikte edilen, terörü mutlaka yabancıların belirlediği alanda aramanın yanlış birşey olduğunu söylüyoruz.
Örneğin şu sorunun sorulmasının anlamlı olduğunu düşünüyorum. Deniliyorki terör son af'tan sonra arttı. Bu doğru birşey ama, süpriz bir tarafı da yok. Dünyanın her yanında af'tan sonra terör artar. Bu bilindiğine göre sorunun şu olması gerekmiyor mu? Bizden af yasasını çıkarmamızı kim istedi?
Ve tabi bir soru daha var. Af çıkartın diyenlere, niçin karşı çıkılmadı? Bugün terörist diye elinizle koymuşçasına bulduğunuz insanlar, dünün cezaevinden çıkanları ise gerçek suçlu sizce kim? Bu insanlar mı, yoksa onları hücrelerinden çıkaranlar mı?
Diyarbakır Eski Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ın öldürülmeden önce üzerinde çalıştığı terör gruplarının gerçekte kim tarafından yönlendirildiğini, hangi adresi tespit ettiğini bilmeyenimiz yok. Öyleyse hizbullah yada başka bir isim terör yapıyor diye ayağa haklı olarak kalkıyorken, Okkan'ın muhtemelen ölümüne sebep olan bu tespiti niçin gündeme gelmiyor.
Türkiye müthiş bir terör geçmişine sahip. Bu konudaki tecrübe değerlendirilmeden, terörün arkasında kimlerin varolduğu unutularak mesafe katedilemez. Gerçekten oyunu bozmak istiyorsak önümüze konulan hazır tariflerden kaçınmamız gerekiyor. Ya bunu yapacağız bugün sıkıntı çeksekte, yarınımızı kurtaracağız. Yada bugün rahat ediyor gibi gözükeceğiz, ama yarınlarımızı kaybedeceğiz.
"Komunizm geliyor, hemen şu kapının ardında", "PKK'nın arkasında Suriye var" gibi iddiaları, üstelik 20 yıllık bir terör yaşanmışlığıyla hayatının her safhasında gören bu millet, terör olgusuna "istendiği gibi değil", farklı bir açıdan bakarak şifreleri çözdü. Mahir Kaynak Hoca'nın dediği gibi "terörü kim yaptı" sorusunun peşine düşmedi. Bu tür olaylar için en anlamlı soruyu "terörden kim faydalanıyor" sorusunu sordu.
Çünkü bu toprakların tecrübesi, terör adıyla ortaya sürülen oyunu oynayacak dublörlerin her zaman bulunabileceğini söylüyor.
Şimdi bu sağlıklı okuma, birilerini daha doğrusu terörü sahneleyenleri rahatsız etmiş olacak ki, Müslümanlar komplocu düşünmekle itham ediliyor. Devamında niçin "Müslüman" sıfatının önüne "terörist" sıfatı eklemiyorsunuz deniliyor ve nihayet alın size komplo! dercesine ortaya çarşaf çarşaf isimler dökülüyor. Üstelik bu isimlerin önünde hem "Türk" hem de "Müslüman" sıfatları var.
Şimdi bu döküntüleri görünce olayla örtüşen bir fıkra aklımıza geldi, onu aktaralım.
Adamın birisi oğluna hep, sen adam olmazsın dermiş. Çocuk yıllar yılı buna içerlemiş, çok çalışmış ve sonunda vezir olmuş. Fakat babasının sözlerinide hiç unutmamış. Vezir olduğu gün adamlarını göndermiş, babasını tarif ederek "tutun falanca adamı getirin" demiş.
Güneşin altında tarlasını süren yaşlı adamcağızı askerler, sürükleye sürükleye Vezir'in huzuruna getirmişler. Oğul, kendisinden emin mağrur bir şekilde babasına sormuş;
- Hani bana hep adam olmazsın derdin, bak işte vezir oldum.
Alnındaki terleri silen, binbir çile ile oğlunun ayağına getirilen adam cevabı vermiş;
- Ben sana Vezir olamazsın demedim ki, adam olamazsın dedim.
Şimdi bizim yaşadıklarımız arsız oğul karşısında konuşan babanın söylediklerinden farklı değil.
Biz El-Kaide yok demedik ki! Yada sakal bırakmış insanlar Suriye'ye, Mısır'a, İran'a gidip gelmiş, bu işlere taşeron olmuş 3-5 vatandaş bulunamaz demedik ki!
Dediğimiz şey, bunlar büyük oyunun hangi sahnede bile yer aldığını bilmeyen, bilemeyecek zavallı insanları. Asıl mütehait kim onlara bakmak lazım...
İçeriye dönük
operasyon
Bir zamanlar isminin başında "İslamcı" yazan, şimdilerde bu kavramın yerini "liberal" yada "Amerikancı" sıfatıyla yer değiştirdiği köşe yazarlarımız, hükümet destekçileri yada anchormonlarımız sırtlarındaki yükü (ne zaman taşıdılar ki) attılar. Onlar şimdi terörün müteahitlerinin istediği gibi konuşuyorlar;
"Evet Müslümandan terörist olur..."
