Kim bir gönlü hoşnut ederse?
Hz. Ali (a.s.) şöyle buyurdu: "Kim bir gönlü hoşnut ederse, Allah o hoşnutluktan dolayı ona bir lutufta bulunur; ona bir bela eriştiği zaman, bu lutuf, suyun çukura aktığı gibi o belaya doğru akar ve yabancı develer sürüden kovulduğu gibi bu lutuf da o belaları öylece ondan kovar"
19.11.2016 00:00:00
Hz. Ali (a.s.), Kumeyl b. Ziyad en-Nehaî'ye şöyle buyurdu: "Ey Kumeyl, ailene gündüzleri güzel huy kazanmaları peşinde gitmelerini, geceleriyse uyuyanların ihtiyaçlarını gidermeleri için gayret göstermelerini emret. Bütün sesleri duyana and olsun ki, kim bir gönlü hoşnut ederse, Allah o hoşnutluktan dolayı ona bir lutufta bulunur; ona bir bela eriştiği zaman, bu lutuf, suyun çukura aktığı gibi o belaya doğru akar ve yabancı develer sürüden kovulduğu gibi bu lutuf da o belaları öylece ondan kovar."
Hz. Mehdi (a.s.)'ın azameti ve yüceliği hakkında, Hz. Ali (a.s.) şöyle buyurdu: "Onun zamanı ulaştığında, din önderi (hilafet ve saltanat makamına) oturur; derken insanlar sonbaharın bulut parçaları gibi onun etrafına toplanır."
"Husumet ve düşmanlığın, helak edici dertleri vardır."
"Kızlar kemal haddine ulaştıklarında (onu evlendirmede) babanın yakınları (annenin yakınlarından) daha evladır."
Resûlullah (s.a.a.)'in cesaret ve yiğitliği hakkında şöyle buyurdu: "Korku (tandırı) kızışınca, kendimizi Resûlullah ile koruyorduk. Bizden hiç kimse düşmana Peygamber (s.a.a)'den daha yakın değildi."
Hz. Ali (a.s), Muaviye'nin adamlarının Enbar'ı yağmaladıklarını duyduğunda, kendisi yaya olarak Kûfe'den dışarı çıkıp Nuhayle'ye geldi. Halk ona yetişip, "Ey Mü'minlerin Emiri, biz onlara karşı sana yeteriz" deyince şöyle buyurdu: "Kendiniz bana yetmiyorsunuz, başkalarına karşı bana nasıl yeteceksiniz! Halk, benden önce idarecilerin zulmünden şikâyet ederdi; ben ise bugün idarem altındakilerin zulmünden şikâyetçiyim. Sanki idare edilen benim de, idare eden onlar; emredilen benim de emreden onlar!"
Bu arada ashabından iki kişi huzuruna geldi. Onlardan biri, "Ben ancak kendime ve kardeşime malikim. Ey Mü'minlerin Emiri, emret emrini yerim getirelim" dedi, İmam (a.s) da, "İstediğim şey ikinizle nasıl gerçekleşir!" buyurdu.
Hz. Ali (a.s.) buyurdu ki:
"Çok fakir olduğunuzda, sadaka vermekle Allah ile muamelede bulunun."
"Vefasız kimselere vefalı olmak, Allah katında bir çeşit vefasızlık; vefasızlara vefasızlık ise Allah katında vefadır."
"Birçok insan vardır ki ihsan edilmekle azaba yakınlaşır, günahlarının örtülmesiyle mağrur olur ve hakkında güzel söz söylenmesiyle aldanır. Allah hiç kimseyi, insana verdiği fırsat gibi başka bir şeyle imtihan etmemiştir."
"İman, kalpte beyaz bir nokta gibi belirir; iman arttıkça o beyaz nokta da artar."
"İnsanın alıp almayacağı belli olmayan bir alacağı olursa, aldığı zaman, geçmiş olan yılın zekâtını vermelidir."
Hz. Mehdi (a.s.)'ın azameti ve yüceliği hakkında, Hz. Ali (a.s.) şöyle buyurdu: "Onun zamanı ulaştığında, din önderi (hilafet ve saltanat makamına) oturur; derken insanlar sonbaharın bulut parçaları gibi onun etrafına toplanır."
"Husumet ve düşmanlığın, helak edici dertleri vardır."
"Kızlar kemal haddine ulaştıklarında (onu evlendirmede) babanın yakınları (annenin yakınlarından) daha evladır."
Resûlullah (s.a.a.)'in cesaret ve yiğitliği hakkında şöyle buyurdu: "Korku (tandırı) kızışınca, kendimizi Resûlullah ile koruyorduk. Bizden hiç kimse düşmana Peygamber (s.a.a)'den daha yakın değildi."
Hz. Ali (a.s), Muaviye'nin adamlarının Enbar'ı yağmaladıklarını duyduğunda, kendisi yaya olarak Kûfe'den dışarı çıkıp Nuhayle'ye geldi. Halk ona yetişip, "Ey Mü'minlerin Emiri, biz onlara karşı sana yeteriz" deyince şöyle buyurdu: "Kendiniz bana yetmiyorsunuz, başkalarına karşı bana nasıl yeteceksiniz! Halk, benden önce idarecilerin zulmünden şikâyet ederdi; ben ise bugün idarem altındakilerin zulmünden şikâyetçiyim. Sanki idare edilen benim de, idare eden onlar; emredilen benim de emreden onlar!"
Bu arada ashabından iki kişi huzuruna geldi. Onlardan biri, "Ben ancak kendime ve kardeşime malikim. Ey Mü'minlerin Emiri, emret emrini yerim getirelim" dedi, İmam (a.s) da, "İstediğim şey ikinizle nasıl gerçekleşir!" buyurdu.
Hz. Ali (a.s.) buyurdu ki:
"Çok fakir olduğunuzda, sadaka vermekle Allah ile muamelede bulunun."
"Vefasız kimselere vefalı olmak, Allah katında bir çeşit vefasızlık; vefasızlara vefasızlık ise Allah katında vefadır."
"Birçok insan vardır ki ihsan edilmekle azaba yakınlaşır, günahlarının örtülmesiyle mağrur olur ve hakkında güzel söz söylenmesiyle aldanır. Allah hiç kimseyi, insana verdiği fırsat gibi başka bir şeyle imtihan etmemiştir."
"İman, kalpte beyaz bir nokta gibi belirir; iman arttıkça o beyaz nokta da artar."
"İnsanın alıp almayacağı belli olmayan bir alacağı olursa, aldığı zaman, geçmiş olan yılın zekâtını vermelidir."
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.