Kıbrıs'ta bu neyin pazarlığı?
Kıbrıs'ta 15 Mayıs 2015'te başlayan ancak geçen ay İsviçre'de kesintiye uğrayan müzakereler, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın ısrar etmesi üzerine önümüzdeki yıl yine İsviçre'de devam edecek. KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'nın KKTC'nin topraklarının yüzde 20'sinin Rumlara teslim edilmesini öngören müzakerelerde neden bu denli ısrar ettiği ise anlaşılamıyor.
21.12.2016 00:00:00
RECEP BAHAR/HABER-ANALİZ
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis, Kasım ayında İsviçre'de yapılan müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından sekteye uğrayan müzakerelere yeniden devam ediyor. Akıncı, dün bu kapsamda BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide'yi kabul etti.
Bu arada Cumhurbaşkanı Akıncı ile Rum lider Nikos Anastasiadis, 22 Aralık Perşembe günü ara bölgede yeniden bir araya gelecek. İki lider 9 Ocak 2017'de İsviçre'de başlayacak görüşmelere hazırlık kapsamında bir araya gelecek.
İki liderin de dosyasındaki en önemli maddenin, "Yönetim ve Güç Paylaşımında Dönüşümlü Başkanlık" olduğu belirtiliyor. İç siyasi tepkilerden çekinen Anastasiadis, dönüşümlü başkanlığa karşı çıkıyor, Akıncı ise dönüşümlü başkanlığı olmazsa olmaz şart olarak öne sürüyor. Bu arada Türkiye'nin görüşmelerde, "Adada iki kurucu devletin eşitliği temelinde bir çözüm" arayışında ısrarcı olması bekleniyor.
Bu ısrar niye?
Öte yandan İsviçre'de 9 Ocak'ta başlayacak ve görüşmelerde, öngörülen bir federasyonda her iki tarafın kontrol edeceği toprak miktarı gibi kilit konuların yanı sıra AB'nin garantörlüğü gibi konular masaya yatırılacak.
KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, geçen ay İsviçre'de yapılan görüşmelerde şimdiki durumda Ada'nın yüzde 36.2'sini kaplayan KKTC topraklarının yüzde 29.2'ye indirilmesini kabul etmişti. Rum tarafı ise yüzde 28.2'de ısrar etmişti.
Bu arada İsviçre'deki görüşmelerde 12 Ocak'ta düzenlenecek konferansa ise Türk ve Rum tarafları dışında garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ile uluslararası kuruluşlardan temsilciler de katılacak.
Kanlı Noel hatırlatması
Öte yandan KKTC Başbakan Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs sorununun adil ve kalıcı çözüme kavuşturulması için yapıcı ve fedakâr tavrını bugüne kadar her fırsatta ortaya koyduğunu kaydetti.
21-25 Aralık Milli Mücadele ve Şehitler Haftası nedeniyle yayınladığı mesajında Kıbrıs konusuna da değinen Özgürgün, "21 Aralık 1963 tarihi 'Kanlı Noel' olarak tarihe geçen ve Kıbrıs Türkleri için unutulması mümkün olmayan bir gerçektir. Rum-Yunan ikilisinin adayı Yunanistan'a bağlama hedefiyle, silah zoru ile sayısız masum Kıbrıs Türkü katledilmiş, binlerce insan göçe zorlanmış ve insanlık dışı muamelelere maruz kalmıştır."
Türkiye'nin garantörlüğü sulandırılmasın
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş da, Milli Mücadele ve Şehitler Haftası vesilesiyle yayımladığı mesajda, Kıbrıs sorununun çözümünde Türkiye'nin garantörlüğünü sulandırmaya yönelik her türlü plana karşı durma çağrısında bulundu.
KKTC 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu da, Kıbrıs Türk halkının bugün Kuzey Kıbrıs'a vatanı diyebiliyorsa, bir devlet kurmuş güven içinde yaşıyor, bazı sıkıntılar rağmen geleceğe umutla bakabiliyorsa bunun 21-25 Aralık'ta verilen destansı mücadele sayesinde olduğunu belirtti.