Başbakan'da İngiliz gazetecilere bir takım kelime oyunları yaparak "İslam, terörün tahrik edici unsurudur" demişti.
Hemen şunu ifade edelim ki bu, büyük terör operasyonunun "amacını" oluşturuyor. Çünkü hangi yetkiyle yada hangi sıfatla böyle bir kabullenme sözkonusu oluyor onu bilmiyoruz ama, bunun "içerden" bir harekatın start'ı olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu anlamda Hizbullah isminin etrafında bir terör dalgasının önü açılmaya çalışılıyor.
Adı Hizbullah olabilir, yada başka birşey ama "alın size terörist" diye, bir takım insanlar sahneye sürülüyor. Bunun sonrasını biliyoruz.
Bir tek kelimeyle ifade etmek gerekirse, Müslümanı Müslümana kırdırmanın önünü açmaya çalışıyorlar. İslam dünyasını kendi içinde kavga ettirmek, bloklara ayırmak ve bir kaos ortamında doğrular, yanlışlar karışmışken bu ülke insanını sıcak çatışma alanına sürüklemek. Bir zamanlar Alevi-Sünni, Şii-Ehli Sünnet ayrışmasını şimdi terörist Müslüman, terörist olmayan Müslüman gibi bir farklılığa oturtmak. Bu oyunun finalinde ise herhalde biz kan dökmeden, siz kendi aranızda savaşın repliği yazıyor.
Terörü kim tarif ediyor?
İstanbuldaki olayların ilk günü "Türkiye'nin 11 Eylül'ü" manşetini atanlar, gerçekten de şimdi bu başlığın içini dolduruyorlar. Terörü tespit etme, teröristi yakalama adı altında bir faaliyetle Türkiye, asıl terör batağına saplanmaya çalışılıyor.
Terör yapanlar elbette yakalansın. Ama bizim söylediğimiz bunun ötesinde birşey. Biz terör tanımını bize dikte edilen, terörü mutlaka yabancıların belirlediği alanda aramanın yanlış birşey olduğunu söylüyoruz.
Örneğin şu sorunun sorulmasının anlamlı olduğunu düşünüyorum. Deniliyorki terör son af'tan sonra arttı. Bu doğru birşey ama, süpriz bir tarafı da yok. Dünyanın her yanında af'tan sonra terör artar. Bu bilindiğine göre sorunun şu olması gerekmiyor mu? Bizden af yasasını çıkarmamızı kim istedi?
Ve tabi bir soru daha var. Af çıkartın diyenlere, niçin karşı çıkılmadı? Bugün terörist diye elinizle koymuşçasına bulduğunuz insanlar, dünün cezaevinden çıkanları ise gerçek suçlu sizce kim? Bu insanlar mı, yoksa onları hücrelerinden çıkaranlar mı?
Diyarbakır Eski Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ın öldürülmeden önce üzerinde çalıştığı terör gruplarının gerçekte kim tarafından yönlendirildiğini, hangi adresi tespit ettiğini bilmeyenimiz yok. Öyleyse hizbullah yada başka bir isim terör yapıyor diye ayağa haklı olarak kalkıyorken, Okkan'ın muhtemelen ölümüne sebep olan bu tespiti niçin gündeme gelmiyor.
Türkiye müthiş bir terör geçmişine sahip. Bu konudaki tecrübe değerlendirilmeden, terörün arkasında kimlerin varolduğu unutularak mesafe katedilemez. Gerçekten oyunu bozmak istiyorsak önümüze konulan hazır tariflerden kaçınmamız gerekiyor. Ya bunu yapacağız bugün sıkıntı çeksekte, yarınımızı kurtaracağız. Yada bugün rahat ediyor gibi gözükeceğiz, ama yarınlarımızı kaybedeceğiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ahmet Erimhan / diğer yazıları
- Sahili olmayan umman / 14.04.2022
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 09.06.2021
- Ümit Özdağ, Hüseyin Baş… Uzaklarda Arama / 06.06.2021
- Birlik ve beraberlik ölümden başka her şeyi yener / 17.05.2021
- Ermeni Meselesi ve Gerçekler / 25.04.2021
- Osmanlı İslamı / 18.04.2021
- Sensizlik, benim şiirim / 11.04.2021
- Fikirlerin halledemediği davaları kan halleder / 04.04.2021
- Dünya bir leştir, taliplileri köpektir! / 28.03.2021
- Rüzgâr eken fırtına biçer / 23.03.2021
























































































