Hazreti Ali (kv), hurma bahçesinde akşama kadar çalışmış, akşam da devesinin üzerine bir çuval hurma yükleyerek evinin yolunu tutmuştu... Devenin yuları, yardımcısı Kamber'in elinde kendisi de önde gidiyordu. Medine'nin içine girdiklerinde yolun kenarından bir ses geldi. Yoksulun biri elini açmış sızlanıyordu:- Ne olur Allah rızası için!.. diyordu.İşte bu sırada sesi duyan Hazreti Ali (ra) ile arkadan deveyi getiren Kamber arasında şu konuşma geçiyor. Hazreti İmam soruyor:- Kamber, ne istiyor bu yoksul?- Hurma istiyor Efendim!- Ver öyleyse!...- Hurma çuvalda Efendim!- Çuvalla ver öyle ise!...- Çuval da devenin üzerinde!...- Deveyle ver öyle ise!...Emri yerine getiren Kamber der ki:- Devenin ipi de benim elimde, demekten korktum. Çünkü beni de deveyle birlikte yoksula vermekte tereddüt etmeyebilirdi.Beddua yerine duaMa'rûf-ı Kerhi Hazretleri bir gün talebelerini toplar Dicle kenarındaki hurmalıklara çekilir sohbet ederler. Bu esnada nehirden bir kayık geçer. İçinde birkaç bıçkın genç. Hem içki içerler, hem şarkı söylerler. Bir ara hepten şirazeden çıkar, naralar atarlar. Talebeler bu edepsizliğe çok bozulur. Hatta içlerinden bazıları- Ah şu kayık bir devrilse de günlerini görseler, derler.Ardarda patlayan kahkahalardan ders yapılamaz olunca mübarek o yana döner. Ellerini açar ve;- Ya Rabbi, Sen bu kullarını dünyada neşelendirdiğin gibi ahirette de neşelendir. Onlara hidayet ve istikamet nasip eyle, der... Hakikaten de gel git zaman, onlar da nasiplenirler hidayetten...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.