21 Aralık 1963'te Kıbrıs Türklerini yok etme planı olan Akritas'ın yürürlüğe konulduğunu ve kısa sürede Ada'nın bütününün Yunan hegemonyasına alınmasının hedeflendiğini belirten Eroğlu, "Ancak mukavemetçi, mücahit Kıbrıs Türkü adanın her yanında Enosis'e karşı canı, kanı pahasına direndi, Rum-Yunan ikilisinin hayallerini boşa çıkardı. Kıbrıs Türkü asla siyasi eşitliğinden, yönetime etkin katılımdan, Kıbrıs Türk Kurucu Devleti'nde nüfus ve mülkiyette sarih çoğunluğun Kıbrıs Türkü'nde olmasından, Kıbrıs Türk halkının iradesinin Rum oyları ile çarpıtılmadan sandığa yansımasından, varılacak antlaşmanın Avrupa Birliği'nin birincil hukuku haline gelmesinden, toprak düzenlemesi adı altında insanımızın yuvasından edilmemesi siyasetinden asla vazgeçemeyeceğinin bilinmesi gerekir" dedi.
48 yıllık mesele 3 günde çözülmez
Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Atun, Ocak ayında Cenevre'de yapılacak Kıbrıs görüşmelerine yaptığı değerlendirmede, "Ocakta yapılacak toplantıda, halen açık olan 6 başlık ve bu başlıklar içindeki üzerinde mutabakata varılmamış 50 konu tartışılacaktır. Bu üç gün içerisinde söz konusu 50 konu üzerinde mutabakata varılması çok zordur. 48 yılda yapılamayan mutabakat 3 gün içinde tamamlanmak istenmektedir" dedi.
Rusya, Türkiye'nin yanında yer alabilir
İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni, BM'nin Kıbrıs görüşmeleri konusunda Türkiye üzerinde baskı kurmaya çalıştığını, BM'nin gözlemciliğinde düzenlenecek beşli bir görüşmenin ikili görüşmelerden daha riskli olduğunu kaydetti.
Avrupa'nın Kıbrıs konusunda çifte standart uyguladığını ve AB'nin Türkiye'yi zayıflatmaya çalıştığını, Kıbrıs konusunda Rusya'nın ise Türkiye'nin yanında yer alabileceğini ifade eden Köni, "Rusya, Karadeniz'de Türkiye'ye muhtaç ayrıca Ortadoğu'da da Türkiye ile uzlaştı. Batı'nın ve ABD'nin yıllarca empoze etmeye çalıştığı 'Rus korkusu' artık yok. Eğer Rusya, Türkiye'nin dostluğunun devamlı olacağı konusunda ikna olmuşsa Kıbrıs'ta ikili çözüm konusunda Türkiye'nin yanında yer alır" diye konuştu.
Köni, Kıbrıs'ta bulunan İngiltere'nin üslerini, İngiltere'yi değil AB ve ABD adına Ortadoğu'yu kontrol etmek üzere kurduğunu belirtti.
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis, Kasım ayında İsviçre'de yapılan müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından sekteye uğrayan müzakerelere yeniden devam ediyor. Akıncı, dün bu kapsamda BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide'yi kabul etti.
Bu arada Cumhurbaşkanı Akıncı ile Rum lider Nikos Anastasiadis, 22 Aralık Perşembe günü ara bölgede yeniden bir araya gelecek. İki lider 9 Ocak 2017'de İsviçre'de başlayacak görüşmelere hazırlık kapsamında bir araya gelecek.
İki liderin de dosyasındaki en önemli maddenin, "Yönetim ve Güç Paylaşımında Dönüşümlü Başkanlık" olduğu belirtiliyor. İç siyasi tepkilerden çekinen Anastasiadis, dönüşümlü başkanlığa karşı çıkıyor, Akıncı ise dönüşümlü başkanlığı olmazsa olmaz şart olarak öne sürüyor. Bu arada Türkiye'nin görüşmelerde, "Adada iki kurucu devletin eşitliği temelinde bir çözüm" arayışında ısrarcı olması bekleniyor.
Bu ısrar niye?
Öte yandan İsviçre'de 9 Ocak'ta başlayacak ve görüşmelerde, öngörülen bir federasyonda her iki tarafın kontrol edeceği toprak miktarı gibi kilit konuların yanı sıra AB'nin garantörlüğü gibi konular masaya yatırılacak.
KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, geçen ay İsviçre'de yapılan görüşmelerde şimdiki durumda Ada'nın yüzde 36.2'sini kaplayan KKTC topraklarının yüzde 29.2'ye indirilmesini kabul etmişti. Rum tarafı ise yüzde 28.2'de ısrar etmişti.
Bu arada İsviçre'deki görüşmelerde 12 Ocak'ta düzenlenecek konferansa ise Türk ve Rum tarafları dışında garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ile uluslararası kuruluşlardan temsilciler de katılacak.
Kanlı Noel hatırlatması
Öte yandan KKTC Başbakan Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs sorununun adil ve kalıcı çözüme kavuşturulması için yapıcı ve fedakâr tavrını bugüne kadar her fırsatta ortaya koyduğunu kaydetti.
21-25 Aralık Milli Mücadele ve Şehitler Haftası nedeniyle yayınladığı mesajında Kıbrıs konusuna da değinen Özgürgün, "21 Aralık 1963 tarihi 'Kanlı Noel' olarak tarihe geçen ve Kıbrıs Türkleri için unutulması mümkün olmayan bir gerçektir. Rum-Yunan ikilisinin adayı Yunanistan'a bağlama hedefiyle, silah zoru ile sayısız masum Kıbrıs Türkü katledilmiş, binlerce insan göçe zorlanmış ve insanlık dışı muamelelere maruz kalmıştır."
Türkiye'nin garantörlüğü sulandırılmasın
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş da, Milli Mücadele ve Şehitler Haftası vesilesiyle yayımladığı mesajda, Kıbrıs sorununun çözümünde Türkiye'nin garantörlüğünü sulandırmaya yönelik her türlü plana karşı durma çağrısında bulundu.
KKTC 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu da, Kıbrıs Türk halkının bugün Kuzey Kıbrıs'a vatanı diyebiliyorsa, bir devlet kurmuş güven içinde yaşıyor, bazı sıkıntılar rağmen geleceğe umutla bakabiliyorsa bunun 21-25 Aralık'ta verilen destansı mücadele sayesinde olduğunu belirtti.
21 Aralık 1963'te Kıbrıs Türklerini yok etme planı olan Akritas'ın yürürlüğe konulduğunu ve kısa sürede Ada'nın bütününün Yunan hegemonyasına alınmasının hedeflendiğini belirten Eroğlu, "Ancak mukavemetçi, mücahit Kıbrıs Türkü adanın her yanında Enosis'e karşı canı, kanı pahasına direndi, Rum-Yunan ikilisinin hayallerini boşa çıkardı. Kıbrıs Türkü asla siyasi eşitliğinden, yönetime etkin katılımdan, Kıbrıs Türk Kurucu Devleti'nde nüfus ve mülkiyette sarih çoğunluğun Kıbrıs Türkü'nde olmasından, Kıbrıs Türk halkının iradesinin Rum oyları ile çarpıtılmadan sandığa yansımasından, varılacak antlaşmanın Avrupa Birliği'nin birincil hukuku haline gelmesinden, toprak düzenlemesi adı altında insanımızın yuvasından edilmemesi siyasetinden asla vazgeçemeyeceğinin bilinmesi gerekir" dedi.
48 yıllık mesele 3 günde çözülmez
Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata Atun, Ocak ayında Cenevre'de yapılacak Kıbrıs görüşmelerine yaptığı değerlendirmede, "Ocakta yapılacak toplantıda, halen açık olan 6 başlık ve bu başlıklar içindeki üzerinde mutabakata varılmamış 50 konu tartışılacaktır. Bu üç gün içerisinde söz konusu 50 konu üzerinde mutabakata varılması çok zordur. 48 yılda yapılamayan mutabakat 3 gün içinde tamamlanmak istenmektedir" dedi.
Rusya, Türkiye'nin yanında yer alabilir
İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni, BM'nin Kıbrıs görüşmeleri konusunda Türkiye üzerinde baskı kurmaya çalıştığını, BM'nin gözlemciliğinde düzenlenecek beşli bir görüşmenin ikili görüşmelerden daha riskli olduğunu kaydetti.
Avrupa'nın Kıbrıs konusunda çifte standart uyguladığını ve AB'nin Türkiye'yi zayıflatmaya çalıştığını, Kıbrıs konusunda Rusya'nın ise Türkiye'nin yanında yer alabileceğini ifade eden Köni, "Rusya, Karadeniz'de Türkiye'ye muhtaç ayrıca Ortadoğu'da da Türkiye ile uzlaştı. Batı'nın ve ABD'nin yıllarca empoze etmeye çalıştığı 'Rus korkusu' artık yok. Eğer Rusya, Türkiye'nin dostluğunun devamlı olacağı konusunda ikna olmuşsa Kıbrıs'ta ikili çözüm konusunda Türkiye'nin yanında yer alır" diye konuştu.
Köni, Kıbrıs'ta bulunan İngiltere'nin üslerini, İngiltere'yi değil AB ve ABD adına Ortadoğu'yu kontrol etmek üzere kurduğunu belirtti.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.